Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi CDS, 1 Haziran 2022 tarihinde 872 baz puan rakamı ile zirve yapmıştı. Şu an ise CDS 285 puan seviyesine kadar geriledi. CDS’nin 275 eşiğini aşağı kırması halinde ileri aylarda 155 puan seviyelerine ve 2013’te ki 107 puan seviyelerine kadar gelme durumu oluşacaktır.

     CDS primi, bir ülkenin dış borçlanmasındaki en önemli göstergelerden biri olup, düşük bir değer ve düşük bir risk anlamı taşımaktadır. Bir ülke yurt dışından nakit borçlanma ihtiyacı duyduğunda, alınacak krediye uygulanacak faiz oranı, Londra bankalar arası faiz oranı olan LIBOR faiz oranı üstüne ülkelerin risklerine göre bir spread eklenir. İşte bu risk hesaplama CDS rakamıdır. CDS baz puanı üzerinde en fazla etkiye sahip olan değişkenin döviz kuru olduğunu biliyoruz. Bunun yanında CDS’de ki gerileme dış borç alma faizini aşağı çekecektir. Örneğin; Libor faiz oranı %4 olarak baz alırsak ve borç alan ülkenin CDS’si 285 puan ise, bu ülkenin rezerv para cinsinden alacağı borcun faizi (libor (4) + risk primi (2,85) = %6,85’dir.

     Türkiye’nin kredi notlarındaki artış ve yeni artış sinyalleri CDS’de ki gerilemeyi sağlamış ve geçen haftalar yabancı yatırımcılar Türkiye piyasalarına 30 milyar dolarlık bir giriş yapmıştır. Gelişmekte olan ülkeler CDS ortalaması 420 baz puan seviyesindeyken, Türkiye pozitif ayrışarak CDS puanı 285 baza gerilemiştir. Bankalarımızda yurtiçi yerleşiklerin (Türklerin) toplam yabancı para mevduatı 211 Milyar Dolar’dan 207,8 milyara kadar geriledi. Mevduat faizlerinin yüksekliği, yurtdışı döviz girişi ve turizm sezonunun başlaması ayriyeten ihtiyaçları karşılama için satışlar döviz fiyat ve döviz mevduat tutarını etkileyen unsurlar sayılabilir.

     Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası geçtiğimiz günlerde bilindiği üzere enflasyon raporunu açıkladı. TCMB, Tüfe Enflasyon tahminini 2024 yıl sonu için %36’dan %38’e revize ederken, 2025 ve 2026 sonları için %14 ve %9 olarak korudu. Enflasyon tahmini güncelleyip yukarı çekme sebebi olarak, iç talep canlılığının halen devam ederek son 4 aylık Tüfe rakamlarının kendi beklentilerinin %3.8 üzerinde olmasına bağladı. 2024 yılı ilk çeyreğinde yurt içi talepte güçlü seyir devam ederken, Nisan ayı öncü göstergeler ilk çeyrekteki gibi güçlü bir iç talebin olmadığını belirten TCMB, enflasyonu önlemenin iç tüketim talebinin azaltılmasının sıkılaştırma ile olmayacağını belirtti. Şunu demek istiyor; Diderotu haksız çıkaralım (geçen yazımda bahsetmiştim) ABD ve Avrupa halkı bunu başarıyor hatta Avrupa’nın içinde savaş devam ederken Rusya ile ekonomik ambargo süreci içinde enflasyonla mücadele edilirken, halkları ekonomik programa desteklerini daima devam ettirdiler ve başarıyorlar…  Nisan ayında talebin düşmesini olumlu görüyorum. Tüketici enflasyon beklentilerinin düşüş yönünde oluşması olumluya işaret. Kredi kartlarıyla yapılan harcamalarımız hızlı ivme ile artmakta ve kredi kart borçları ise tüketici kredileri ile kapatılmaktadır. Bunu büyük bir sorun olarak görüyorum. Kredi kartları ile en çok harcama kalemi ise beyaz eşya alımında yapılmıştır. Yurtdışı yatırımcısının Türkiye’ye güvenini kendi halkımıza kabul ettirebilsek tüketim ve harcama kalemlerini ihtiyacına göre alacak ve enflasyonu aşağı çekebileceğiz.

Yazıma Mehmet Akif Ersoy’un şu dizeleriyle son vermek istiyorum;

‘’Taştan vazgeçtik, biz halen kuyuyu bulamadık.

Hadi gel yıkalım şu Süleymaniye’yi desen,

İki kazma kürek, iki de ırgat gerek, 

Ancak hadi gel yapalım şunu geri desen,

Bir Sinan, bir de Süleyman gerek.”  

Hayırlı haftalar dilerim...