Doğum yaşam ve ölüm üçlemesinde tek şaşmaz eşitlik tüm canlıların ölümcül olmasıdır. Yaşamın değerini ise ölüm belirler. Bir başka anlatımla ölüm herkesi eşitleyecek kaskatı bir gerçekliktir ve de ölüm, bu âlemdeki tek adalettir. Ne var ki ölümün bile kime ne zaman, nerede ve nasıl geleceği belli değil! Aynen, “Bir şekilde doğar, bin bir şekilde ölürüz” özdeyişinde söylendiği gibi.

Üstelik insan kavrayışının ötesindeki o dünyaya gidinceye kadar hiç kimse kaç gününün, kaç ayının, kaç yılının kaldığını da bilmiyor. Ama şu bir gerçek ki herkes bir gün gidecek ve yanında hiçbir şey götüremeyecek ve de herkesin mekânı, toprağa acılan bir çukur olacak…

Bu bağlamda ülkemizde öyle şeyler oluyor ki, “Vay canına” demeden yapamıyorum. İnsanlarda sanki ilelebet yaşayacaklarmış gibi para, maddiyat, makam ve koltuk tutkusu adeta saplantıya dönüşmüş.Daha fazla paraya, maddiyata, lükse, güce, prestije ve statüye sahip olma hırsı ve doyumsuzluğu zirve yapmış. Sahip oldukları imkânlarla yetinmiyorlar hep daha fazlasını istiyorlar. Çıkarları için yapamayacakları şey yok. Onlar için ahlak diye bir kavram da yok. Oysa Ulu önder Atatürk , "Hiçbir millet yoktur ki, ahlâk esaslarına dayanmadan ilerlesin” der…

Kıskançlık, vicdansızlık, insafsızlık, yüzsüzlük, tamahkârlık arşa çıkmış. Üstelik birçoğu dindar oldukları izlenimi yaratırlar ama dini, ahlaki ve yasal olarak yasaklanmış olsa da çıkarları söz konusu olunca sınır tanımıyorlar. Gerekirse yargı sopa olarak kullanılır, her şeye bir kılıf uydurulur. Utanma, arlanma, sıkılma, çekinme hak getire.

Mehmet Akif Ersoy ne güzel söylemiştir:

“Haya sıyrılmış inmiş, öyle yüzsüzlük ki her yer de,

Ne çirkin yüzler örtermiş meğer o incecik perde”.

AKP iktidarı geldiğinden beri sürekli yeni zenginler yaratılıyor ve skandallar bitmiyor! Yolsuzluk, dolandırıcılık, vurgun ne ararsanız var. Son 24 yılda, kamu ihaleleri, özelleştirmeler, hazine garantili yatırımlar, rant odaklı büyüme modelleri, sermaye gruplarına kamu bankalarından düşük faizli krediler sağlama, TMSF elindeki varlıkların satışı yoluyla iktidara yakın iş insanlarına devir, vergi matrah afları ve vergi silme yoluyla devletin sırtından pek çok zenginler yaratıldı. Son günlerde ise Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlı Sermaye Piyasası Kurulu’nun düzenleme, izin ve denetimine bağlı Portföy yönetim şirketlerinde yaşanan yolsuzluk ve vurgunda, şirket sahipleri ve yatırımcıların bir kısmı halkın parasıyla haksız yoldan zenginleştirildi.

Eski Türkiye’de özellikle kadınlarda ahlak, utanma, arlanma, dürüstlük, haysiyet vardı. Günümüzde, “Ar namus ter temiz” derler ya aynen öyle. Eğer ar damarı yırtılmışsa kadın erkek fark etmiyor. Yeter ki sırtlarını siyasete dayasınlar, siyasetin gölgesi üzerlerinde olsun. Bir iktidar partisi milletvekili TBMM’de rahatlıkla, “Ne var utanmıyoruz” diyebiliyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı eski bir kadın bakan yasa dışı yollarla milyonlarına milyarlar katabiliyor. Haftalardır ne soruşturma, ne nezaret ne de tutuklama. Ne yazık ki iktidarın adalet terazisi, yandaşlarıfarklı, muhalefeti farklı tartıyor. Yargının ve adaletin karakteri bozulmuş.

Bu durumda topluma da, Aşık Mahzuni Şerif’in dizelerinde söylediği gibi:

“Bir soğan soyulurken yaşarıyor da gözler,
Vatan soyulurken aldırmıyor öküzler” demek kalıyor.

Bekleyelim görelim, son finans krizinde mağdur olanların fonlara yatırdıkları paralar ödenecek mi? Bu yolsuzlukları yapanların mal varlıklarının kaynağı araştırılacak mı? Nasıl kazandıkları sorulacak mı? Suçlular cezalarını çekecek mi?

Yoksa halk sadece Tevfik Fikret'in ünlü şiirindeki dizelerde söylediği gibi:

“Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,

Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!” diyecek, iktidar da her zaman olduğu gibi üstünü örtecek mi?

Ey kendini hukukun üstünde görenler, koltuk ve para sevdalıları, ahlak fukaraları, vicdansızlar, arlanmazlar, yolsuzlar, dönekler, seçmen iradesine saygısı olmayan hırsız fırıldaklar, herkesin gideceği yer aynı, yatacağı yer bir çukur. Çaldıklarını yanında götüremeyeceksin. Bu aç gözlülük, bu doyumsuzluk bu utanmazlık niye? Yazık değil mi bu güzel ülkenin yok ettiğiniz değerlerine!..