70 Yıllık Misafirlik: Bolluk İçinde Yokluk, Teknolojiyle Gelen Yıkım
Dünya aslında cömert bir ev sahibi. Toprağına baksanız herkese yetecek kadar ekmeği, göğüne baksanız her haneyi ısıtacak kadar güneşi, herkese yetecek kadar suyu ve barınağı var. Rakamlar yalan söylemez; bugün dünyada üretilen gıda, mevcut nüfusun neredeyse iki katını doyurmaya yetecek düzeyde. Ancak ne hikmetse, bu muazzam sofra kurulmuş olmasına rağmen sandalyeler kasten kırılmış gibi; bir yanda bolluktan zehirlenen bir azınlık, diğer yanda bir kap çorbaya muhtaç milyonlar var.
Asıl trajedi ise bu adaletsizliği çözebilecek olan "insan zekasının" odak noktasıdır. Sorun kıtlık değil, vicdandır; sorun imkânsızlık değil, doymak bilmeyen hırstır.
Bilgi Arttı, Bilgelik Sustu
Bir zamanlar teknoloji, insanın yükünü hafifletmek ve yaşamı yüceltmek için vardı. Şimdi ise insanı ortadan kaldırmak için birbiriyle yarışıyor. Bugün İnsansız Hava Araçları (İHA), hipersonik füzeler ve hayalet uçaklar üzerine harcanan AR-GE bütçeleri, dünyadaki açlığı veya kanseri bitirmek için gereken kaynağın katbekat üstünde. Bilim insanları hayat kurtaracak ilaçlar yerine, daha "steril" ve "uzaktan kumandalı" yok etme yöntemleri geliştirmek için fon bulabiliyor.
İnsanlık teknolojik olarak devleşirken, ahlaki olarak aynı hızda ilerleyemedi. Gökyüzü artık umut değil, yüksek teknolojili bir tehdit taşıyor. Bir ülke, bir düğmeye basarak binlerce kilometre ötede yıkım başlatabiliyor; ama aynı hızla yoksulluğu ortadan kaldıramıyor. Çünkü savaş bir yatırım, barış ise fedakârlık gerektiriyor.
75 Yıllık Bir Göz Kırpması
İşin en absürt tarafı ise zamanlamamız. Evrenin milyarlarca yıllık ömrü içinde, bir insanın bu dünyadaki serüveni ortalama 70-75 yıl. Bir göz kırpması kadar kısa... Bu kadar kısa bir yolculuk için bu kadar büyük bir nefret, bu kadar devasa silah depoları niye? Tarih bize defalarca gösterdi: Savaşın kazananı yoktur. Bir cepheye bayrak dikilirken, insanlık koca bir mevzi kaybediyor. Yıkılan sadece şehirler değil; güven, merhamet ve gelecek umudu oluyor.
Sonuç: Birbirimize Yetmeyi Öğrenmek
Birleşmiş Milletler’den NATO’ya kadar küresel yapılar "güvenlik"ten söz ediyor; fakat güvenliğin en temel şartı olan adalet her zaman erteleniyor. Oysa barış, savaştan çok daha ucuzdur. Savaşın maliyeti sadece para değildir; asıl maliyet kaybedilen nesillerdir.

"Gerçek ilerleme; daha hızlı jet yapmak değil, daha güçlü bir merhamet inşa etmektir."

Bizler bu dünyada sadece birer misafiriz. 75 yıllık kısa bir konaklamada, sığamadığımız bu koca gezegende birbirimizi yok etmeye çalışmak aklın değil, kibrin ürünüdür. Bu dünya hepimize yeter; yeter ki biz birbirimize yetmeyi, gücü değil ekmeği paylaşmayı öğrenelim.
Çünkü savaşlar her zaman boşunadır, ancak barış için verilen mücadele asla...