“Valla gardaş, en iyi bakan yardımcıları Elazığ’dan çıki.
Benim izlenimim bu.
Her dönem bir sürü bakan yardımcımız olmuş, ordan bilim. Elazığ adeta bakan yardımcısı madeni.”

Vay mübarek sende de ne ağız var.
Bedri Yücel Ağabeyimiz bu sözleri köşesinde yazdı. Aradan topu topu 3 gün ya geçti ya geçmedi. Ankara, Elazığlı bakan yardımcılarını görevden aldı.

Bedri Ağabey, o ki nazarın tuti; emeklilerin çok sevdiği Maliye Bakanını da övsene...

****** ****** ******

Ramazan ayı ibadetlerimizin yanı sıra bazı güzellikleri de beraberinde getiriyor.
İftar sofralarının neşesi ve bereketi bu ay da belli oluyor.
İftar ile sahur arasında yaşanan teravih namazları, sohbetler ve ibadetlerin güzellikleri bu ay da yaşanıyor.
Ramazan aylarında Elazığ’a karşı özlem daha da artıyor.

Mecburiyet (Gazi) Caddesi’nin, Badem Şekerinin, Nohut ekmeğinin, yağlı ekmeğin, Kasaplar Çarşısı’nın, Harput’un manevi hazzının kıymetini daha çok anlamaya başladım.

Yüreğimiz sızlasa da Ramazan ayının mübarek hazzıyla kutsal bir görevi yerine getirmenin sevincini yaşıyoruz.

İlk akla gelen Tahtalı Camii İmamı “Jet Mahmut”dur. Bilmeyen yoktur. Yaşları 50’yi geçenler muhakkak bir Ramazan ayında bir gecede olsa arkasında Teravih Namazı kılmıştır.
Tahtalı Camii’nin lâkabıyla meşhûr İmamı “Jet Mahmut” ise, özellikle çocukların ve gençlerin ayak uydurabildiği hızıyla, orta yaşlıların bile azınlıkta kaldığı cemaatiyle hem kısa sürede teravih kıldırmakta hem de tıklım tıklım olan caminin doluluk oranıyla bir efsâneydi âdeta!

Hele sahur bambaşka bir alemdi. Millet o saate kadar yatmaz, esnaf açık olurdu... Herkes Davulu beklerdi. Geldiğinde ise halaylar çekilir, keyif alınırdı…

Son yıllara ise gençlerin Sahur Halayı dikkat çekiyor.

Büyük bir feyz ile idrak ettiğimiz bugün, başta ilimiz olmak üzere yurdumuza ve dünyamıza barış, huzur ve mutluluk getirir.
Tüm Müslümanların Ramazan ayını kutlar, hayırlara vesile olmasını dilerim.

****** ****** ******

Söz Gazi (Mecburiyet) Caddesi’nden açılmışken, Ramazan ayında bu cadde üzerinde satılan iftariyelikler aklıma geldi.

Rahmetli Nadir Lüleci’nin (köfteciler sokağına girerken solda kalan depremde yıkılan bina) Emmioğlu Pasajı’nın girişindeki kuruyemiş dükkânının önünde o saatlerde her gün kuyruk olurdu. Nadir Abi dükkân camını boydan açar Badem Şekeri kazanını oraya yerleştirir iftara 1-2 saat kala başlardı bademi kavurmaya... Gazi Caddesi’nden eve gidenler eli boş gitmezdi.

Birde Nohut ekmeğimiz vardı. Özelikle Kapalıçarşı girişinde mutlaka bulunan bu özel lezzet, seyyar simitçilerin ramazanda simit yerine satıp nafakayı çıkardıkları geçim kaynaklarıydı. Caddenin her köşesinde tablalar üzerinde her boy satılırdı.

Yağlı tırnaklı ekmekler ise hem iftarda hem de sahurda (zöhürde) sofralarımızı şenlendirirdi.