Aha da ben size sölim, vula valla bunlardaki mide değil part, part! Atalar, ne deyilerdi gözü dönmüş, milleti hapa şupa getüren belesi açgözlülere? “Karınları bi türlü doymi!”, del mi? Şindi siz, bu fon mu her ne gızılgurtsa onun soyguncularının karnına mide mi deyisiz. Yoh valla! Mide olsa yer, yer de doyar ama bunlar doyi mi? Elese üstüne gök gürlememiş bu soyguncu yamyamlar mide taşımi, resmen part taşi. Hanı bunların mideleri var demek insana da anatomik hakikate de ters düşi… Demem o ki insanın midesi sınırlıdır; dolar, şişer sonra da doyduğunu anlar kenara çekülür. Ama ve lakin yel gelecek delüğü önceden bilen bu siyenci yamyamlar ele değiller. Bi türlü doymiler? Çünkü yükünü tepeye yığmaya çalışan bu hödüklerin partları hayvanlardaki gibi dört kısım. İlki, İşkembe… Vurgunu hiç çiğnemeden, olduğu gibi depoladıkları devasa havuz… İkincisi börkenek: hanı çaldıklarını evirip çevirip tekrar ağızlarına getirip geviş getirdikleri katman var ya işte orası. Üçüncüsü kırkbayır; yetim hakkının, milletin birikiminin son damlasına kadar suyunu sıktıkları yer. Dördüncüsü de şirden yediklerinin hepsini eritip yok eden siyasi hazımsızlık odası! Şimdi eğri oturah doğru gonuşah bu tayfa için 'karnı doymuyor' demek doğru mu değil mi? Aha da ben deyim ki doğrusu “partı doymi olacah!
Ha bir de bu leblebiye gaga demek huyundan bir türlü vazgeçemeyen bu vurgun garşısında da gambalah keklüğe dönenler var. Ula siz niye bele şaşurısiz ki… Siz de eyi bülisiz ki gaşına gaşına ocah başına çıhanlardan hayır gelmez. Hanı ben deyim, ele götünü göyüp da galçasından ossuranların sözlerine kanarah gözden sürmeyi çekmeye kalkışanları görmezden gelmeyin. Bu partlıların partları patlatılmadığı sürçe bu kavalın sesi kesilmez.