Eğitimde Töre

Millȋ Eğitim Bakanlığı bünyesinde okutulan derslerin güncellemeleri sık yapılmaktadır. Son dönemlerde millȋlik noktasında bazı gelişmeler meydana gelmiş ve güncellenen derslere yansıtılmıştır. Bu konuda temel anlayışın “Türklük Gurur ve Şuuru, İslȃm Ahlȃk ve Fazileti”ne ilişkin değerler ile cihanşümul (küresel, dünyevȋ) değerlerin birlikte işlenmesi şeklinde olmasına ihtiyaç vardır..

Binlerce yıllık kültür birikimiyle, bir medeniyet meydana getirmiş bulunan Türk milletinin insan yetiştirmede “Töre” konusu öne çıkarması gerekir. Töre denilince insanların aklına töre cinayetleri v.b. gibi olumsuz hususlar gelir. Önce de belirttiğimiz gibi töre Türk toplumunun hayatını düzenleyen gayriresmȋ kurallardır. Bu kuralların bütününe dayalı olarak geliştirilecek olan eğitim programında, öğrenci ezelden beri var olan ve günümüze taşıdığımız “Hikmet” ve “Türk Millȋ Kültürü” veya “Türk Medeniyeti”nin refah ve mutluluk anlayışına dayalı olarak yetiştirilmelidir.

Töreye dayalı eğitim anlayışında eğitim, iktisadȋ ve içtimaȋ kalkınmanın bir aracı değildir. Eğitimin, eski tabirle “Terbiye”nin esası; "İnsanın ezeli hikmet zemininde donanarak bu donanımla mevcudiyetinin nihai gayesine doğru yol almasını temin etmeye dayanır".

Bundan 39 yıl önce, Ocak 1977'den Ocak 2004'e kadar aralıklarla yayın hayatını sürdüren “Türk Millȋ Kültürü” adlı dergide “Yarış Atı” başlıklı bir yazı kaleme almış; eğitimde çocukların hayata hazırlanmasından çok, bir yarış atı gibi, sınav kazanmaya yönelik eğitim aldıklarından söz etmiştim. Çünkü modern veya çağdaş eğitim düsturu (Mottosu) ile uygulanan eğitim; bilgiyi bir araç olmaktan çıkarmış, sınav başarısına odaklı bir amaca dönüştürmüş, bu da gençleri akademik olarak donatmış olsak dahi vicdanen savunmasız bırakmıştır. Bu savunmasızlık, nihayetinde şiddet formunu alan bir patlama yaratmaktadır.

TÜRK TÖRESİNE DAYALI İNSAN YETİŞTİRME

Erdem Temelli Eğitim

Türk kültüründeki ideal insan modeli, güç ile bilgeliğin birbirini tamamladığı Alp-Bilge modeli(arketipi)dir. Bilindiği üzere bu ideal tip, Türklerin müslüman olmalarıyla birlikte “Alperen” tipine evrilmiştir.

Bugünkü okullar çocuklara ve gençlere ya yalnızca akademik bilgi yüklemekte ya da kişinin elindeki imkanları (fiziksel güç, otorite, para, zeka veya öfke gibi) iradesiyle yönetememesi) anlamına gelen “Kontrolsüz Güç Duygusu” vermektedir.

Erdem temelli eğitimde; bilginin hikmetle, gücün adaletle, cesaretin merhametle birleştiği bir karakter inşa etmek hedeflenmelidir.

Bu aynı zamanda günümüz karakter eğitimi literatürünün de temel bileşeni olan "bireylerin erdem sahibi, zorbalıktan uzak duran, iş birliği ve uyum içinde yaşayan kimseler olarak donatılması süreciyle" örtüşür.

Aidiyet ve Topluluk Duygusu

Töre, bireyi topluma bağlayan bir düzendir; parçalanmış (atomize edilmiş), yalnızlaştırılmış bireyi değil, topluluk içinde konumlandırılmış, mensubiyeti bulunan insanı yetiştirmeyi amaçlar.

