Sınavın Ötesinde Bir Yaşam: Gençlere ve Velilere Küçük Bir Nefes Alanı

Yazar: Uzman Psikolog Zeynep Taşel Günal

Haziran ayı kapımızı çalarken, pek çok evde benzer bir telaş, benzer bir nefes tutma hali yaşanabiliyor. Liseye giriş sınavı (LGS) ve üniversiteye giriş sınavı (YKS) hızla yaklaşırken evlerin havası değişebiliyor, konuşulan konular hep sınav etrafında dönebiliyor. Zihinler çözülen deneme sayılarıyla, eksik kalan konularla ve henüz gerçekleşmemiş bir geleceğin kaygısıyla dolup taşabiliyor. Hem gençler hem de anne babalar kendilerini büyük bir maratonun son düzlüğüne gelmiş bulunuyorlar. Ancak bu yoğun koşturmacanın içinde, herkesin durup derin bir nefes almaya ve çok temel bir soruyu sormaya ihtiyacı olabilir. Bugün, bu sürecin içindeki herkese bir dost şefkatiyle yaklaşmak hepimize iyi gelecektir.

Sevgili gençler, zihninizin içindeki o kalabalık odayı tahmin etmek hiç de zor değil. Gelecek kaygısı, beklentiler ve "Ya başaramazsam?" kaygısının yarattığı baskı omuzlarınızı ağırlaştırıyor olabilir. Ancak bilmelisiniz ki hayat, ne geçmişteki deneme sınavlarında ne de gelecekteki o optik formda akıyor. Gerçek olan tek şey, tam da şu an aldığınız nefestir. Sınavlar, hayattaki potansiyelinizi gerçekleştirmek için sadece birer araç olarak görülebilir fakat sizin değerinizi belirleyen birer ölçü birimi değildir. Bu süreçte genel iyi oluş halinizi korumak, alacağınız puandan çok daha kıymetlidir. Kendinize karşı acımasız olmayı bırakıp bugüne kadar verdiğiniz tüm emeği fark edin, kendinizi kutlayın ve kendinize şefkatle sarılın.

Değerli veliler, sizlerin de çocuklarınız için en iyisini istediğinizi, onların geleceği adına en az onlar kadar kaygılandığınızı görebiliyoruz. Ancak bu dönemde çocukların bir liderden ziyade, sakin bir sığınağa ihtiyaçları olabiliyor. Onların kaygılarını azaltmanın yolu, genellikle kendi kaygılarımızı yönetebilmekten geçiyor. Sürdürülebilir bir iyi oluş ortamı yaratmak için evdeki sınav gündemini biraz olsun esnetmek faydalı olabilir. Çocuklarınıza sadece başarı odaklı değil, her koşulda yanlarında olduğunuzu hissettiren bir şefkatle yaklaşmayı seçebilirsiniz. Onların şu an en çok ihtiyaç duyduğu şeyin koşulsuz kabul ve güven hissi olduğunu unutmamak bu stresli süreci kolaylaştıracaktır.

Peki bu son günlerde hem gençler hem de aileler stresi azaltmak adına neler yapabilirler?

Öncelikle gün içinde küçük duraklar yaratmak zihni rahatlatabilir. Sadece beş dakika boyunca derslerden ve sınav konuşmalarından uzaklaşarak derin nefes egzersizleri yapmak kaygıyı dengelemeye yardımcı olabilir. Bir diğer etkili yöntem ise yazmak olabilir. Gençler zihinlerindeki tüm karmaşayı ve korkuları bir kağıda yazarak duygularını somutlaştırabilir. Aileler ise sınav dışı konulara odaklanan, birlikte keyif alınan açık havada kısa yürüyüşler veya küçük sohbetler planlayabilirler.

Sonuç olarak sınavlar gelir ve geçer ancak çocuklarınızla kurduğunuz bağ ve onların ruh sağlığı her zaman kalıcıdır. Bugün hem kendinize hem de çocuğunuza "Şu an bizim neye ihtiyacımız var?" sorusunu sorabilirsiniz. Belki sadece biraz sessizliğe, belki bir sarılmaya, belki de "Elimden geleni yapıyorum ve bu yeterli" diyebilmeye ihtiyacınız vardır. Kendi ihtiyaçlarınızı fark ettiğinizde ve bu sürece şefkatle yaklaştığınızda, sınav baskısının yerini çok daha huzurlu bir iyi olma haline bıraktığını fark edebilirsiniz.

Sınava girecek tüm lise ve üniversite adaylarına başarılar diliyorum, her şey gönlünüzce olsun.