ANAN ÖLE
Çok efkarlı bir türkü, özellikle de uzun hava dinlerken birdenbire efkarlanıp bi “off” çekersin ve Söyleyen sanatçıya veya kişiye, uzun havayı çok beğendiğin için “Anan öle, anan öle dersin ya… İşte bu deyim Elazığ’da çok kullanılan bir deyimdir. Şahsen ben bile çok kullanmışımdır.
Geçenlerde sosyal medyada bir türkü paylaşmıştım ve altına gelen yorumlardan birinde “Anan öle, anan öle Bedo” diye yazmışlardı. Bu yoruma hemen biri de cevap yazarak “Yav niye anası ölsün?” demişti. İşte bu cevabı yazan, kaynanasını çok seven, ölmesine razı olmayan kişi eniştem Naim Timuroğlu'ydu. Kaynana seven bir damat görünce siz de şok oldunuz değil mi? Bizim enişte THY’den emekli bir pilot; havada saatte 800 km hızla giden uçağı kullani ama karada 70 km hızı geçmez. Böyle de ilginç bir adam.
“Anan öle” mevzusuna niye girdim, bilisiz. Merakımdan girdim. Hani argoda bir espri vardır ya, “Şair burada ne demek istemiş?” diye… Şimdi ben de sorim: “Anan öle” diyenler burada ne demek istiler ? Analarımızın suçu ne? Onlara beddua mı edili, yoksa dolaylı olarak başka bir şey mi anlatılmaya çalışıli ? Anlayan bilen parmak kaldırsın… Pardon, yazsın; biz de bilek gardaş.
****
YERİN KULAĞI VAR
Gardaş, benden size bir tavsiye: Sosyal medyada bazı hesaplar üzerinden yazışisiz ya… İşte bu yazışmalarınıza dikkat edin. Hele belden aşağı, kimseyle fazla yazışmayın. “Aramızda kalır, kimse duymaz, görmez” diye düşünmeyin. Yerin kulağı var. Bir gün bir bakmışsız her şey kabak gibi ortada.
Yok öyle canım, cicim, aşkım, kiraz dudaklım, yerim, ham ederim, hele bir makas ver falan gibi ifadelerden uzak durun. İster sevdiğiniz, ister helalliğiniz olsun, isterse başka bi şey… Valla o yazışmaları önünüze bir dökerlerse daha insan içine falan da çıkamazsız. Benden söylemesi. Sonra “demedi” demiyesiz.
Oldu ki yazıştız, yani şeytana uyduz bir halt ettiz… İşte o zaman da şifreli yazışın. Mesela “Elma gibi yanaklardan, kiraz gibi dudaklardan, zeytin gibi gözlerden heresinden yarımşar kilo versene” diye yazarsaz kimse birilerine yürüdüğünüzü anlamaz, sizi alışveriş yapi zanneder.
Ha bir şey daha hatırlatam: Yazışma saatlerinizi de iyi seçin. En uygun saat yatsı namazıyla sabah namazı arasıdır. Yatağa girip yorganı kafaya çekersiz ve zuladan yazarsız. Kimse de ayıkmaz. Biri “Şşşt, ne yapisin?” diye sorarsa falan, “Dosyaları incelim”, “Yarım kalan işlere bakim” dersiz. Yav siz de her işi benden beklisiz. Ben mi size akıl verem? Koskoca çoluk çocuk, torun sahibi insanlarsız; hovardalık yapmayı bile beceremisiz.
****
SIRADA Kİ GELSİN
Geçen hafta Elazığ bakan madeni, en iyi bakan yardımcıları Elazığ dan çıkar diye yazınca ve iki gün sonra bakan yardımcılarımız görevden alınınca Pusu da yatan Yücel Çakmak " Ahan da Bedri abe Nazar etti, hele bi kaç kişi için de yaz onlar da gitsin sende de ne nazar varmış" diye bi yazı döşedi. Az kalsın ben de kendime "şom ağızlı" deyecekken yeni atanan bakan yardımcılarının arasına Elazığ'lı iki yeni bakan yardımcısı daha sıkıştırdık ve ben haklı çıktım. Bakan yardımcıları şehri Elazığ ! diye övünmeye devam edem. Bakın iki bakan yardımcısının yanına bir de Elazığ' lı bir vali daha ekledik. Yücel Çakmak nurtopu gibi iki yeni bakan yardımcımız daha oldu. Demek ki ben de şom ağızlılık ve nazar yokmuş. Bi bakışla insanları kurutmumişim gardaş.