Şehirlerin de kimlikleri vardır. Tarihi, kültürü, mimarisi, sokakları, meydanları ve insan hafızasında yer eden yapılarıyla oluşur bu kimlik. Her eski bina, her tarihî meydan, geçmişten bugüne taşınan bir hatıranın tanığıdır. Bu nedenle tarihî yapıları korumak, yalnızca mimari mirası değil, şehirlerin hafızasını da korumaktır. Tarihî eserlerini koruyamayan şehirler, zamanla kendi kimliklerini de kaybederler.
Elazığ Postane Binası, şehir hafızasında önemli yeri olan tarihî bir binadır. Hani bir arkadaşınız Elazığ'a gelir de buluşmak için yer sorar ya… Hiç düşünmeden, “Postanenin önünde buluşalım!” dersiniz. Çünkü arkadaşınız kime sorsa o kişi düşünmeden rehberlik yapar. Bu bina, yıllardır Elazığlıların buluşma noktası, nice hatıranın sessiz tanığıdır. Önünden geçenler, orada buluşanlar, dostlarıyla hasret giderenler… Herkesin bu yapıyla ilgili bir anısı vardır. Elazığ Postanesi, yalnızca bir kamu binası değildir. Cumhuriyet dönemi kamu mimarisinin özgün örneklerinden biri olmasının yanında, şehrin kültürel kimliğini ve ortak hafızasını temsil eden bir simgedir. Elazığ PTT binası yalnızca taş ve harçtan ibaret değildir; bu şehrin geçmişini geleceğe taşıyan hafıza mekânıdır.
Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 20 Nisan 2011 tarihli ve 3865 sayılı kararıyla “I. Grup Korunması Gerekli Kültür Varlığı" olarak tescillenen Elazığ Postane Binası, 2020 yılında meydana gelen depremden etkilendi. Güçlendirme ve restorasyon amacıyla boşaltılan bina, aradan geçen altı yıla rağmen yeniden şehrin yaşamına kazandırılmayı bekliyor. Restorasyon kararlarının 2019 yılında onaylandığı belirtilen yapıyla ilgili son gelişmeler ise kaygı verici. 2026 yılında revize projenin uygun bulunmadığı, bazı eksikliklerin giderilmesinin istendiği ve proje yeniden sunulduğunda konunun tekrar değerlendirileceği öğrenildi. Peki, eksiklikler ne zaman giderilecek? Proje ne zaman yeniden kurula sunulacak? Restorasyon ve güçlendirme için gerekli ödenek ne zaman ayrılacak? Çalışmalar ne zaman başlayacak ve tamamlanacak? Bu soruların cevabını beklerken tarihî yapının daha fazla yıpranmasına seyirci kalmak doğru mudur?
Elbette tarihî eserlerin restorasyonu belirli kurallara, bilimsel esaslara ve uzmanlık gerektiren çalışmalara dayanmalıdır. Bürokratik süreçler, çözümün önünde uzayıp giden engellere dönüşmemelidir. Eksiklikler giderilmeli, gerekli işlemler tamamlanmalı ve restorasyon için somut bir takvim oluşturulmalıdır. Çünkü tarihî eserleri korumakta gecikmek, çoğu zaman gelecekte daha büyük kayıplara davetiye çıkarmaktır.
Elazığ Postane Binası'nın geleceği yalnızca PTT'nin veya ilgili kamu kurumlarının meselesi değildir. Bu, Elazığ'ın kent kimliği ve gelecek kuşaklara bırakacağı kültürel mirasla ilgili ortak bir sorumluluktur. Eski bir binanın yerine yenisini yapmak mümkündür. Ancak onun taşıdığı tarihî değeri, yaşanmışlıkları ve hatıraları yeniden oluşturmak mümkün değildir. Şehirleri birbirine benzeten beton yapılar çoğalırken tarihî eserlerini koruyabilen şehirler, kendilerine özgü kimliklerini yaşatmayı başarırlar. Bu nedenle bir şehrin gelişmişliği yalnızca yeni yatırımlarla değil, geçmişine nasıl sahip çıktığıyla ölçülmelidir. Elazığ'ın tarihî yapılarının korunması, şehrin kültürel zenginliğinin yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması bakımından büyük önem taşıyor. Postane Binası da bu anlayışla ele alınmalı; kaderine terk edilmek yerine yeniden işlev kazandırılarak şehrin sosyal ve kültürel hayatına katılmalıdır.
PTT Genel Müdürlüğü ve ilgili kurumlardan beklentimiz açıktır. Revize projedeki eksiklikler bir an önce tamamlanmalı, restorasyon ve güçlendirme için gerekli ödenek için gerekenler yapılmalı, çalışmaların başlangıç ve bitiş tarihleri belirlenmelidir. Elazığ milletvekillerinin de ilgili bakanlıklar nezdinde girişimlerde bulunarak süreci yakından takip etmeleri, 2027 yılı bütçesinde gerekli ödeneğin ayrılması için çaba göstermeleri gerekmektedir. Elazığlılar olarak beklentimiz, yalnızca açıklama yapılması değil, sonuç alınmasıdır. Tarihî eserleri korumak, yalnızca geçmişe saygı göstermek değil, geleceğe karşı sorumluluk almaktır. Bir şehrin caddelerini yenileyebilir, meydanlarını güzelleştirebilir, yeni binalar inşa edebilirsiniz. Ancak geçmişinden kalan değerleri korumazsanız o şehrin kimliğini de yaşatamazsınız. Unutmayalım ki tarihî binalarını koruyamayan şehirler, zamanla hafızalarını da kaybederler. Dileğimiz: Elazığ'ın hafızası daha fazla yıpranmasın; tarihî Postane Binası kaderine terk edilmesin!