Ülkemizin 2000’li yıllar öncesine ait ekonomik dönemlerini incelediğimizde; gerek 1923-1938 Atatürk dönemi ve gerekse Devlet Plânlama Teşkilatı’nın (DPT) kurulduğu 1960 sonrası dönemde çoğu yıllar “plânlı ekonomi” ile gayri safi millî hasılasını artırdığını görmekteyiz. Eğer Türkiye bu tercihini devam ettirebilmiş olsaydı, kuşkusuz bugün dünyanın ilk sıralarında yer alan bir ekonomisine sahip olacaktı. Ekonomide sağlanan bu önemli başarı kamunun uyguladığı akılcı plânlı ekonomi politikaları sayesinde gerçekleşmiştir.

Türkiye’nin ekonomik ve sosyal kalkınmasını hızlandırmak amacı için kurulan ve 1960-2011 yılları arasında faaliyet gösteren DPT devletin ekonomik, sosyal ve kültürel amaçlarının belirlenmesinde hükümetlere danışmanlık yapmaktaydı. Yapılan plânlarla hangi yatırımların ve nerde yapılacağı öngörülmekte ve kendimizi nerede görmek istediğimiz plânlanmaktaydı. Bu ilk ciddi uygulamanın yapıldığı plânlı ekonomik dönemde önemli bir görev üstlenen DPT ne yazık ki 2011 yılında kapatıldı.

Hiçbir zaman ülkemizde mevcut tasarruflar yaşayanların refaha ulaşması için yeterli olmamıştır. Bu nedenle her dönemde yatırımlar için kaynak yaratmak sorun olmuştur. Bu açıdan bakıldığında az ve sınırlı olan kaynakların iyi kullanılması, israf edilmemesi, yani doğru kullanılması önem kazanmıştır. Politik yatırımlar ve savurganlık yerine, bir taraftan yoksulluk ile mücadele edecek yollar aranırken, diğer taraftan önceliklerin göz önünde bulundurulması zorunlu hâle gelmiştir. Bu da ancak doğru ve akılcı bir ekonomik plânlama ile mümkün olabilecektir.

Yıllar önce uygulanan plânlı ekonomi dönemi daha sonra yerini öngörülmez, plânsız modele bırakınca, bürokratik, ekonomik ve kalkınma hafızası ortadan kalkmış oldu. Oysa, DPT’nin kurulduğu 1960 yılından bu yana 10 adet “5 yıllık kalkınma plânı” hazırlanmıştı. DPT hükümetin önüne senaryolar koyar, karar alıcı o senaryolardan birini seçer veya farklı bir senaryo talep ederse DPT onun da çalışmasını yapardı. Kapatılan DPT’nin yerine yeni kurulan Kalkınma Bakanlığı ise bu görevi yürütemedi, arzu edilen verimlilik sağlanmadı ve 2017 yılında kaldırıldı.

DPT bünyesinde binlerce uzman çalışma yapmakta, sadece kalkınma plânı için değil, birçok sosyal, ekonomik ve kültürel konuda sayıları 30-40 arasında değişen “özel ihtisas komisyonu” ve “çalışma grubu” oluşturuldu. Hepsinin çalışmaları raporlaştırılırdı. Bölgelerarası göçün önlenmesi için bölgesel kalkınmaya önem verilmesinden, tarım ve sanayi sektörlerinin sorunlarına ve bilimsel araştırmaların desteklenmesine kadar pek çok konuda çalışmalar yapılmakta ve öneriler ortaya konulmakta idi. (*)

Geçmişte planlayıcı ve uygulayıcı kurumların birbirinden ayrılması ve bunların işbirliği içinde çalışması örnek bir uygulamadır. Ancak bütün bu deneyimlerden, iyi ve doğru uygulamalardan her nedense vazgeçilmiştir. Bu nedenle Türkiye’ de kurumlar ve görevleri konusunda kafa karışıklığı yaratmanın doğru olmayacağını ve bugün için de o dönemlerden alınacak birçok ders olacağını düşünüyoruz.

Kaynakça:

(*) oakarsucelik@gazeteduvar.com.tr