İlişkiler, insanın en derin ihtiyaçlarından birine, bağ kurma ihtiyacına temas eder. Ancak her bağ besleyici değildir. Bazen bir romantik ilişkinin içinde yavaş yavaş küçüldüğünüzü, sesinizin azaldığını, sürekli tetikte olduğunuzu fark edersiniz. İşte bu noktada durup sormak gerekir: Bu ilişki bana gerçekten iyi geliyor mu?
Özellikle narsistik kişilik özelliklerinin baskın olduğu ilişkilerde bu soru daha görünür hale gelir. Psikoloji literatüründe narsisizm; abartılı benlik algısı, yoğun beğenilme ihtiyacı, empati eksikliği ve eleştiriye karşı aşırı hassasiyetle tanımlanır. Araştırmalar, yüksek narsistik özelliklere sahip bireylerin romantik ilişkilerin başlangıcında çekici, özgüvenli ve etkileyici algılanabildiğini ancak zamanla karşı tarafın duygusal ihtiyaçlarına duyarsızlaşabildiklerini göstermektedir. İlişkide güç dengesizliği oluşabilir. Sürekli haklı olma çabası, sorumluluk almaktan kaçınma, manipülasyon, suçluluk hissettirme ya da günümüzde “gaslighting” olarak adlandırılan gerçekliği çarpıtma davranışları görülebilir.
Peki bir ilişkinin size iyi gelmediğini nasıl anlarsınız?
Öncelikle ilişkinizdeki duygusal iklime bakın. Bu ilişkinin içinde kendinizi çoğunlukla nasıl hissediyorsunuz? Değerli ve güvende mi, yoksa yetersiz, suçlu ya da tedirgin mi? Sağlıklı ilişkilerde çatışmalar olması normaldir; ancak kişi kendi bu ilişkide güvende hisseder. Toksik ilişki olarak adlandırdığımız bize zarar veren ilişkilerde ise, belirsizlik ve kaygı baskındır. Sürekli karşı tarafın ruh haline göre davranma ihtiyacı, “yanlış bir şey söyler miyim” endişesi, kendi ihtiyaçlarınızı erteleme ve sınırlarınızın ihlal edilmesi önemli işaretlerdir.
Bilimsel çalışmalar, sağlıksız ilişki dinamiklerinin uzun vadede kişinin stres düzeyini artırdığını ve benlik saygısını zayıflattığını göstermektedir. Özellikle duygusal manipülasyona maruz kalan kişilerde öz-değer algısında düşüş, karar verme güçlüğü ve kendinden şüphe etme daha sık görülüyor. Çünkü toksik ilişkilerde sorun tekil değildir; döngüseldir. Özür dilenir ama davranış değişmez. Sorun konuşulur ama sorumluluk alınmaz. Kırılma olur, ardından yoğun ilgi gelir ve umut tazelenir. Bu dalgalı yapı bağlanmayı daha da karmaşık hale getirir.
Toksik bir ilişkiyi anlamanın bir diğer yolu sınırlarınıza bakmaktır. “Hayır” dediğinizde neler olur? Sınırlarınız saygıyla mı karşılanır, yoksa cezalandırılır mı? Sağlıklı bir ilişkide sınır koymak yakınlığı zedelemez; aksine güveni artırır.
Uzaklaşmak ise çoğu zaman ilişkide en zor aşamadır. Çünkü toksik ilişkiler yalnızca olumsuzluklardan ibaret değildir; arada yoğun ilgi, sevgi gösterileri ve umut veren anlar da vardır. Bu dalgalı yapı bağı güçlendirir. Bu nedenle uzaklaşma kararı genellikle net bir olaydan değil, birikmiş bir farkındalıktan doğar. Süreçte güvendiğiniz kişilerle konuşarak sosyal destek almak ve mümkünse bir ruh sağlığı uzmanından destek almak koruyucu olabilir. Özellikle manipülasyon içeren ilişkilerden çıkarken dış bir perspektif, yaşadığınız dinamiği daha net görmenize yardımcı olur.
Son olarak...
Şunu hatırlamak önemli: Sağlıklı bir ilişki, kimliğinizden ödün vermenizi gerektirmez. Kendinizi sürekli açıklamak, savunmak ya da küçültmek zorunda kalmıyorsanız; duyulduğunuzu ve değer gördüğünüzü hissediyorsanız, o ilişki besleyicidir. İlişkilerde asıl ölçüt yoğunluk değil, güvenliktir.
Bazen en güçlü adım, sizi tüketen bir bağdan uzaklaşarak kendinize yaklaşmaktır.
Yazar: Uzman Psikolog Zeynep Taşel Günal