Ülkemiz için artık çok büyük bir endişe ve kaygı içindeyiz…

Her şey rayından çıkmış gibi…

Hemen iki hususu açıklayarak konulara girmek istiyorum…

Siyasette hiçbir partinin yandaşı ve taraftarı değilim…

Tek derdim vatanım ve devletimdir.

İkinci konu, bir ülkede barış olursa o ülke kalkınır ve huzur bulur…

Barışın ve huzurun da destekçisiyim.

Şimdi özellikle çerçeve yasa konusunda endişelerimi belirtmek istiyorum…

Ülkemizde terörü ve seksen öncesi sağ-sol çatışmalarını kimler organize etti?

Bu soruya cevap vermek için Churchill’in şu sözünü hatırlatmak istiyorum: “Osmanlıyı yıkmak için Haçlılar üç yüz yıl uğraştı, biz de yirmi sekiz yıl uğraştık, tam yedi milyon altın kullandık, Türkiye’yi Türklere mi bırakacağız?”

Churchill’in bu sözü ne kadar manidar, değil mi!?

Yine Siyonist İngilizlerin bir sözü var: “Şu keçi çobanı Türklerin uyanmasına müsaade etmeyin, Türkler bir daha uyanırsa dünyayı fethederler.”

Demek ki ne sağ-sol meselesi ile yapılan çatışmalar ne de terör maskesi ile yapılan çatışmalar kendi içinde tamamen yerel dinamiklerle açıklanabilecek olaylardır…

Yaklaşık kırk beş yıldır PKK adına yürütülen terör olayları dış etkenlerin de etkisi olduğu düşünülen bir süreç olarak değerlendirilmektedir…

Çerçeve yasa ile çıkarılan ve barış süreci olarak adlandırılan bu sürecin iyi sorgulanması gerekir…

Acaba PKK terör örgütü gerçekten tasfiye edilecek ve ülkemize huzur mu gelecek?

Yoksa terör örgütü siyasallaştırılıp ilerleyen süreçte ülkemizin bölünmesine mi zemin hazırlanılacak?

Tabii ki bu konuda ciddi endişelerimiz var!?

Tekrar söylüyorum: Barışı, huzuru istemek ülkemiz için en büyük faydayı sağlar…

Lakin on binlerce insanımızı katletmiş bir terör örgütüyle ilgili süreçlerin çok dikkatli ve hassas yürütülmesi gerekir…

Barışı bir taviz olarak görerek şimdiden terör örgütünün ve onun başının lehine gösteriler yapılması toplumda ciddi soru işaretleri oluşturmaktadır…

Asılması gereken Apo’yu bugün kurucu, önder diye lanse etmek yüreklerimizi oldukça yaralamıştır…

Bazen devlet aklına sığınarak bazı yanlışları meşrulaştırmak isteyen siyasetçiler, tarihin önünde hesap vermek zorunda kalacaklardır…

Şayet adalet çiğnenmiş, bedel ödemiş, şehit vermiş, gazi olmuş vatandaşlarımızın hakları zayi edilirse bu vebalin altından kimse kalkamaz…

Ülkemizin hukuk sisteminin işleyişi konusunda da zaman zaman tartışmalar yaşanması endişe konusudur…

Adalet, devlet ve toplum nizamının sağlanmasının en başlıca unsurudur…

Fikrini, düşüncesini beyan eden insanlar yargı süreçleri açısından daha dikkatli ve adil bir şekilde değerlendirilmelidir; aksi durumların toplumsal hassasiyetleri artırabileceği unutulmamalıdır…

Siyaset kurumu ve ilgili tüm yapılar bu konuları sorgulamak zorundadır…

Ayrıca ülkemiz ekonomik olarak büyük bir krizin içerisindedir…

Bunun başlıca sebebi, üretim ekonomisi yerine tüketimin, tasarruf yerine israfın öne çıkmasıdır…

Dar gelirli vatandaşlarımız gerçekten hayatlarını idame ettirmede aşırı derecede zorlanmaktadır…

Esnaf çok perişan bir durumdadır…

Çok büyük iflaslar yaşanmaktadır…

Nereye el atsak ekonomik sıkıntılar görülmektedir…

Liyakat konusunun zayıfladığına dair kanaat oluşmuştur…

Kamu yönetiminde ve bazı alanlarda ciddi sorunlar yaşandığına dair eleştiriler bulunmaktadır…

Siyasi rekabetin zaman zaman toplumsal gerilimi artırdığı yönünde değerlendirmeler yapılmaktadır…

Siyasi iktidarın da bu eleştirileri dikkate alarak kendine çeki düzen vermesi gerektiği düşünülmektedir…

Bu şekilde uçuruma gidiyoruz…

Ez cümle, hem çok endişeliyiz hem de çok kaygılıyız…