Kıymetli TURAN Gazetesi okurları, Avrupa karbonu fiyatladı. Yeni dönemde karbonu azaltan kazanacak, azaltamayan ise bedel ödeyecek. Türkiye için bu süreç bir risk olduğu kadar büyük bir ekonomik fırsat da barındırıyor.
Avrupa Parlamentosu’nun 2040 yılı için sera gazı emisyonlarını 1990 seviyesine göre %90 azaltma hedefini kabul etmesi, dünyada yeni bir ekonomik dönemin başladığını açıkça göstermektedir. Artık iklim politikaları yalnızca çevreyi koruma amacı taşımamakta, doğrudan sanayi rekabeti, ticaret ve finansal maliyetlerle ilişkilendirilmektedir. Avrupa Birliği’nin Emisyon Ticaret Sistemi’ni genişletmesi ve karbon maliyetlerini artırması, özellikle Avrupa’ya ihracat yapan ülkeler için önemli sonuçlar doğuracaktır. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) ile demir-çelik, çimento, alüminyum ve enerji yoğun sektörlerde üretim yapan firmalar, ürünleri içindeki karbon miktarı kadar ek maliyet ödemek zorunda kalacaktır. Başka bir ifadeyle, karbon artık görünmeyen bir çevre sorunu değil, doğrudan ödenen bir ekonomik bedel haline gelmiştir.
Türkiye açısından bakıldığında, 2053 Net Sıfır hedefi önemli bir adımdır. Ancak asıl önemli olan bu hedefin enerji, sanayi ve finans politikalarıyla desteklenmesidir. Türkiye’de kurulması planlanan Emisyon Ticaret Sistemi ile karbon salımı yüksek olan işletmeler daha fazla maliyetle karşılaşacak, düşük karbonlu üretime geçen firmalar ise ekonomik avantaj elde edecektir. Bu sistem, karbonu azaltanın kazandığı, azaltamayanın ise bedel ödediği yeni bir piyasa düzenini beraberinde getirecektir.
Bu sürecin doğru yönetilmesi halinde Türkiye için önemli fırsatlar bulunmaktadır. Ülkemiz güneş, rüzgâr ve hidroelektrik potansiyeli açısından güçlü bir konuma sahiptir. Yenilenebilir enerji yatırımlarının artırılması, organize sanayi bölgelerinde çatı güneş enerjisi sistemlerinin yaygınlaştırılması ve enerji verimliliği uygulamalarının desteklenmesi, sanayimizin karbon maliyetlerini azaltarak rekabet gücünü artıracaktır.
Elazığ özelinde değerlendirildiğinde ise Keban Barajı ve bölgedeki güçlü hidroelektrik altyapısı, temiz enerji üretimi açısından önemli bir stratejik avantaj sunmaktadır. Bu altyapının güneş enerjisi yatırımları ve enerji depolama sistemleri ile desteklenmesi, hem bölgenin enerji maliyetlerini düşürecek hem de düşük karbonlu üretim için güçlü bir zemin oluşturacaktır. Elazığ Organize Sanayi Bölgesi’nde yenilenebilir enerji kullanımının artırılması, şehrimizi karbon maliyetlerinden koruyarak rekabet gücünü yükseltebilir ve bölgeyi temiz üretimde öncü konuma taşıyabilir.
Net sıfır artık bir çevre hedefi değil, ekonomik bir zorunluluktur. Önümüzdeki dönemde asıl soru, karbon azaltımı yapıp yapmayacağımız değil; bu dönüşüme ne kadar hızlı uyum sağlayacağımız olacaktır. Çünkü yeni dönemde karbonu azaltan şehirler, işletmeler ve ülkeler kazanacak; uyum sağlayamayanlar ise karbonun gerçek maliyetiyle karşı karşıya kalacaktır.
Esen kalınız…