Bazen Her Şeyin Yanması Gerekir
1914 yılının dondurucu bir kış akşamıydı.Thomas Edison’un yıllarını verdiği devasa laboratuvar bir anda alevlerin içinde kaldı. Yılların emeği, icatlar, notlar, çizimler, prototipler… Bir insanın hayatından geriye kalan ne varsa gözlerinin önünde yanıyordu.Edison o zaman 67 yaşındaydı. Böylesi bir manzara karşısında insanın ne söyleyeceğini bilememesi tabi ki doğal olan şey…Öfke, çaresizlik, pişmanlık, isyan… Hepsi aynı anda insanın üzerine çöker yaaa…Ama Edison oğluna dönüp sakin bir sesle şöyle dedi:
“Koş, anneni çağır. O da görsün. Bir daha hayatı boyunca böyle devasa bir yangını göremeyecek.”
Ertesi sabah, kül olmuş laboratuvarının enkazı arasında dolaşırken ise şu cümleyi söylediği anlatılır:
“Bütün hatalarımız yandı bitti. Çok şükür, artık sıfırdan başlayabiliriz.”
Belki de insanın hayata karşı öğrenebileceği en büyük derslerden biri burada saklıdır.
Çünkü hayat bazen elimizdekileri bizden alır.Bir iş biter.Bir ilişki sona erer.Bir dostluk kırılır.Bir hayal gerçekleşmez.Yıllarca emek verdiğimiz bir şey bir gecede anlamını yitirir.Ve biz, kaybettiğimiz şeyin ardından uzun süre sadece küllerine bakarız.
“Keşke…”
“Ya şöyle olsaydı…”
“Bunca yıl boşuna mı geçti?” daha neler neler…
Oysa bazı yıkımlar yalnızca son değildir.
Bazı yıkımlar, yeni bir başlangıcın temizlenmiş alanıdır.
Hayatımız boyunca taşıdığımız bazı yükler vardır. Eski kırgınlıklar, yanlış kararlar, başkalarının bizden bekledikleri, kendimize söylediğimiz ağır sözler, artık bize hizmet etmeyen alışkanlıklar…Bunların hepsini yanımızda taşımaya çalışırken yeni bir hayata yer açamayız.Bazen insanın yeniden başlayabilmesi için önce eski hayatının bazı parçalarını geride bırakması gerekir.Çünkü yeni bir sayfa açmak, yalnızca yeni cümleler yazmak değildir.Eski cümlelerin artık bizi yönetmesine izin vermemektir.Belki senin hayatında da bir şeyler yanıyordur şu sıralar.
Bir planın…
Bir ilişkin…
Bir beklentin…
Bir hayalin…
Ya da yıllardır kendin hakkında taşıdığın bir düşünce…
Bırak bazı şeyler bitsin.
Her bitiş başarısızlık değildir.
Bazı kapıların kapanması, yanlış yerde beklemekten kurtulmaktır.
Bazı insanların hayatımızdan çıkması, yalnız kalmak değil; kendimize yeniden yaklaşmaktır.
Bazı hayallerin gerçekleşmemesi ise hayatın bize başka bir yol göstermesidir.
Ve bazen insan, kaybettiği şeyin büyüklüğünü değil, o şey gittikten sonra içinde açılan boşluğun neyle dolacağını düşünmelidir.
Edison’un laboratuvarı yandı.Ama Edison’un üretme cesareti yanmadı.Çünkü insanı güçlü yapan şey sahip oldukları değildir.Kaybettiklerinden sonra yeniden ayağa kalkabilme iradesidir.Belki de hayat bize zaman zaman şunu söylemek için bazı şeyleri elimizden alıyordur:
“Burası artık senin yerin değil.”
“Bu yük artık sana ait değil.”
“Bu hikâye burada bitti.”
“Şimdi yeniden yazabilirsin.”
O yüzden bugün hayatında bir şeyler dağılıyorsa, hemen bunun son olduğunu düşünme.
Belki de hayat, yıllardır taşıdığın gereksiz yükleri senden ayıklıyordur.
Belki de bazı küllerin altında yeni bir başlangıç saklıdır.
Ve belki bir gün, geriye dönüp baktığında anlayacaksın ki;
Kaybettiğimi sandığım şey, aslında yeniden başlayabilmem için önümden çekilmesi gereken şeymiş.
Çünkü bazen hayatın sana verebileceği en büyük fırsat, her şeyi yeniden vermek değil;
sana her şeyi yeniden kurabileceğin bir başlangıç bırakmaktır.