Yaklaşık 19 trilyon liralık harcama öngören 2026 yılı bütçesi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geçti. 2026 yılı bütçesinde öne çıkanları şu üç başlık altında toplamak mümkün. Her yıl artan ve 3 trilyon sınırına yaklaşan faiz giderleri ile bütçe açığı ve yükselmeye devam eden borç yükü.

2026 bütçesindeki yaklaşık 19 trilyon liralık harcama 2025’e göre, yüzde 28 artış anlamına geliyor. Faiz hariç harcamalar yaklaşık 16.2 trilyon lira olup, bu da devletin 2026’da günde ortalama 44 mliyar lira harcama yapacağı anlamına geliyor.

Bütçenin en dikkat çeken kalemi faiz ödemeleri olup, 2026’da faiz için ayrılan kaynak 2.7 trilyon lira. Bu tutar, bir önceki yıla göre, 791.6 milyar lira yani yaklaşık yüzde 40.6 artışla bütçenin yüzde 14.5’ine ulaşacak. Böylece bütçede bir yılda faiz ödemeleri 1.3 puan artmış oldu. Buna göre, toplanan her 5 lira verginin 1 lirası faize gidecek. Bütçe faiz ödemeleri nedeniyle açık verirken, bu faizlerin tamamı borçlanmayla karşılanıyor. Bu yüzden borç stokumuz her yıl artarak yaklaşık 13.3 trilyon lira seviyesine geldi. Bu, kişi başına yaklaşık 153 bin lira borçlu olduğumuz anlamına geliyor. Her yıl artan bütçe açıkları ve faiz ödemelerinin karşılanmasından ötürü son yedi yılda borç stokumuz yaklaşık 13 kat arttı. Borçlanmanın faiz yükünü artıran nedenlerden biri de yüzde 40’a varan ortalama borçlanma faiz oranları oldu.

Bu durum ülkemizi en yüksek faiz veren ülkeler arasında yer almasına neden olurken, sıcak para çekme hedefi, yüksek faiz ve borç geri ödemeleriyle birleşince ciddi bir kaynak transferini ortaya çıkardı. Buna göre, 2026’da sosyal yardımlara ayrılan 917 milyar liranın üç katı faize gidecek. Bir başka anlatımla 2.7 trilyon lira toplumun yardıma muhtaç en yoksul kesimine değil borç veren yani finansman sağlayanlara aktarılacak.

2026 bütçesinde 13.8 trilyon lira vergi geliri hedefleniyor. Bu, geçen yıla göre yüzde 23 artış anlamına geliyor. Hedeflenen vergi gelirlerinin yapısına baktığımızda, değişen bir şeyin olmadığını görüyoruz. Yine vergi gelirlerinin yaklaşık üçte ikisi katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi gibi dolaylı vergilerden sağlanacak. Gelir vergisinde yaşanan çelişki tahsil edilen bu verginin büyük bölümünün ücretli çalışanlardan kesinti yoluyla alınması ile devam edecek. 2025 yılında hedeflenen 1.6 trilyon lira kurumlar vergisinin yalnızca 868 milyar lirası tahsil edildi. Bu durum vergi yükünün çalışanların ve vatandaşın sırtında olacağını gösteriyor.

2026 bütçesi önceki yıllarda olduğu gibi, açık vermeye devam ediyor. Bütçenin, 2025’e göre yaklaşık yüzde 40 artışla 2.7 trilyon lira açık vereceği öngörülüyor. Faiz giderlerine ayrılan yüksek pay ve 2.7 trilyon liralık bütçe açığı ile birlikte düşünüldüğünde, bu kamu yatırımlarında ve kamu hizmetlerinde bir kaynak daralması anlamına geliyor.

Sonuç olarak; 2026 bütçesi harcamaların arttığı, faiz yükünün büyüdüğü, vergi gelirlerinin büyük ölçüde dolaylı vergilere dayandığı, bütçe açığının yeni bir rekora ulaştığı, açıkların borçlanma yoluyla kapatıldığı ve borç stokunun 13.3 trilyon lira seviyesine gelindiği bir mali yapı ile karşı karşıya olduğumuzu ve özellikle bütün bu olumsuzlukların çözümü için yeni şeyler yapmanın zamanı geldiğini, “aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar elde etmenin mümkün olmayacağı” gerçeğini ortaya koyuyor.

Kaynakça :

*bianet.org