Uzun sayılmasa da epey zamandır elime bir şiir kitabı alıp okumamıştım. Doğrusu, kitapçı raflarında şiir kitaplarının önünde durup sayfalarını çevirme alışkanlığımı da farkına varmadan kaybetmiştim. İçimde giderek sessizleşen bir şiir ikliminin hüznü vardı. Zaman zaman, "Acaba Türkiye bir şiir ve şair fetret devrini mi yaşıyor?" diye düşünmeden edemiyordum. Sanki kelimeler eski sıcaklığını yitirmiş, mısralar bir zamanlar gürül gürül akan bir pınarın kuruyan yatağına dönüşmüştü.
Takip ettiğim edebiyat dergilerinin sayısı azalsa da şiirin ateşini diri tutmaya çalışan birkaç dergi hâlâ varlığını sürdürüyordu. Onların sayfaları arasında dolaşırken bazen tek bir şiir, bazen yalnızca bir mısra, uzun zamandır karanlıkta kalan ruhuma ince bir ışık gibi dokunuyordu. Çünkü gerçek şiir yalnızca okunmaz; insanın içine işler, hayalini zenginleştirir, gönlünde yeni kapılar açar ve okurunu kendi dünyasının sessiz bir sakini hâline getirir.
Bir vesileyle elime Tarık Kılıçarslan'ın “ŞİİR SIR ve SABIR” adlı şiir kitabı geçti. Daha kapağını açarken insanı içine çeken dingin bir iklim hissediliyordu. Sayfaları çevirdikçe kendimi kelimelerle örülmüş zarif bir bahçede dolaşıyor gibi hissettim. Her şiir farklı renkte açan bir çiçek, her mısra gönlün en kuytu köşesine düşen serin bir yağmur damlası gibiydi. Kitabı yalnızca okumadım; dizelerinin arasında yürüdüm, onların sesine kulak verdim, kimi zaman hüzünlendim, kimi zaman umutlandım. Kendimi kısa sürede bu şiir dünyasının içinde buldum desem abartmış olmam.
Şiirleri okudukça, şairin aldığı ödüllerin tesadüf olmadığını anlamak zor değildi. Dildeki sadelik, imgelerdeki zenginlik ve duyguyu gösterişe kaçmadan okura ulaştıran anlatım gücü, uzun yılların şiir emeğini açıkça hissettiriyordu. Her şiir ilk okuyuşta ayrı bir tat bırakıyor, yeniden dönüldüğünde ise daha önce fark edilmeyen anlam katmanlarını usul usul açığa çıkarıyordu.
Tarık Kılıçarslan, Çukurova'nın bereketli ve münbit topraklarında yüzyıllardır yeşeren şiir geleneğine güçlü bir halka daha ekliyor. Bu kadim coğrafya yalnızca pamuğun, buğdayın ve portakal çiçeklerinin değil; sözün, türkünün ve şiirin de bereketini taşımıştır. Karacaoğlan'ın gönül diliyle, Dadaloğlu'nun yiğit sesiyle yankılanan bu topraklar bugün Tarık Kılıçarslan'ın dizelerinde yeniden nefes alıyor.
Elbette her şair kendi sesini kurar. Ancak “ŞİİR SIR ve SABIR” dikkatle okunduğunda, Kılıçarslan'ın halk şiirimizin köklü damarından beslendiği, bu büyük mirası çağdaş bir duyarlıkla yeniden yorumladığı açıkça görülüyor. Onun şiirlerinde Karacaoğlan'ın içtenliği, Dadaloğlu'nun vakur duruşu ve Çukurova'nın bereketli toprağından yükselen hayat kokusu aynı potada eriyerek kendine has bir şiir iklimi oluşturuyor.
Kitabın dizeleri arasında dolaşırken insan kendisini yalnızca bir şiir kitabının sayfalarında değil, Çukurova'nın yetiştirdiği nice romancı ve hikâyecinin kurduğu edebiyat coğrafyasında gezer gibi hissediyor. Bir mısrada Toroslar'ın serin yeli yüzünüze değiyor; bir başkasında pamuk tarlalarının bembeyaz ufku gözlerinizde canlanıyor. Zakkumların rengi, portakal çiçeklerinin kokusu, bereketli ovanın sıcaklığı ve Çukurova insanının samimiyeti dizelerin arasından sessizce yükselerek okuru sarıp sarmalıyor. Bazen bir zakkum dalına tutunmuş bir sözle karşılaşıyor, bazen de o söz uzun bir yolculuğa çıkarak İstanbul'un ufkunda Kız Kulesi'ni seyreden hüzünlü mısralara dönüşüyor. Şair yaşadığı coğrafyayı anlatmakla yetinmiyor; onu duyguya dönüştürüyor, kelimelerle yeniden kuruyor.
İşte “ŞİİR SIR ve SABIR”, böylesine güçlü bir şiir kitabıdır. Günümüzün gürültülü ve giderek çoraklaşan edebiyat ortamında okuruna yeni bir soluk, yeni bir duyarlık sunuyor. Şiirin hâlâ insan ruhunu besleyen en güçlü kaynaklardan biri olduğunu hatırlatıyor; sabrın, umudun, sevginin ve insan olmanın inceliklerini yalın ama etkileyici bir dille dile getiriyor.
Şiire gönül verenlerin, hele hele kendisini şiirin yolcusu sayanların “ŞİİR SIR ve SABIR”'ı mutlaka okumalarını ve Tarık Kılıçarslan'ın şiir dünyasını yakından tanımalarını isterim. Çünkü bazı kitaplar okunur ve zamanla unutulur; bazıları ise okurun hafızasında ve gönlünde yaşamaya devam eder. “ŞİİR SIR ve SABIR”, her yeniden okuyuşta farklı anlamlar fısıldayan,
Çukurova'nın bereketli kültür iklimini Türk şiirinin zengin damarlarıyla buluşturan ve çağdaş şiirimiz adına umut veren eserlerden biri olarak uzun yıllar hatırlanmayı hak ediyor.
112 sayfadan oluşan ve 80 şiirin yer aldığı ‘Şiir, Sır ve Sabır’ adlı eseri, Ekrem Yayınevi’nden temin edebilirsiniz. İletişim: 0505 825 09 12