Bir sabah uyandığınızda hayatınızın artık eskisi gibi olmayacağını anlarsınız. İçinizde atan ikinci bir kalp sadece biyolojik bir olay değil, aynı zamanda büyük bir sorumluluk ve mucizevi bir yolculuğun başlangıcıdır. Hamilelik, bir kadının hayatının hem en kırılgan hem de en güçlü olduğu dönemlerinden biridir. Takvim yaprakları ilerledikçe yalnızca bir beden değil, bir hayat da şekillenir. Bu yüzden gebe sağlığı yalnızca anne adayını değil, geleceği de doğrudan ilgilendirir.

Öncelikle şunu kabul etmek gerekir: Gebe sağlığı hamile kalmadan önce başlar. Dengeli beslenmek, kronik hastalıkların kontrolü, ideal kiloya yakın olmak ve ruhsal olarak hazır hissetmek sağlıklı bir gebeliğin temel taşlarıdır. Doktor kontrolü ile başlayıp önceden planlanan bir sürecin hem anne hem de bebek açısından daha güvenli seyretmesi hiç de tesadüf değildir.

Gebelikte sağlık yönetiminin en önemli bölümü, şüphesiz düzenli doktor kontrolleridir. Pek çok anne adayı kendini iyi hissettiği sürece kontrole gitmeyi erteleyebilir; ancak gebelik takibi sadece bebeği görme demek değildir. Bu kontroller hem sizin hem de bebeğinizin sessizce ilerleyebilecek riskli durumlarını erkenden tespit etme sürecidir. Unutmayın, doktorunuzla kurduğunuz şeffaf iletişim doğum anındaki güven duygunuzun da temelini oluşturur. Aklınıza takılan her soruyu not alın ve çekinmeden sorun. Bilgi korkuyu yok eder.

BEDENİN DEĞİŞEN RİTMİ VE BESLENME

Gebelik süreci, vücudun en üst kapasiteyle çalıştığı bir maraton halidir. Bu süreçte beslenme kuşkusuz en kritik duraklardan biridir. Toplumumuzda yerleşik olan “iki kişilik yemek” mitini artık bir kenara bırakmalıyız. Önemli olan porsiyonlar değil, besin kalitesini artırmaktır. Paketli gıdalar, aşırı şeker tüketimi ve rafine karbonhidratlardan uzak durmak gereklidir. Doğal ve mevsiminde çıkan sebze ve meyveler tüketmek, folik asit, omega-3, kalsiyum ve protein içeren yiyeceklerle beslenmek bebeğinize verebileceğiniz ilk ve en büyük hediyedir.

Genelde göz ardı edilen ama en az fiziksel sağlık kadar önemli olan bir diğer konu ise ruh sağlığıdır. Değişen hormonal denge, gelecek kaygısı ve bedeninizdeki hızlı değişimler sizi huzursuz edebilir. Sürekli mutlu olması gerektiği düşünülen gebelerin yaşadığı korku ve endişeler çoğu zaman görmezden gelinir. Bu yüzden stres yönetimi, kaliteli uyku ve gerekirse psikolojik destek almak lüks değil, bir ihtiyaçtır.

HAREKETİN GÜCÜ

Halk arasında yaygın olan “aman hareket etme, gebesin otur” anlayışı artık geride kaldı. Doktorunuz aksini belirtmediği sürece yürüyüş, yüzme, hamile yogası ya da pilates hem doğum sürecini kolaylaştırır hem de gebelikte oluşabilecek bazı rahatsızlıklardan sizi korur. Hareket etmek bedeninizi olduğu kadar zihninizi de zinde tutar.

KÜÇÜK TAVSİYELER

Gebe sağlığı aynı zamanda toplumsal bir farkındalık meselesidir. Anne adaylarına verilen yersiz tavsiyeler, korkutucu doğum hikâyeleri ve sürekli yapılan müdahaleci yorumlar bu süreci zorlaştırır. En büyük destek bazen susmak, bazen de “yanındayım” demektir.

Sevgili anne adayları, internetteki korkutucu doğum hikâyelerinden uzak durun. Bilimsel temeli olmayan tavsiyeler yerine doktorunuzun rehberliğine güvenin. Her gebelik kendine hastır ve her doğum biriciktir.

Sonuç olarak gebe sağlığı yalnızca doktor odalarında konuşulacak bir konu değildir. Evde, işte, sokakta yani hayatın her anında korunması gereken bir değerdir. Sağlıklı bir anne, sağlıklı bir toplumun ilk adımıdır. Çünkü bir bebeğin dünyaya geliş hikâyesi, annenin kendine ne kadar iyi baktığı, ne kadar mutlu olduğu ve sürecini ne kadar huzurlu geçirdiği ile doğrudan ilintilidir.

Kendi bedeninizi en iyi siz tanırsınız, bebeğinizi en iyi siz korursunuz. Ona iyi bakın, onu iyi dinleyin ve tıbbi kontrollerinizi asla aksatmayın. O da siz de biriciksiniz.