Bazen iktidarın içinden yükselen bir ses, muhalefetin on yılda söyleyemediğini bir dakikada söyleyiverir. AKP İstanbul Milletvekili Serkan Bayram’ın borsa ve fon vurgununa ilişkin sözleri tam da böyle. Üstelik lafı dolandırmıyor. Ne diyor Sayın Vekil: “Olay çok büyük. Ekonomiye zararı 100 milyar dolar. Borsa tepetaklak. Rakamlar manyak manyak. Milleti aptal yerine koymaya gerek yok.” İşte bütün mesele bu! Milleti aptal yerine koymak... Millet artık neyin ne olduğunu görüyor. Borsadaki hareketi de görüyor, paranın kimlere aktığını da… Bu vurgunda kimin korunup kimin üzerine gidildiğini de görüyor. Kıvırma, kıvırtmanın anlamı yok. Soru çok, soranlar belli. Geçinemeyen emekli soruyor, borç içindeki esnaf soruyor, çocuğunun masrafını karşılayamayan anne-baba soruyor. İşçi soruyor, çiftçi soruyor. Soruların ardı arkası kesilmiyor. Sorular ve sorunlar; halka, halka büyüyor sonunda da gelip adalete dayanıyor.
Bayram’ın şu sözü ise bütün siyasi sınıfın önüne konulması gereken bir cümle: “Ben yaptıysam bana da ‘gereğini yapın’ kardeşim.” İşte hukuk budur. Partisine, makamına, soyadına, gücene bakmadan suçludan işlediği suçun hesabın sormak ve de gereğini yapmak. Bu kadar basit. Basit de Türkiye’de yıllardır insanları rahatsız eden şey tam da bunun tersinin yapıldığını işaret ediyor. Birilerine için hukuk sonuna kadar işlerken, birilerine gelince fren yapıyorsa, orada adaletten değil, ayrıcalıktan söz edilir. Devlet ayrıcalık dağıtma yeri değildir.
Sayın Bayram’ın bir başka sözü daha var: “Partide bir sürü kişinin ismi geçiyor, top çevirmeye gerek yok.” Tam isabet! Türkiye’nin artık top çevirmeye değil, dosyaların açılmasına ihtiyacı var. Kim varsa araştırılsın. Kim suçluysa hesap versin. Kim suçsuzsa aklansın. Ancak; “aman bizimkilerden biri çıkmasın”, diye hukuk geri çekilmesin. Çünkü hukuk geri çekildiğinde, dedikodu öne çıkar. Dedikodu öne çıktığında da devletin itibarı yara alır. “Ona dokunuyor, kapat; buna dokunuyor, kapat. Hayati Bey’in oğlunun üzerine tedbiri koyuyorsun, sonra hemen kaldırıyorsun. Ya koyma, ya kaldırma kardeşim. Adaleti paspas etmeye kimsenin hakkı yok.” Bu sözlerin muhatabı yalnızca savcılar ya da düzenleyici kurumlar değildir. Asıl muhatap, devlet yönetimidir. Çünkü vatandaşın kafasında şu soru oluşuyorsa mesele büyüktür: Hukuk herkese aynı mı uygulanıyor? Bu soruya verilecek cevap, borsadaki bütün rakamlardan daha değerlidir. Bayram, “Vicdanım rahat, heybem boş” diyor. Siyasetin olmazsa olmazı, özeti aslında bu. Siyasetçinin vicdan rahat olacak, heybe boş olacak. Milletin kendisini niçin seçtiğini bilecek. Güven onun en büyük kalkanı olacak. Milletin hakkı ne kendi yiyecek ne de kimseye yedirmeyecek. Milletin hakkı kimsenin servetine dönüşmeyecek. Kamu gücü özel çıkara çevrilmeyecek. Siyaset, zenginleşmenin kestirme yolu olmayacak. Bunlar sağlanırsa devlet güçlenir.
Şimdi gelelim meselenin en tehlikeli tarafına: Sayın Bayram, “Millet mutsuz ve umutsuz” diyor, ardından da uyarıyor: “Adalet böyle giderse Türkiye uçuruma gider.” İşte bu söz, bir milletvekilinin kişisel serzenişi olarak geçiştirilemez. Çünkü ortada yalnızca borsa, fon, para yok. Ortada devlete duyulan güven var. Eğer gerçekten birileri milyonları, milyarları götürürken vatandaşın önüne “sabredin” deniliyorsa; eğer siyasi bağlantısı olanla olmayan arasında hukuk farkı oluşuyorsa; eğer dosyalar kişiye göre açılıp kişiye göre kapanıyorsa, o zaman sorun ekonomik olmaktan çıkar. Rejim meselesine dönüşür. Bu noktada artık kimsenin “yanlış anlaşıldık”, “abartılıyor”, “algı operasyonu” deme lüksü yoktur. Çünkü sözü, muhalefet değil. İktidarın milletvekili söylüyor. O halde gereğini yapın! Kim suçluysa açıklayın. Kim masumsa aklayın. Kim haksız kazanç sağladıysa hesabını sorun. Kim görevini kötüye kullandıysa partisine, sanına, makamına bakmadan gereğini yapın. Yok, eğer yine dosyalar kapatılacak, yine top çevrilecek, yine güçlülerin önünde hukuk eğilecekse, o zaman Sayın Bayram’ın sözünü hatırlatmak gerekir: “Milleti aptal yerine koymaya gerek yok.” Evet… Çünkü millet görüyor. Şunu açıkça söyleyelim ki milletin öfkesi, borsadaki düşüşe benzemez. Borsa yeniden yükselir, para yeniden kazanılır; ama adalete güven çökerse, onu hiçbir Merkez Bankası, hiçbir fon, hiçbir siyasi nutuk ayağa kaldıramaz. Asıl vurgun işte o zaman gerçekleşmiş olur: Parayı değil, devletin itibarını vurmuş olursunuz. Devletin itibarı vurulursa sandıkta bunun hesabını millet sorar.
BORSADA BÜYÜK VURGUN VE AKP’Lİ BİR VEKİL…
HADİ ÖNAL
Yorumlar