Türk kültüründe taziye, yalnızca bir başsağlığı dileme biçimi değildir. Aynı zamanda acının paylaşılması, insanın yalnız bırakılmaması ve hayatın yükünün birlikte taşınmasıdır. Asırlardır süregelen bu gelenek, kimi zaman çadırların gölgesinde, kimi zaman köy odalarında, kimi zaman da şehirlerin kalabalığı içinde insanları birbirine bağlayan güçlü bir dayanışma köprüsü olmuştur.
İslam öncesi Türk toplumlarında da ölümün ardından yas tutulur, ölen kişinin hatırası çeşitli törenlerle yaşatılırdı. Zaman içerisinde İslam kültürüyle birleşen bu anlayış, bugün “taziye” dediğimiz derin toplumsal hafızayı oluşturmuştur. Her dönemde değişen hayat şartlarına rağmen insanların acı karşısında birbirine yaklaşma ihtiyacı hiç değişmemiştir.
Modern şehir hayatı ise birçok gelenekte olduğu gibi taziye kültürünü de dönüştürdü. Kalabalıklar arttı; fakat insanlar birbirinden uzaklaştı. Komşuluk ilişkileri zayıfladı, dost meclisleri seyrekleşti. Buna rağmen Anadolu’nun birçok yerinde taziye hâlâ sıcaklığını koruyan bir insanlık vazifesi olarak yaşamaya devam ediyor. Çünkü bu gelenek, yalnızca ölenin ardından yapılan bir görev değil; yaşayanların birbirine tutunma biçimidir.
Ağabeyimin vefatı nedeniyle bulunduğum Elâzığ’da bunu bir kez daha derinden hissettim. Acının insanı yalnızlaştırdığı düşünülür; oysa bazı şehirler vardır ki insanın yükünü omzundan alır. Elâzığ’da geçirdiğimiz taziye günleri bana bunu yeniden gösterdi.
Taziyemiz boyunca yanımızdan ayrılmayan dostlarımızla, akrabalarımızla ve gönül bağı kurduğumuz gönül akrabalarımızla aynı samimiyet iklimini paylaştık. Hiçbir yabancılık hissetmedik. Acımızı kendi acıları gibi sahiplenen insanlar, yasımızı hafifleten en büyük teselli oldular.
Elâzığ Türk Ocakları Başkanı Prof. Dr. Yavuz Haykır, Ahde Vefa Derneği Başkanı Burhanettin Özdoğan, Turan Gazetesi imtiyaz sahibi dostum Murat Turan ve Türk Eğitim-Sen Başkanı Fatih Murat Taşkın’ın varlığı bizlere güç verdi.
Ülküdaşım Raif Çiçek’in günler boyunca gösterdiği vefa, Cemil Çınar kardeşimin dostluğu, Necmi Öztürk’ün kadirşinas tavrı hafızamızda silinmeyecek izler bıraktı. Mersin’den gelen Ragıp Yaşlı ve Ayhan Yakut kardeşlerimiz, Malatya’dan Cemal Alay, İstanbul’dan Coşkun Alay duaları ve samimiyetleriyle gönlümüzü rahatlattılar.
Çocukluk arkadaşım Zülküf Kural ve kıymetli hanımefendisi, kendi rahatsızlıklarına rağmen yanımızda bulunarak dostluğun gerçek anlamını gösterdiler. Diyarbakır’dan gelen dostlarımızın varlığı ise bizlere ayrı bir moral kaynağı oldu.
Taziye boyunca eski dostları, yılların ağabeylerini görmek tarifsiz duygular yaşamamıza vesile oldu. Kenan Aksın, Hulki Hoşağası, İrfan Sönmez, Behçet Susmaz, Akif Aladağ ve burada isimlerini tek tek sayamayacağım nice kıymetli insanın gösterdiği vefa, hayatın hâlâ iyilik ve dostluk üzerine ayakta durduğunu gösteriyordu.
İnsan, böylesi günlerde aslında ne kadar zengin olduğunu anlıyor. Gerçek servetin malda değil; dara düştüğünde kapını çalan, omzuna dokunan, sessizce yanında duran insanlarda saklı olduğunu fark ediyor.
Bu vesileyle acımızı paylaşan, dualarıyla ve varlıklarıyla yanımızda olan herkese gönülden teşekkür ediyorum.
Bu vesile ile kurban bayramınızı tebrik eder daha nice bayramların sağlık ve huzur içinde geçirmenizi yüce Allah’tan niyaz ederim.
TAZİYE
MEHMET ALİ TALAYHAN
Yorumlar
