Filozofların görüş ve öğretilerine göre ahlaki kavramlar, ahlak anlayışını oluşturan etik değerlerdir. Bu değerler, toplumun genelinde kabul gören ve uyulması beklenilen normlar ve ilkeler sisteminin bütünüdür. Ahlaki değerler, yol gösterici özelliği ile topluma, kişilere ve ülkeye zarar vermeme yük olmama temelinde şekillenir.

Şu da var ki ahlak, evrensel değildir zira ahlak, ülkelere, toplumlara, bireylere ve zamana göre farklılıklar gösterir. Dolayısıyla biz Türkiye’den baktığımızda, ülkemizde toplumun benimsediği ahlaki değerler, insancıl yaklaşımla, sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasi anlayış temelinde benimsenir ve bu değerlere iyi niyetle uyulması beklenir. Bu nedenle ahlaki düşünce ve eylemleri ahlaki olmayanlardan ayıran tek şey vardır o da “iyi niyettir”.

İyi niyet başkasına, topluma, doğaya ve ülkeye zarar verme düşüncesinden ve eylemlerinden uzak durmaktır. Bu bağlamda demokrasilerde, seçimle başa gelen ve ülkeyi yöneten liderlerden ve kamu kurum ve kuruluşlarının üst yöneticilerinden, ahlaki olmayan yani iyi niyetle bağdaşmayan, eylem, davranış, karar ve uygulamalardan uzak durmaları beklenir.

Ne yazık ki Türkiye’de, son 24 yılda özellikle tek adam yönetiminde, devleti yöneten iktidarın, tüm karar ve uygulamalarının, ülkeye ve topluma yararlı olduğunu düşünmek gerçekçi olmaz. Devletin temel görevi, yasama, yürütme ve yargı görevlerini yasal kurallara, adil normlar ve ilkelere uygun yürütmek ile vatandaşlarının güvenli bir ülkede, adaletle, geçim sıkıntısı çekmeden yaşamalarını sağlamaktır. Bu kapsamda devletin, harcama ve yatırımlarında, ülke ve toplum çıkarlarını gözeten, akıl, mantık, muhakeme, bilim, milli şuur, sorumluluk alma, hesap verme, planlama ve denetim ile ahlaki değerlere uygun ve iyi niyetli olması gerekir.

Ne yazık ki ülkemizde kendi siyasi kazanımları, kendi siyasi çıkarları için dini istismar eden, çıkar odaklı, rant ve zenginden yana ve halkın ideolojik dönüşümlerini sağlamayı amaçlayan, ayrıştırıcı, sadakat üretmeye yönelik, siyasetle iç içe, iyi niyetten uzak bir yönetim sistemiyle karşı karşıyayız.

Son 24 yılda irili ufaklı 230 fabrika kapatıldı ya da değerlerinin altında fiyatlarla özelleştirildi. Pek çok insan işsiz kaldı. Müteahhitlere ağır garantiler verilen, ülkeyi yıllar yılı borçlandıran, halkın sırtına yük olan yollar ve köprüler yapıldı. Yüzlerce kamu kurumu değerinin çok altında özel şirketlere satıldı. Cumhuriyetin değerleri hedef alındı ve halka ait zenginlikler elden çıkarıldı. Hastalar için yararlı olur mu olmaz mı değerlendirmesi yapılmadan sadece tek adam, “Bunlar benim rüyam” dediği için kentlerde birçok hastane kapatıldı, şehirlerin dışına, çok büyük hasta ve kar garantili hastaneler yapıldı ve de bir sorun çıkması durumunda Türk yargısına değil, yurtdışında tahkime gidilmesi hükme bağlandı. Halk hastanelere ulaşmada nice zorluklar çekti. İktidar belediyelerinden ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarından halkın parasıyla, yandaş ve dini vakıflara ödemeler yapıldı, halka ait gayrimenkuller verildi. Orman Kanunu’nda 28 kez halk yararına olmayan değişiklikler yapıldı. Dünyanın en iyi üçüncü hava alanı seçilen Atatürk Hava Alanı kapatıldı, tarumar edildi. Halkın ödediği milyarlarca dolara mal olan İstanbul Hava Alanı yapıldı. Çin’de yapılan benzer hava alnının maliyetinin 3 katı fazlasına mal edildi. Cumhurbaşkanı’nın, “İsteseniz de istemeseniz de yapılacak” dediği bilim adamlarının ve halkın itiraz ettiği, Kanal İstanbul projesi kapsamında son olarak 1.5 milyonun su ihtiyacını karşılayan Sazlı Dere Barajı, yapılaşmanın etkisinde kurudu. Rant tutkusu galip geldi. İstanbul bu sene eğer yağış olmazsa susuzlukla karşı karşıya kalacak. Harput’a, UNESCO Dünya Miras Listesi’ne girmesini ve Harput’un kültürel ve doğal mirasının korunmasını engelleyen, çocukların ideolojik dönüşümünü sağlamaya yönelik, milyonlarca liralık bir ölü yatırım olan Diyanet Külliyesi yapıldı.

Yazılacak o kadar çok, ülke ve toplum yararına olmayan, iyi niyetten uzak uygulama var ki yazmaya devam etsem sayfalara sığmaz. Değerli Elazığlı hemşehrilerim, sizlere soruyorum, söz konusu uygulamalar, ülke ve toplum yararına uygulamalar mıdır? Ahlak ve iyi niyetle bağdaştığı düşünüle bilir mi?