Hayatın karmaşasında sığındığımız o güvenli limanlar, yani her gün hiç düşünmeden tekrarladığımız rutinler, bir süre sonra ruhumuzu saran sinsi bir sarmaşığa dönüşebilir. Güvenli Limanın Sinsiliği nedir? O yapmayı çok sevdiğimiz rutinlerin gölgesinde çürümek…Çoğumuz sabah aynı alarm sesiyle uyanır, aynı yollardan yürür, aynı fincanla kahvemizi içer ve aynı cümlelerle günü bitiririz. Bu tekrarlar başlangıçta birer kalkandır; bizi belirsizliğin yakıcı stresinden, dünyanın kaosundan korur. Ancak bir noktadan sonra , bu güvenli liman bir hapishaneye dönüşmeye başlar. İşte o an konfor çürümesi başlamış demektir.
Rutinlerine sımsıkı bağlı ve kontrolfreak bir kişi olduğumdan bu durumun dezavantajları üzerinde düşünmeye ve bu konu üzerinde bir süredir çalışmaya çalışıyorum. Bu farkındalık sonrasında şu tespitlere ulaştım.Rutinlerin en tehlikeli yanı, bizi yavaş yavaş hissetmeye kapatmasıdır. Artık yeni bir günün heyecanını duymazsınız; sadece bitirilmesi gereken bir prosedür vardır elinizde. Ruhunuz, hiçbir riskin olmadığı bu gri bölgede uyuşur. Acı yoktur ama gerçek bir neşe de yoktur. Tutku, yerini "idare etme"ye bırakır. Kendi hayatınızın başrolü değil, sadece belirlenmiş bir senaryoyu her gün aynı donuklukla okuyan bir dublör gibi hissedersiniz. Bu, ruhun sessiz feryadıdır; çünkü insan ruhu, güvenle değil, keşifle beslenir. Gerçek şu ki: Doğa, durağanlığı sevmez. Kullanılmayan her kas körelir, akmayan her su kirlenir ve zorlanmayan her zihin geriler. Bugün size "huzur" gibi gelen o değişmez rutin, aslında geleceğinizden alınan bir borçtur.
Rutinler hiç çıkmak istemediğimiz bir konfor alanı oluşturur. Konfor, kısa vadede beyni stresten korur ancak uzun vadede ise potansiyelimizin körelmesine , kişinin kendi değerlerini korumak için çaba sarf etmemesine, etik ve vicdani pusulasının zayıflamasına neden olabilir. Sürekli haz odaklı ve zahmetsiz bir yaşam, bireyde derin bir tatminsizlik ve "hayatın anlamını yitirmesi" hissini doğurur.
Sinan Canan’ın İnsanın Fabrika Ayarları adlı eserinde vurguladığı temel fikirlerden biri, insanın zihinsel ve fiziksel canlılığını koruyabilmesi için alışkanlıklarının dışına çıkması gerektiğidir. Yazar, beynin sürekli tekrar eden rutinlere hızla adapte olduğunu, bu durumun da zamanla algı keskinliğini ve yaşamdan alınan hazzı azalttığını ifade eder. Bu nedenle bireyin, zaman zaman konfor alanını bilinçli şekilde terk ederek yeni deneyimlere yönelmesinin, hem bedeni hem de zihni “şaşırtarak” yeniden uyaracağını belirtir. Bu yaklaşım, insanın kendi potansiyelini hatırlamasına ve daha canlı, farkındalığı yüksek bir yaşam sürmesine katkı sağlar.
Konfor çürümesi, bir bireyin veya toplumun aşırı rahatlık, rutin ve risk almama hali içinde kalarak zihinsel, fiziksel ve ruhsal yeteneklerini yavaş yavaş kaybetmesini ifade eden modern bir kavramdır. Modern dünyada konfor çürümesi diye tabir edilen bu durum bizde Bilişsel Tembellik denilen yani beynin, otomatizme bağladığında yeni sinirsel bağlar kurmayı bıraktığı hale ,devamında çözüm üretemeyen, yaratıcılıktan uzak birine dönüşmemize neden olur. Rutine hapsolmak ile dış dünyayı bir tehdit olarak görmeye başlarız. En küçük bir değişiklik devasa bir felaket gibi görünmeye başlar.
Yeni anılar biriktirmediğinizde, beyin o günleri tek bir dosya gibi kodlar. On yıl geçmiş gibi görünse de, hafızamızda sadece tek bir günün on binlerce kopyası kalır. Hayatımız ellerinizden kayıp giderken biz sadece izlemekle kalırız.
Rutinlerimize bağlı kalmak ,rutinimize şükretmek tabi ki kaçınılmaz ve olması gereken bir durum. (ölçüsünde olduğunda ) Rutinleri tamamen yok etmek imkansız ve belki de gereksizdir; ancak onlara "yaşam belirtileri" eklemek zorunludur. Konfor çürümesinden kurtulmak, her şeyi yakıp yıkmak değil, o güvenli duvarda küçük bir delik açıp içeriye temiz hava girmesine izin vermektir.
Gerçek huzur, hiçbir şeyin değişmediği o durağanlıkta değil; fırtınanın ortasında bile gelişebilme ve yeni yollar bulabilme becerisindedir. Bugün belki minik bir değişiklikle, o çok sevdiğiniz kahve fincanını bir kenara koyup, hiç gitmediğiniz bir yoldan eve dönmek, ruhunuzdaki o ilk pası söküp atabilir.
Bu yazı size kendi hayatınızdaki hangi rutini bırakmanız gerektiğini hatırlattı bilmiyorum ama… Rutinleri bir miktar azaltmaya , minik bir değişikliğe ne dersin…