Kıymetli TURAN Gazetesi okurları, bazı insanlar vardır; hayattayken çok şey üretirler ama yaptıkları işlerin kıymeti, çoğu zaman sessizliğe gömülür. Onlar gürültüyle değil, emekle konuşurlar. İşte Fırat Üniversitesi’nden emekli Dr. Öğr. Üyesi Hüsamettin Kaya da böyle bir isimdi.
Kendisinin vefatını derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Ancak bu yazı bir veda yazısı olmanın ötesinde, aynı zamanda kişisel bir tanıklığın ve güçlü bir vefa çağrısının ifadesidir. Bu satırları yazma nedenim yalnızca akademik ya da kurumsal bir sorumluluk değildir. 2018–2020 yılları arasında Tunceli Munzur Üniversitesi’nde Rektör Yardımcılığı görevini yürüttüğüm dönemde, Hüsamettin Kaya hocamızla sık sık mesai arkadaşlığı yaptık. Bu süreçte kendisini yakından tanıma, çalışma disiplinine, üniversiteye ve bulunduğu şehre bakışına bizzat şahit olma imkânım oldu.
Hüsamettin Kaya, yalnızca Fırat Üniversitesi’ne değil, Munzur Üniversitesi’ne de önemli katkılar sunmuş; kurumsal hafızanın oluşması, akademik iklimin güçlenmesi ve üniversitenin şehirle bütünleşmesi noktasında her zaman yapıcı ve yol gösterici bir rol üstlenmiştir. Bunu herhangi bir beklentiyle değil, üniversite kavramını içselleştirmiş gerçek bir akademisyen sorumluluğuyla yapmıştır.
Dr. Öğr. Üyesi Hüsamettin Kaya, yalnızca bir akademisyen değil; bu ülkenin değerlerine, kültürüne ve insanına samimiyetle bağlı, gerçek anlamda milliyetçi bir hocamızdı. Milliyetçiliği sloganlarda değil; eğitime, gençlere ve memlekete hizmette gören bir anlayışın temsilcisiydi.
Bu katkıların en somut örneklerinden biri de Keban Meslek Yüksekokulu’nun Elazığ’a kazandırılması sürecidir. Keban Meslek Yüksekokulu’nun açılmasında büyük emeği bulunan Hüsamettin Kaya, bu sürecin yalnızca akademik değil,
aynı zamanda siyasi ve bürokratik boyutlarında da aktif rol üstlenmiştir. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel’in Elazığ’a gelmesi ve bu sürecin hızlanması noktasında gösterdiği çaba, Elazığ eğitim tarihine not düşülmesi gereken çok kıymetli bir hizmettir.
Bugün Keban Meslek Yüksekokulu’ndan mezun olan yüzlerce gencin hayatına dolaylı olarak dokunan bu emek, yalnızca bir idari başarı değil; bir vizyonun ve memleket sevdasının ürünüdür. Bugün Elazığ’da kültür, sanat ve folklor denildiğinde geriye dönüp bakıldığında, bu alanda gönüllü emek veren, organizasyonlara omuz atan, gençlere yol açan ve şehrin entelektüel hafızasına katkı sunan isimlerin başında Hüsamettin Kaya gelmektedir.
Üstelik bunu hiçbir zaman kişisel bir vitrine dönüştürmeden, sessiz ama kalıcı izler bırakarak yapmıştır.
Şimdi sorulması gereken soru şudur: Bu kadar emek, bu kadar katkı yalnızca bir taziye mesajıyla mı geçiştirilecektir?
Bir üniversitenin büyüklüğü, yalnızca kampüs alanı ya da öğrenci sayısıyla ölçülmez.
Asıl ölçü, o üniversitenin kendi değerlerine sahip çıkabilme cesaretidir. Aynı şey şehirler için de geçerlidir.
Bu nedenle açık bir çağrıda bulunmak istiyorum: Fırat Üniversitesi bünyesinde Keban Meslek Yüksekokuluna, bir kütüphane salonuna, kültür–sanat merkezine, konferans salonuna ya da Elazığ’da bir sokak, park veya kültürel mekân Dr. Öğr. Üyesi Hüsamettin Kaya’nın ismini taşımalıdır.
Unutmamak gerekir ki isim vermek, bir tabeladan ibaret değildir. Bu, aynı zamanda gelecek kuşaklara “Bu şehir ve bu üniversite, emeği unutmaz” mesajı vermektir.
Vefa, sadece geçmişe saygı değil; geleceğe karşı sorumluluktur.
Esen kalınız…