Araştırmalar, dışlanma ve aidiyet eksikliğinin şiddet davranışının en önemli tetikleyicilerinden biri olduğunu göstermektedir.

Töreye dayalı eğitimde öğrenci yalnızca bilgi alan bir nesne değil, bir topluluğun, bir geleneğin, bir devletin öznesi olarak kendini tanır. Bu aidiyet duygusu, şiddetin sosyal toprağını kurutur.

Hikmet ile Bilgi Arasındaki Bağı Kurmak

Eğitimde hikmet temele konulmasıyla, bilginin eğitim alacak bireyi "insan" kılacak gerçek öze ait (derûnî) yön belirleyiciden (pusuladan) kopmaması söz konusu olur.

Türk-İslam medeniyetinin büyük hikmet kaynakları olan Divan-ı Hikmet, Kutadgu Bilig, Atabet-ül Hakayık ve Dede Korkut Hikâyeleri gibi eserler; adalet, dürüstlük, yardımseverlik, bilimsellik, dayanışma, vatanseverlik gibi değerleri kuşaktan kuşağa aktarmıştır.

Bu eserlerdeki değerler, kısmȋ olarak bugünkü “Sosyal Bilgiler” ve “Türkçe” dersleri müfredatlarına konulmuşsa da yetersiz kaldığı yönünde fikirler vardır. Bu değerler bütünlük içinde, okul öncesinden lisansüstü eğitime kadar konulduğunda soyut kavramlar yerine canlı, yaşayan modeller sunacaktır.

Atasözleri, türküler, ninniler, hikâyeler ve masallar; sözlü kültür aracılığıyla değerlerin bireylere kazandırıldığı geleneksel kanallar olarak güncelliğini korumaktadır. Bu değerler günümüz müfredatında yer alıyor olsa dahi merkeze yerleştirilmesi gerekir.

Rol Modelin Merkeze Alınması

Türk kültüründe değer aktarımında en sık karşılaşılan teknik-yordam; rol-model olmaktır.

İlk rol model ebeveyn ve akrabalardır. Ebeveyn ve akrabaların rol model olarak davranışlarında hem töreli hem de çağdaş olmaları gerekir. Yere tüküren, arabasından dışarıya çöp atan, küfürlü konuşan, işini düzgün yapmayan insandan nasıl bir rol-model çıkacağı ortadadır.

İkinci rol-model ise öğretmendir. Öğretmen; yalnızca bilgi aktaran bir teknisyen değil, bilge kimliği, ahlakî duruşu ve yaşam biçimiyle öğrenciye insan olmanın ne anlama geldiğini gösteren bir irfan mürşididir. Karakter ve değer eğitimi çerçevesi de "rol model olarak öğretmen" kavramının merkeze alınması gerekir. Okul, ancak öğretmenin bu kimliği üstlendiği ölçüde bir irfan mektebi kimliği kazanabilir.

Gelenekte büyüklere saygı ve itaat yalnızca bir sosyal beklenti değil, bilgeliğin kuşaklar arasında aktarılmasının güvencesi olarak mevcuttu. Bugün bu bağın zayıflaması; gençlerin hem kendilerini hem de başkalarını "değersizleştirdiği" bir boşluğa sebep olmakta, bu boşluk zamanla şiddete zemin hazırlamaktadır.

Okul-Aile-Toplum Bütünlüğü

Töre, bir toplumun bütün kurumlarını bir arada tutan yapı harcıdır. Çünkü eğitim yalnızca okulun değil; ailenin, çevrenin ve toplumun ortak sorumluluğundadır.

Karakter eğitiminin başarıya ulaşabilmesi için öğrenci ailelerinin, okul yönetiminin ve yerel yöneticilerin bu sürece dahil olması şarttır.

Okul ile aile arasındaki güvene dayalı destek bağının zayıfladığı ve her ortamda şiddet için uygun zemin oluştuğu, araştırmalarla sabittir.

Töre geleneğinde bu bütünlük; Türk kurultaylarında olduğu gibi "ortak karar-ortak sorumluluk" ilkesine dayanır.

Devam edecek…