SİNEMA KÜLTÜRÜMÜZ

Günlük yerel bir gazetemizde yer alan bir köşe yazısında “Elazığ, 1970’li yılların başından itibaren sinema ile tanışmaya başladı.” cümlesiyle Elazığ’ın sinema tarihi anlatılmış.

Bu köşe yazarı arkadaşımızla tanışmıyorum. Üstelik gazeteci kökenli değil... Ama aktarılan bilgiler 1970 yılına ait... Elazığ kesinlikle 1970’li yıllarda sinemayla tanışmadı.

Bu haftaki yazımın tamamını müsaadenizle Elazığ’ın sinema kültürüne ayırmak istedim.

Okulda sinema gösterimi

Elazığ veya Harput 1913 yılında sinemayla tanışır.

1913’te Getronagan Okulu erkek kısmı Mezire’deki, Fabrikatoryan Biraderlere ait olan ipek fabrikasına taşınır. Bu bina şehrin postanesinin karşısındadır. Binanın ilk kısmı geniş bir salona dönüştürülür. Aynı yıllarda Getronagan öğrencilerine bu salonda bir sinema gösteri yapılır ki bu Harput bölgesi için büyük bir yeniliktir.

İlk halk gösterimi

1934’lü yıllarda “Muallimler Kahvehanesi”de sessiz ve siyah beyaz filmlerin oynatılmasıyla sinemayla tanışan Elazığ, 1937 yılında sinema salonuna kavuşan ilk vilayetlerden biri oluyor.

Sinemayla çabuk kaynaşan Elazığ kısa bir dönemde ardı ardına hem kapalı hem de yazlık sinema salonlarına kavuştu.

İlk Sinema Filmi

“Elaziz Kültür Parkı Sinema Makine Dairesi” tam yapım tarihi fotoğrafta belirtilmemiş olsa da 1933 yılında Elâzığ Halkevi'nin inşası ile başlayan modernleşme ve gelişme sürecinin bir parçası olduğu aşikâr...

Halkevi projesinin çalışmaları sırasında Elazığ'da bir 'Kültür Mahallesi' kurulmasına karar verilmiş ve pek tabii sinema salonu bu mahallenin olmazsa olmazı... Bu yapının 1998 yılında yıkıldığı sanılıyor.

Elazığ’da ilk sinema 1934 yıllında “Muallimler Kahvehanesi”nde ve günümüzde Orduevi olarak da bilinen “Askeri Mahfeli”nde oynamıştır. Bu iki kahvede “Bir Millet Uyanıyor” adlı film oynatılmış. Ayrıca gezici tiyatrolar da zaman zaman burada oyunlarını sahnelemiştir.

“Muallimler Kahvesi” Eski Hükümet Konağı karşısındaki İş Bankası’nın bulunduğu yerdeymiş.

“Zoro veya Lorel Hardi” oynandı

Ayrıca bir rivayete göre de Hayrullah Vehbi Bey, Elazığ’a ilk sessiz sinemayı 1936 yılında getirdiğidir. Türk Ocağı’nın bahçesinde (şimdiki Ziraat Bankası’nın arkası) sessiz sinema oynattığıdır. İlk oynatılan film ise “Zoro veya Lorel Hardi” olduğu söyleniliyor.

İlk Sinema Salonu

Daha sonraki yıllarda Halkevi’nin yapılmasıyla Elazığ ilk sinema ve tiyatro salonuna kavuşmuş oldu. 25.10.1935’te kurulmuş olan bu salonda haftada 6 gün olmak üzere sinema oynatılmıştır. Halkevi’nin konferans salonunda 1937 yılı içerisinde 62 sessiz ve 14 sesli olmak üzere toplam 76 film gösterilmiş, bu filmleri de 43.870 kişi izleme imkânı bulmuştur

İlk sesli film

Belediye Başkanı Hürrem Müftügil (1937-1939 Dönemi), Gazi Caddesi’nde kendi arsasına içinde sinema salonunda yer aldığı büyük bir bina yaptırdı. Bina eski belediye binasının bulunduğu binadır. Binanın altındaki sinema salonun ismi önce Sümer daha sonra ise Saray Sineması olmuştur. İlk sesli film ise “Aysel Bataklı Damın Kızı” adlı film 23 Kasım 1936 tarihinde oynamıştır.

1960 ve 70’li yıllar Elazığ Sinemalarının hareketli olduğu yıllarmış... Televizyonların olmadığı bu yıllarda yazlık ve salon sinemaları revaçtaymış. Sümer ile başlayan sinemalara Saray, Çağrı, Yıldız, Aile, Çiçek, Gölcük, Renk ve Köşk Sinemaları yazlık ve salon olarak faaliyet göstermişler.

İlk çekilen film

Elazığ’da ilk çekilen sinema film ise “Kara Memed” isimli film olmuştur. 1971 yılında filmin Mehmet Karahafız’ın yapımcılığını yaptığı Senaristliğini ve yönetmenliğini Çetin İnanç yaptı. Filmde ise Yılmaz Köksal, Sezer Güvenirgil, Erol Taş ve Hayati Hamzaoğlu gibi Yeşilçam emektarları rol almıştır.

Sinema bir kültürdür

Elazığ Sinema Kültürünü ve Elazığ’ın Sosyal Hayatının yaşayanlardan biri olan Eğitimci Nuran Diker ile Çaydaçıra Dergisi için görüşmüştük. 1970’li yıllarda Elazığ’da sinemalar eğlence kültüründe hemen hemen ilk sırada olduğunu belirten Nuran Diker, “Yazın açık alanda kışın kapalı salonlarda filmler izlenirdi. Sinemaya giderken insanlar özenle giyinirlerdi. Hanımlar tayyörlü, şapkalı, şık ayakkabı ve çantalı giderlerdi sinemaya. Kuaföre gidip saçlarını yaptırırlardı. Beyler takım elbiseli kravatlı olurdu. Küçük çocuklar oralarda dolaşıp gazoz ve çekirdek satarlardı.

Filmler talebe göre bazen çok uzun günler gösterime girerdi. Sinemaya gidemeyenlere gidenler daha sonra o filmi anlatırlardı. Bazı evlerden yazlık sinemaların perdesi görülürdü. Akşamları o evlere film seyretmeye gelen pek çok misafir olurdu.” demişti.

Umarım sinema yazımız sizi sıkmamıştır. Yeni kuşaklar sinema kültürümüzü bilmiş oldular.