Bugün binlerce genç bir ekranın karşısında belki de hayatlarının en heyecanlı anlarından birini yaşadı. Kimi istediği üniversitenin adını gördü, kimi hayal ettiğinden farklı bir sonuçla karşılaştı. Birileri sevincini ailesiyle paylaşırken, birileri sessizce ekranı kapattı.
Fakat bugün yalnızca gençlerin aldığı sonuçları değil, hayat boyunca karşımıza çıkan bütün o “sonuç ekranlarını” düşünmek istiyorum.
Çünkü büyüdükçe sınavların şekli değişiyor ama kendimizi sonuçlarla değerlendirme alışkanlığımız pek değişmiyor.
Önce iyi bir okul kazanmamız bekleniyor. Sonra iyi bir üniversite, iyi bir iş, başarılı bir kariyer… Ardından hayatın başka başlıkları geliyor. Ne kadar kazandığımız, nerede yaşadığımız, hangi yaşta evlendiğimiz, ne kadar başarılı olduğumuz…
Farkında olmadan hayatımızı küçük kutucuklara ayırıyor ve her birinin yanına bir tik koymaya çalışıyoruz.
Peki, koyamadığımızda ne oluyor?
Çoğu zaman “Bu olmadı.” demek yerine, “Ben başaramadım.” diyoruz.
İşte belki de üzerinde durmamız gereken yer tam burası.
Bir konuda başarısız olmakla, kendimizi başarısız biri olarak görmek arasında büyük bir fark var.
İnsan bazen bütün benliğini tek bir sonuca sığdırabiliyor. Bir sınav, kabul edilmediğimiz bir iş başvurusu, biten bir ilişki, gerçekleşmeyen bir plan… O an yaşadığımız hayal kırıklığı o kadar büyük olabiliyor ki hayatımızın geri kalanını da aynı pencereden görmeye başlıyoruz.
Oysa bir sonuç bize yalnızca o ana ilişkin bir şey söyler. Kim olduğumuzu değil.
Belki bugün istediğiniz yerde değilsiniz. Belki yıllar önce kurduğunuz hayatın bambaşka bir yerindesiniz. Belki çevrenizdeki insanların ilerlediğini düşünürken kendinizi geride kalmış hissediyorsunuz.
Ama hayatın en yanıltıcı taraflarından biri de herkesin aynı zaman çizgisinde ilerlediğini sanmamız.
Özellikle sosyal medya bize sürekli başkalarının “sonuç ekranlarını” gösteriyor. Birinin mezuniyetini, diğerinin yeni işini, bir başkasının evliliğini, seyahatini, başarısını görüyoruz. Fakat o sonuca gelene kadar yaşadığı korkuları, vazgeçişleri, başarısızlıkları ve yeniden başlamaları çoğu zaman görmüyoruz.
Sonra başkasının vardığı yerle, kendi yolculuğumuzun ortasını kıyaslıyoruz.
Ve kendimize şu soruyu soruyoruz:
“Ben neden hâlâ burada değilim?”
Belki de soruyu değiştirmemiz gerekiyor.
“Ben neden orada değilim?” yerine, “Ben nereye gitmek istiyorum?”
Çünkü başarı herkes için aynı anlama gelmek zorunda değil.
Bir insan için başarı iyi bir üniversiteye girmek olabilirken, başka biri için yıllardır ertelediği bir hayale yeniden başlamak olabilir. Bazen başarı çok büyük adımlar atmak değil; zor bir dönemin ardından yeniden ayağa kalkabilmektir. Bazen “hayır” diyebilmektir. Bazen yardım isteyebilmektir. Bazen de yıllardır kendimize yüklediğimiz beklentilerden vazgeçebilmektir.
Psikolojide insanın kendisini yalnızca performansı üzerinden değerlendirmesi oldukça yorucu bir döngü yaratabilir. Çünkü başarı geldiğinde kendimizi yeterli, başarısızlık geldiğinde ise değersiz hissetmeye başlarız.
Oysa insanın değeri bu kadar değişken olmamalı.
Bugün bir sınav sonucu açıklandı. Yarın başka sonuçlar açıklanacak. Bir iş görüşmesinin, bir projenin, bir ilişkinin, belki yıllardır peşinden gittiğimiz bir hayalin sonucu…
Bazıları bizi çok mutlu edecek.
Bazılarıysa hiç beklemediğimiz kadar üzecek.
Ama hiçbirinin tek başına bizi tanımlamasına izin vermemek gerekiyor.
Çünkü hayat bazen istediğimiz kapının açılmasıyla, bazen de açılmadığı için başka bir yolu keşfetmemizle ilerliyor.
Belki yıllar sonra geriye dönüp baktığımızda bugün büyük bir kayıp sandığımız şeyin bizi başka bir yere götürdüğünü göreceğiz. Belki de bugün büyük bir başarı olarak gördüğümüz şey, yolculuğumuzun yalnızca küçük bir başlangıcı olacak.
Bu yüzden bugün ekranında ne yazarsa yazsın, özellikle gençlere hatırlatmak istediğim bir şey var:
Bir sonuç geleceğiniz hakkında bilgi verebilir; ama değerinizi belirleyemez.
Hayat, kazandıklarımızdan ve kaybettiklerimizden çok daha büyük.
Ve belki de büyürken öğrenmemiz gereken en önemli şeylerden biri şu:
Başarı, hayatın bizi nereye yerleştirdiğinden çok, bulunduğumuz yerden kendimize nasıl bir yol çizdiğimizle ilgilidir.