ABE

Yazımın başlığı Abe. Aslında Abi olması lazım ama halk arasında Abi, Abe’ye dönüşmüş onun için Abe yazdım. Zaten ben de hep Abe derim.
Günlerdir şehrimizde polemik hâline gelen şu “abelik” mevzusuna bir değineyim. Seçimler yaklaştıkça gündem olmak isteyen siyasiler, genelde böyle ilginç, dikkat çekici, değişik mevzular bulurlar ve kendileri, yandaşları, propaganda ekipleri de bu konuları servis ederler. Önce Abe mevzusu, devamında ise racon kesme mevzusu… Çoğu insan nedense bu konuları ciddiye alıp “şak şak” bile yapar.
Peki ben ne yaparım? Kısa ve net cevap vereyim: “Çok da tınn…”
Şehirde siyasi olarak abelik yapabilecek kimse var mı, bunu en iyi halkımız bilir. Peki halkın bu olayı takip ederken günümüz siyasetinde abeliğe layık gördüğü birini ifade ettiğine denk geldiniz mi? Ben böyle bir sonuç görmedim. Geçmişteki siyasilerden birini abeliğe layık gördüklerini belirtenler oldu mu? Hizmetlerinden dolayı birçok kişinin adı telaffuz edildi ama ben isim vermeyecem; zira bilen bili.
Şimdi, kibarcası Abi ama halk arasında bizim deyimimizle Abe mevzusunu biraz kurcalayak. Eskiden beri yaşça ve akılca bizden büyük ve üstün olan kişilere, saygı olsun diye Abe demişizdir. Abe bir hitap şeklidir. Yaşa maşa da bakmaz. Mesela benden küçük ama saygı duyulacak insanlara ben de hep abe diye hitap etmişimdir. Doktor abe, poles abe, asker abe, Ahmet abe, Mehmet abe… Sevdiğim bir hitap şeklidir. Mesleğini bilirim ama adını bilmem; hemen tamirci abe, bakkal abe, garson abe diye hitap ederim.
Bazen de zorumuzdan ve canımızı kurtarmak için abe dediklerimiz olmuştur. Buna hemen yaşadığım bir olaydan örnek vereyim.
Yer: Elazığ Atatürk Stadı. Erzurumspor’la berabere kalıp küme düştüğümüz maç. Çok olaylar olmuş, seyirciyle polis karşı karşıya gelmişti. Biz de maçı seyredip stattan çıkıp arabamıza doğru giderken, polisten kaçan gençler önümüzden koşarak gelip geçtiler. Arkalarından koşan bir polis yanımıza gelip silahını bize doğru doğrultup, “Kaldırın elleri, yatın yere!” diye büyük bir sinirle bağırdı. Neredeyse gözleri yuvasından çıkacak; öyle sinirlenmişti ki resmen fıttırmıştı. Bağırırken de “Verin ulan şapkamı!” diyidi. Meğerse gençler kafasından şapkasını alıp kaçmışlar ve o da şapkanın peşine düşmüş.
İşte o polise: “Poles abe, poles abe! Biz şapkanı almadık, biz onlardan değiliz” diye dil döküp yalvardık ve sonunda ikna edip kurtulduk.
Gördüğünüz gibi, bazı durumlarda silahı görünce korkumuzdan abe dediğimiz günler de olmuştur. Tabii ki en güzeli; silah zoruyla değil, dayatmayla değil, severek, isteyerek, canı gönülden seçtiğin kişilere abe diyeceksin ve abe dediğin kişi de gerçekten abelik yapacak ve layık olacaktır.

*****

MELİSA

Başlığı görünce tamam bunu da kaybettik. Artık tıkandı ve başladı çiçek filan yazmaya demişsizdir. Melisa çiçek ismi ya. Yok işte benim yazımın konusu çiçek olmayacak. Melisa bacı olacak. 2025 yılın da bölgemiz de en iyi kadın sunucu ödülü alan, kanal 23,ün başarılı kadın sunucusu Melisa Coşkun hanım olacak. Kendisiyle ilk tanışmamız birinci kitabım çıktığı zaman olmuştu. Melisa ile Yaşama Dair adlı proğramına davet etmişti ve orda başlayan dostluğumuz ilerleyerek devam etmişti. Bu sene de üçüncü kitabım "Nedisin Gakgo" çıkınca adet olduğu üzere proğramına davet etdi ve 3. Kez proğramına gittim. Sürenin benim için çok kısa olduğunu ve hızlı bir sohbet gerçekleştirmemiz gerektiğini belirtip konuşmalarım da kendisine ifade etdim. Zaten gene öyle oldu ve neşeli bir proğramı,süresini aşarak tamamladık. Proğramdan aklım da kalan bir konuyu ve devamın da ki gelişmeyi hemen yazayım. Muhabbetin bir yerin de Melisa bacı başladı beni şişirmeye. Çok zekimişim,dikkatlimişim, yazılarım güzelmiş.....gibi diyince ben de bacım şişirisin ve iltifat edisin ki sahan bişe mi ısmarlayam dedim. Dedi yok yok... O öyle dese de bu kadar iltifata boğulan birinin ne yapması gerektiğini bilen biri olarak bacımı proğram sonun da paça içmeye davet edip proğram sonun da ha bire bana hava atan, Antep'ten usta getirmişim,bizim paçamız şöyle iyi,böyle iyi diye hava atan Davet lokantasının sahipleri Firdevs hanım ve İlhan beyin mekanına gittik. Gerçekten paça çok güzeldi. Tam bir şifa kaynağı paçaydı. Canan hoca bizim o paçaya yumulduğumuzu görseydi gözleri yaşarır ve bizimle gurur duyardı. Bi yere not edem de Canan hoca gelirse onu da alıp o paçacıya götürem. Neyse yedik içtik mekandan çıktık ve sonra da, evli evine evi olmayan sıçan deliğine diyerek arabalarımıza doğru yürüdük ve evlerimizin yolunu tuttuk. Üçüncü kez beni proğramına davet eden Melisa Coşkun bacıma ve kaç kere çeşitli proğramlara çıkardıklarını bile unuttuğum, Kanal 23 'e teşekkürlerimi sunarım.Unutmadan, Kanal 23 Genel yayın yönetmeni olan Metin Erol beyi'de tebrik ederim. Her ziyaretim de yanına uğrayıp muhabbet ettiğim, bana büyük bir ilgi, gösteren Kanal 23 Haber müdürü Elif Doğan hanım size de Teşekkürlerimi sunarım.