​KENT KONSEYİNİN DİKKATİNE

​Nasip olursa bu sene de Elazığ’da düzenlenecek olan kitap fuarına katılmayı düşünim.
Dördüncü kitabım baskıya hazırlani. Adı tam olarak belli değil ama bir isim üzerinde çok durim. Gene mahalli bir deyim olacak gibi.
Kitap fuarına katıldığım zaman yayınevim olan Telmih standında yer aldığımı belirteyim.
​Yazacağım esas konu kitap fuarında Elazığlı yazar ve şairlere ayrılan yerlerle ilgili.

Elazığ kitap fuarı kasımın 20’sinde başlayacağı için kent konseyi bir duyuru yaptı ve "Elazığlı yazar ve şairler için ücretsiz stant ayrıldığını, katılmak isteyenlerin ay sonuna kadar müracaat etmesi gerektiğini" duyurdu. İyi hoş da bu stant geçen seneki gibi olacaksa neye yarayacak? Geçen sene yazarlar ve şairler stantta sırayla oturdular, ayakta kaldılar ve bazıları da standın önüne sandalye koyup oturmak zorunda kaldılar. Hatta "Yer kalmadı" bile dendi. Yav kent konseyi, o ki bir güzellik yapisin tam yap. Ne var yani standınızı üç beş metre daha uzatsaz, genişletsez?
​Koskocaman bir alan... Neticede senede bir kere yapılan bir etkinlik ve halkımız oraya geldiği zaman Elazığlı yazar ve şairleri standların başında görüp resim çektirmek, kitaplarını alıp imzalatmak istiler. Protokol en başta orayı ziyaret edi. Basın ve TV’ler protokolün peşine takılıp görüntü alıp tüm Türkiye’ye servis edi. Ne var yani Elazığlı yazar ve şairlerin standını biraz genişletsez, süslesez? Başka şehirlerdeki kitap fuarlarına gittiğimde adamların kendi yazar ve şairleri için çok güzel stantlar verdiğini gördüm. Daha kent konseyi Elazığlı yazar ve şairler için bir güzellik yapsın.
​Aklıma gelmişken bir hatırlatma daha yapayım: Mümkünse fuarımıza farklı görüşlerdeki çok meşhur şair ve yazarları da getirin. Her fuarda sohbet ettiğim ziyaretçilerin bu yönde aşırı bir isteği var. Aynı yüzlerden sıkılmışlar. Civar illerden gelen ziyaretçiler de aynı fikirdeler.

YÜRÜYEN MERDİVENLER YÜRÜMİ

​Ben de eski toprak oldum herhalde. Yine de bu yaşta, gece karanlığında siyah ipi iğne deliğinden geçirebilirim. Yalnız biraz zaman ali, 15-20 dakika uğraşarak geçirebilirim. Şimdi diyeceksiz; iğne, iplik, falan, filan ne demek istisin, eveleyip geveleme. Peki o zaman ahan da yazim. Yazacağım konu.Yıllar önce yapılan "yürüyen merdivenle" ilgili bir mevzu olduğu için " ben de eski toprak mı oldum ne ." diye giriş yaptım.

Bir elbise tamir işim vardı. Terzinin yapması gereken bir iş. Tavsiye üzerine 13 Ekim’de doğru Büyük Çarşı'ya gidip 2. kattaki Terzi Mehmet Reşit Sert ustanın yanına vardım. Her gün önünden geçip içerisine girmediğim Büyük Çarşı'ya girmek mecburiyetinde kalınca ilk işim yürüyen merdivenlere bakıp yukarı çıkmak olacaktı ki olmadı. Yürüyen merdivenler çalışmidi ve mecburen basamaklara tek tek basarak kendi çabamla yukarı çıktım. Terzi Mehmet Reşit usta herkesin yaptığı gibi beni ikizim Mehmet'le karıştırdı. Zaten bu karıştırma işi başıma çok gelen bir olay. İlginçleri de var ama... Neyse işte. Terziye derdimi anlattım ve ardından hemen şu soruyu sordum: "Gardaş yürüyen merdivenler niye yürümi , çoktan mı yürümi ?" Cevap: "He abe, maalesef artık hiç yürümi." oldu. İçimden "Ahan da bana malzeme çıktı, bu hafta da bunu yazarım." dedim.
​1980 öncesiydi. Elazığ'ın en büyük ve gösterişli çarşısı "Büyük Çarşı" yapıldı ve akın akın çarşıya gitmeye başladık. Çarşıyı ilginç kılan en önemli tarafı Elazığ'da ilk defa yapılan "yürüyen merdiveniydi." Bizim de ortaokul yıllarımız ve TRT'de "Uzay Yolu" adlı diziyi izleme hastalığımızın olduğu yıllar. Dizide ki otomatik açılan kapılar, koldaki saatlerle konuşmalar, dev ekranlar, ışınlanmalar... Bizi ekrana bağlamıştı. Dizideki, o zamana göre olağanüstü olan olayların etkisiyle Büyük Çarşı'da yapılan yürüyen merdivenler bize Uzay Yolu gibi gelmişti. Sadece ben mi? Büyük küçük herkes çarşıdaki dükkânlardan alışveriş yapmasa bile muhakkak gidip o yürüyen merdivenlere binip 15-20 saniye lüks bir seyahat yapmak, merakını gidermek için Büyük Çarşı'nın içine dalardı. Büyük Çarşı'nın zavallı bekçisi de akşama kadar yürüyen merdivenlere dadanan çocuklarla uğraşıp kovalardı. İşte beni geçmiş yıllarıma götüren Büyük Çarşı'daki yürüyen merdivenler olayı kısaca bu. Daha o merdivenler yürür mü yürümez mi, onu da Büyük Çarşı esnafları ve dernekleri bilir…