Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın yoksullukla mücadele için 2026 yılı bütçesinde ayrılan kaynak 284 milyar 470 milyon lira olup, bütçe dışından da 184 milyar 721 milyon lira ile toplam harcama 469 milyar 192 milyon liraya ulaşacak. Böylece yaklaşık 5 milyondan fazla hanenin sosyal yardım programından yararlanacağı hesaplanıyor. Kişi sayısı hane büyüklüğü ortalama 4 kişi üzerinden hesaplandığında, bu yaklaşık 20 milyondan fazla insanın sosyal yardım alacağı anlamına geliyor. Yani nüfusumuzun yaklaşık yüzde 23’ü sosyal yardım alacak.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2025 yılı gelir dağılımı istatistiklerine göre, ülkemizde en zengin yüzde 20’lik kesim, toplam gelirin neredeyse yarısını alırken, geriye kalan yüzde 80’lik kesim ise diğer yarısını paylaşıyor. En alttaki yüzde 20’nin payına ise sadece yüzde 6.4 kalıyor.

Daha üst ve altlara bakıldığında uçurumun daha da derinleştiğini görüyoruz. En zengin yüzde 5’lik kesim, toplam gelirin yüzde 22.8’ini alırken en yoksul yüzde 5’lik kesim sadece yüzde 1’ini paylaşıyor. Başka bir anlatımla en zengin ile en yoksul kesim arasındaki fark 22.8 kat olarak bu çarpık gelir dağılımının fotoğrafını karşımıza çıkarıyor. Yani bir yanda büyük bir yoksul kesim ve diğer yanda ise gelirin büyük bir bölümünü elde eden küçük bir kesim gelir dağılımındaki adaletsizliği sergiliyor. Bu çelişki son yıllarda yoksullukla mücadele için kamunun sürekli artan miktarlarda harcama yapmasına neden olmakta. 2024 yılında yoksullukla mücadele ve sosyal yardımlaşma harcaması 299.8 milyar lira iken, 2025 yılında 378.7 milyar liraya ulaşmış ve 2026 yılında ise 469.2 milyar lira olarak öngörülmüş. 2027 yılında yoksullukla mücadele için 800 milyar liranın üzerinde bir rakamın harcanacağı planlanıyor. (*)

Çok sayıda ekonomik sorunların yaşandığı günümüz ortamında Hazine her yıl artan ve 3 trilyon liraya yaklaşan bütçe açıklarına çare arıyor. Diğer yandan, “Hazine ve Maliye Bakanlığı Nakit Gerçekleşmeleri Raporu” na göre, 2026 Ocak ayı ödemesi 456.4 milyar lirayı bulan ve yıl sonu itibariyle 3 trilyon lirayı aşması beklenen faiz yükü yetmezmiş gibi, her geçen gün artan ve ciddi bir sorun haline gelen yoksullukla mücadele için ayrılan sosyal yardım harcamaları ağır bir yük haline geldi. Bir yandan yüksek enflasyonla mücadele edilirken diğer yandan 20 milyondan fazla sosyal yardıma muhtaç kişinin ayakta kalması için desteklenmesi, kamunun yeni bir sorunu olarak görülüyor.

Sonuç olarak; gelir dağılımını düzeltmek yerine günlük politikalarla ve yapılan sosyal yardım destekleri ile hayatta kalmaya çalışan bir toplum yaratmak tercihi doğru bir çözüm olmayacak. Bu nedenle vergi yükünü eşit paylaşmayan bireylerin hiç değilse gelirden eşit veya eşite yakın pay almalarının sağlanması ve böylece yoksulluğu bitirmek adına yeni stratejilerin ve çözümlerin geliştirilmesi toplumun en önemli beklentilerinden biri olacak.

Kaynakça :

(*) Cem Yıldırım