Elazığ’ın Yaz İmzası: Ternebi, Tulum ve Açık Ekmek
Elazığ’da yılın öyle bir vakti vardır ki sokaklar bambaşka kokmaya başlar. Yaz sıcağı şehri sarıp sarmaladığında, bağlardan inen o hafif ekşimtırak, bir o kadar da bal gibi tatlı koku esintiye karışır. Dili olan her köşe başı, her bağ çardağı aynı şeyi fısıldar: Ternebi vakti geldi...
Henüz sonbaharın o telaşlı bağ bozumu günlerine çok vardır ama toprağın cömertliği kendini çoktan belli etmiştir. Çünkü Ternebi, Elazığ coğrafyasında bağların gözünü açan, sezonun ilk müjdesi, ilk çıkan turfanda üzümdür.
Rivayet olunur ki asıl adı “Tahirnebi”ymiş bu mübarek meyvenin. İçindeki o paklık, o duruluk, salkımından süzülen her bir tanede kendini belli ettiği için belki de... Fakat Elazığ insanı, kalbinde hissettiği, sevdiği her şeyi kendi lisanına uydurmayı; kısaltıp yontarak sahiplenmeyi pek sever. “Tahir”i gitmiş, bir ninenin dualı ağzında ya da bir bağ bekçisinin sesinde yuvarlana yuvarlana “Ternebi” oluvermiştir. Bu şehir böyledir işte; sevdiğinin adını kısaltır ama kıymetinden tek bir zerre bile eksiltmez.
Ternebi, sadece bir üzüm değildir bu topraklar için. Yaz güneşinin bağda biriktirdiği sabrın, toprağa düşen alın terinin, asma çardağının altında geçen çocukluğumuzun dile gelmiş halidir. Salkımı elinize aldığınızda önce o bereketli ağırlığını hissedersiniz; sonra tanelerin arasından süzülen ışığı fark edersiniz. Sanki yaz güneşi o kehribar tanenin içine sığmış da içeriden parıldıyor gibidir.
Ama Ternebi’nin asıl hikâyesi, yanına yoldaşlarını bulunca sofrada tamamlanır. Elazığ’da bu lezzetin hakkını teslim etmek istiyorsanız, masaya kurulacak o kadim üçlü şarttır: Şavak yaylalarının serinliğinde olgunlaşmış gözenek gözenek tulum peyniri, mahalle fırınından henüz çıkmış dumanı üstünde ince tırnak açık ekmek ve tabağın tam ortasında buz gibi parıldayan bir salkım Ternebi.
Fırıncının tırnak izlerini taşıyan o sıcacık açık ekmeğin arasına tulum peynirini usulca serpiştirip dürüm yaparken, hemen ardından ağza atılan bir tane şirali Ternebi üzümü... Tulumun keskin ve tuzlu tadı, üzümün bal gibi akan tatlılığıyla buluştuğunda ortaya çıkan o muazzam denge, adeta bu coğrafyanın lezzet imzasıdır. Bir lokma sıcak ekmek, biraz peynir ve dişinizin arasında çıtırdayan turfanda bir üzüm tanesi; damakta unutulmaz bir ritm, ruh hâlimizde ise derin bir huzur yaratır.
Bu üçlü bir araya geldiğinde orada sadece bir kahvaltı ya da ikindi azığı kurulmuş olmaz; o masaya doğrudan Elazığ’ın kendisi oturur. Bağ sohbetleri, komşu selamları, "Buyur bir tane de sen ye" nezaketi o sofranın etrafında döner durur. Saray sofralarında aransa bulunamayacak bir sadelik, ama dünya nimetlerinin en zengini kadar doyurucu bir lezzet şölenidir bu.
Şehirler bazen taşlarıyla, bazen türküleriyle hatırlanır; Elazığ ise bazen de bir üzüm tanesiyle kazınır hafızaya. Ternebi, her yıl yazın ortasında gelip "Unutma, buralısın" der gibi bağlarda boy gösterir.
Ternebi vakti bu yıl da geldi. Fırından taze açık ekmeğinizi alın, tulum peynirini çıkarın ve soğuk suyla yıkanmış Ternebi salkımını masanın ortasına koyun. Mevsim geçmeden, Elazığ’ın bu en samimi, en lezzetli yaz geleneğini sevdiklerinizle paylaşmanın tam sırasıdır.
ELAZIĞDA TERNEBİ VAKTİ
SERHAT YILDIRIM
Yorumlar