BİR ÖMRÜN KARŞILIĞI

Elazığ’dan Amerika’ya Uzanan Bilim Yolculuğu

Son yıllarda başarı hikâyelerine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz. Özellikle de gençlerimize; çalışmanın, üretmenin ve yılmadan emek vermenin karşılıksız kalmadığını gösterecek örneklere...

Çünkü içinde yaşadığımız çağda çoğu zaman sonuca odaklanıyoruz. İnsanlar elde edilen unvanları görüyor, ulaşılan makamları alkışlıyor; ancak o noktaya gelinceye kadar verilen mücadelenin, harcanan emeğin ve gösterilen sabrın farkına varamıyor.

Geçtiğimiz günlerde Elazığ’ın yetiştirdiği değerli bilim insanlarından Prof. Dr. Asaf Varol’un Amerika Birleşik Devletleri’nin Georgia eyaletindeki Dalton State College’da “Shaw Industries Chair in STEM” görevine getirildiği haberi kamuoyuna yansıdı. Akademik dünyada son derece prestijli kabul edilen bu tür görevler, üniversitelerin bilimsel yetkinliği ve liderliği uluslararası düzeyde kabul görmüş seçkin akademisyenlere verdiği en yüksek onurlar arasında yer alıyor.

Bu haberi okurken aklıma gelen ilk şey yeni bir görev ya da yeni bir unvan olmadı. Aksine, yaklaşık yarım asra yaklaşan bir emeğin, birikimin ve bilimsel üretkenliğin uluslararası düzeyde takdir edilmesinin haklı gururu geldi.

Prof. Dr. Asaf Varol’un hikâyesi yalnızca kişisel başarılarla anlatılabilecek bir hikâye değildir. Bu aynı zamanda Anadolu’nun bir şehrinden çıkıp dünyanın saygın bilim merkezlerine ulaşan azmin ve kararlılığın hikâyesidir.

1977 yılında Fırat Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden birincilikle mezun olan Varol, meslek hayatı boyunca değişen dünyayı doğru okumayı başaran isimlerden biri oldu. Türkiye’de bilgisayar teknolojileri, yazılım mühendisliği, yapay zekâ ve siber güvenlik alanlarının henüz yeni konuşulmaya başlandığı yıllarda bu alanlara yöneldi. Geleceğin teknolojilerini erken fark ederek akademik çalışmalarını bu doğrultuda şekillendirdi.

Fırat Üniversitesi bünyesinde yürüttüğü çalışmalarla birçok akademik yapının oluşumuna katkı sundu. Elektronik ve Bilgisayar Eğitimi Bölümü’nden İletişim Fakültesi’ne, bilişim eğitiminden uluslararası akademik iş birliklerine kadar pek çok projede öncü rol üstlendi. Türkiye’nin ilk Adli Bilişim Mühendisliği Bölümü’nün kuruluşunda gösterdiği liderlik ise üniversite tarihine geçen önemli adımlardan biri oldu.

Ancak bana göre bir bilim insanının gerçek değeri, yayımladığı makalelerin ya da sahip olduğu unvanların ötesindedir.

Gerçek başarı; yetiştirdiği öğrencilerde, kurduğu kurumlarda ve bıraktığı kalıcı eserlerde saklıdır.

Bugün Prof. Dr. Asaf Varol’un öğrencileri ülkemizin ve dünyanın farklı noktalarında görev yapıyor. Akademisyen, mühendis, yönetici ve teknoloji uzmanı olarak birçok alanda üretmeye devam ediyorlar. Bir eğitim insanı için bundan daha büyük bir miras düşünmek kolay değildir.

Bilim yolculuğu onu Almanya’dan İngiltere’ye, oradan Amerika Birleşik Devletleri’ne taşıdı. Dünyanın saygın üniversitelerinde araştırmalar yaptı, dersler verdi ve projeler yürüttü. Yapay zekâ, makine öğrenmesi, büyük veri analitiği ve bilişim teknolojileri üzerine gerçekleştirdiği çalışmalar uluslararası akademik çevrelerde karşılık buldu. Ancak nerede bulunursa bulunsun, Elazığ’la ve Fırat Üniversitesi’yle olan bağını hiçbir zaman koparmadı.

Bugün Dalton State College bünyesinde üstleneceği yeni görev de aslında yılların birikiminin doğal bir sonucudur. Mühendislik eğitimi ile sanayi arasındaki iş birliklerini güçlendirecek, öğrencilerin uygulamalı eğitim imkânlarını artıracak ve yapay zekâ, otomasyon ile veri analitiği alanlarında önemli projelere liderlik edecektir. Bir başka ifadeyle, yine bilgi üretecek, yine gençlere yol gösterecek ve yine geleceğe yatırım yapacaktır.

Burada asıl dikkat çekilmesi gereken nokta, sadece bir bilim insanının elde ettiği başarı değildir. Bu gelişme aynı zamanda Elazığ’ın yetiştirdiği insan kaynağının, Fırat Üniversitesi’nin bilimsel birikiminin ve Türk akademisinin ulaştığı seviyenin de önemli bir göstergesidir.

Ne yazık ki zaman zaman kendi değerlerimizi yeterince konuşmuyor, başarı hikâyelerini hep uzaklarda arıyoruz. Oysa bazen en güçlü hikâyeler yanı başımızdadır. Harput’un kültür ikliminde yetişen bir gencin, yıllar sonra Amerika’nın saygın üniversitelerinde bilim ve teknoloji politikalarına yön veren bir akademisyen hâline gelmesi, gençlerimize verilebilecek en anlamlı mesajlardan biridir.

Çünkü insanın nerede doğduğu değil, hangi hedeflerin peşinden gittiği belirleyicidir. Azim, çalışma ve bilgiye duyulan saygı; yerel başarıları evrensel değerlere dönüştürebilir.

Prof. Dr. Asaf Varol’un bugün Amerika’da böylesine saygın bir akademik göreve getirilmesi yalnızca kişisel bir kariyer başarısı olarak görülmemelidir. Bu, Elazığ’ın yetiştirdiği bir değerin dünya tarafından takdir edilmesidir. Fırat’ın kıyısında başlayan bir yolculuğun bugün Amerika’nın saygın akademi kürsülerine ulaşması, yalnızca bir bilim insanının başarısı değil; Elazığ’ın yetiştirdiği değerlere, eğitimin gücüne ve bilimin evrensel diline yazılmış anlamlı bir övgüdür.

Makamlar değişir, görevler sona erer, unvanlar zamanla unutulabilir. Ancak yetiştirilen insanlar, üretilen bilgi ve insanlığa bırakılan eserler yaşamaya devam eder. Prof. Dr. Asaf Varol’un ardında bıraktığı en büyük miras da budur. Bir ömrün gerçek karşılığı, işte tam olarak budur.