Artık öldürülen çocuk haberlerini duymak istemiyorum. İnsanın içinin parçalanmaması mümkün değil… Yıllardır sürdürülen yanlış politikalar (özellikle eğitim alanında) belki de bu vakaları yaşamamızda en büyük sebeplerden biridir.

Toplumda oluşan bu durumun düzelmesi belki de birkaç nesile mal olacak; ancak mutlaka üstesinden gelmemiz gereken bir konu olduğu hakkında tüm ülke hemfikirdir.

Bu konuda özellikle sosyal medya üzerinden işe başlamakta fayda var. Şiddet içerikli oyunlar, insan hayatının bir sinek kadar değeri olmadığı televizyon dizileri, otoritenin ve düzenin aşağılandığı yapıtlar toplumun, özelliklede çocukların geleceklerini karartmakta…

Artık bu son olsun ümidi ile satırlara göz atsak ta; aklımızda acı hikayeler hep tazeliğini koruyor…

İstanbul Kadıköy'de 15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi'nin bıçaklanarak öldürülmesiyle ilgili dava…

İstanbul Güngören'de çıkan kavgada bıçaklanarak hayatını kaybeden 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin görülen dava…

Ve son olarak yine İstanbul’da bir parkta uğradığı bıçaklı saldırıda (17 bıçak darbesi ile) hayatını kaybeden Elazığlı 15 yaşındaki Abdülbaki Demirel ailesinden ve dünyadan genç yaşta koparıldı…

Davalar sonrasında açıklanan cezalar, kaybolan çocuklarımızı geri getirmese de ailelerin acılarını bir nebze hafifletmeye yaramıyor…

Çözüm hakkında herkesin bir fikri var… Kimisi ceza yönünde ağırlaşma yönünde çalışmalar yapılması gerektiğini düşünürken; kimisi ise sorunun eğitim ve sosyal projelerde olması gerektiğini savunuyor…

Ne olursa olsun yetkililer bir an önce harekete geçmesi lazım…

Özellikle evlatlarını kaybetmiş ailelerin bir de tehdit edilmesi kabul edilemez bir durumdur.

Bizlerinde, kaybettiğimiz diğer çocuklarımızın ailelerinin yanında olmamız gerekiyor. Hemşerimiz Demirel Ailesini bu acı gününde yalnız bırakılmamalıyız.