​BU SESE KULAK VERİN!

​Üzüm üreticileri zorda ve kendilerine sahip çıkılmasını bekliler. En yüksek ses de Kuzova’dan yükseli. Peki sebep ne?
​Yıllardır susuzlukla boğuşan Kuzova köyleri, kurtuluş olarak sulamaya ihtiyaç duyulmayan üzüme yönelmişler. Yani köylü su olmadığı için kurtuluşu üzümde görüp bağcılık yapmaya başlamış. Çoğu üretici üzümleri hasat zamanı toplayıp Elazığ Şarap Fabrikasına sattıkları için geçen yıla kadar, yani şarap fabrikası Elazığ’dan uçup gidene kadar sıkıntı yaşamamışlar. Gel gör ki fabrika "sahipsiz Elazığ’dan" gidince Kuzova köylüleri, suyu olmayan Kuzova’da "sudan çıkmış balığa" dönmüşler. Fabrika yok, su yok, sahip çıkan yok. Zavallı Kuzova köylüleri...

​Su yok dediğimde itiraz eden çıkmaz inşallah. Vallahi de billahi de Kuzova’da onlarca köyde su yok. Kuzova Projesi’nden üç dört köy faydalanmış. Geçmişte bir milletvekilimizin dediği gibi ovanın %99'u sulanmamış ha! Bakmayın işte bu sene çok yağmur, kar yağdı da susuz kalmadılar. Özel idarenin tankerleriyle az su taşınmadı köylere.
​Sen nasıl Kuzova’ya bu kadar hakimsin diye soracak olursanız; 1978 yılından beri o ovada yaşayan biriyim ve oraları karış karış gezip ova köylüleriyle bu konuları konuşup dertleşmişim. Hatta su mevzusunu kaç kere köşemde yazmışım. Şimdi su mevzusuna bir de üzümü ekledim ve derdimiz bir iken iki oldu. İnşallah yetkililer Kuzova köylülerine ve diğer bölgelerdeki üzüm üreticilerine sahip çıkar ve dertli köylülerin çektikleri çileye son verirler…

​BALIK MÜZEMİZ

​Elazığ’da liman başkanlığı var desem kaç kişi bilir? Elazığ’da balık müzemiz var desem kaç kişi bilir? Tahminime göre bilmeyenler bilenlerden çok fazladır. Liman başkanlığından çok beni ilgilendiren balık müzesi...

Zaman zaman gazetelerden, TV'lerden buranın var olduğuna dair haberleri görüp duyik. Böyle bir müzenin Elazığ’da olması çok önemli zira Doğu Anadolu Bölgesi'nde adeta bir ada şehri olan Elazığ'ın elbette ki balık müzesi de olmalı değil mi? Peki Su Ürünleri Araştırma Enstitüsü içinde yer alan müzeyi ziyaret eden okullarla topluca giden öğrencilerden başka kimse var mı? Şahsen ben en az otuz sene önce tesadüfen gidip görüp gezmiştim. Çok da ilginç ve güzel bir müze. Sularımızdan çıkan çeşitli hayvanlar buradaki kavanozlar, akvaryumlar içerisinde sergilenmiş ve görme şansım olmuştu. En çok ilgimi çeken hayvan ise çift başlı bir su yılanıydı. Diyeceğim şu acaba yetkililer, özellikle şehrimizi müzeler şehrine çeviren belediyemiz bu işe bir el atsa. Ya yeni bir müze açsa ya da mevcut müzeyi daha çok insanın girip çıktığı hareketli bir yere taşısa. Mesela Harput'a veya Kültür Park'a. Benim tercihim Kültür Park. İnsanlar yaya olarak oraya gidebilirler. Fuar ve kongre merkezimizde okullar ve diğer ziyaretçiler burada düzenlenen fuarlara katıldıkları zaman gelmişken "hadi şu balık müzemizi de bir gezelim", "sularımızdan çıkan canlıları da bir görelim" diyebilirler ve böyle bir müzenin Elazığ’da olduğundan haberdar olabilirler…

​BEN BİR CEVİZ AĞACIYIM

​Yaz olunca duyduğumuz haberlerin başında boğulma vakası, çapa makinesine ayağını kaptırdı haberi…

Kış olunca karda kayıp bi yerini kırdı, trafik kazaları gibi haberleri daha sık duyarız değil mi?
​Peki Eylül’ün sonunda ve Ekim’in başında en çok hangi haberi duyarız? Hemen yazam…

Başkalarını bilmem ama benim en çok duyduğum haberler, ceviz ağacından düşenlerin haberleri: “Beli kırıldı, kolu kırıldı, kafatası kırıldı, felçli kaldı, yoğun bakıma alındı, hayatını kaybetti…”

Yav gardaş, ağacın tepesinde kalan üç beş kilo ceviz için niye hayatınızı riske atısız? Ulaşabildiğiniz kadarını silkeleyin, “Allah bereket versin” deyip bırakın. Olmadı, bu işi profesyonelce yapan ustalara bir yevmiye verin, onlar toplasın. En narin ağaçlardan biri olan, “Gölgesinde ot bile bitmez” denilen ceviz ağacıyla niye kavga edisiz?