Kıymetli okurlar, geçenlerde internet ortamında dolaşırken denk geldiğim bir konu hakkında bir şeyler yazma gereği hissetmiş bulunmaktayım. Malumunuz mudur bilemem ama Türk dizileri son zamanlarda Rus TV kanallarında oldukça popüler hale gelmiş durumda. Haliyle bu durum birçok Rus araştırmacının dikkatini çekmiş ve bazı akademik çevrelerce gözlemler yapılmıştır. Özellikle Rus bir sosyolog, Türk dizilerinin senaryosu gereği şiddeti normalleştirdiğini ve toplumsal yapıyı oluşturan bireyleri dedikoduya yönlendirdiği tespitine varmış. E günaydın demek geldi içimden. Yıllardır söyleriz ama dinleyen yok! Başından beri aile olmaktan uzak, aldatmanın normalleştirildiği, genellikle varlıklı insanların boy gösterdiği, her türlü rolün insanın duygusal yapısını sömürdüğü senaryolara gebe Türk film endüstrisi. Denetim yok, ceza yok, neden senaryo böyle diyen yok. Ahlaki çürümüşlük ve çöküş mü? Haliyle kaçınılmaz son. Sahi niye üzerine gidilmez ve böyle acıdan beslenen, çekildiği yörenin kültürel değerleriyle bağlantısı olmayan, yöre insanını bile seyrederken şaşırtan diziler var olmaya devam eder? İki sualden yola çıkarak bu durumu cevaplamak gerekir diye düşünüyorum. Sanat sanat için midir yoksa sanat toplum için midir? Nitekim toplum için var olmayan sanatın toplumsal yapıyı zedelediği bir dönemdeyiz artık. Birlikteliğe değer verilmeyen, herkesin kendi menfaatine düşkün olduğu, yalanların havada uçuştuğu, aile kutsallığının hiçe sayıldığı, her türlü küfrün kendine yer bulduğu bir dönem bu. Bu sebeple toplum yaşantısına uygun olmayan senaryolar sırf reyting ya da kasıtlı amaçlar uğruna dizilerimizde yer edinmeye başlamıştır. Bazı tarihi filmlerde ise senaryo gerçekle alakalı bile değildir. Misal; Fetihler Sultanı Fatih dizisinde yer alan Şahabettin Paşa rolü. Şahabettin Paşa sözüm ona Vlad Tepeş tarafından boynundan bıçaklanarak, öldürülüyor. Tarihçi olmam hasebiyle oldukça trajikomik geldi bu durum bana. Zira Şahabettin Paşa kaynaklara göre Çandarlı’nın öldürülmesine müteakip emekliye sevk edilmiş ve 1455 yılında ise kimi kaynaklara göre Bursa’da kimi kaynaklara göre ise Felipe’de kendi eceliyle vefat etmiştir. Bu bilgiye vakıf olduktan sonra diziye baktığımızda ise ibretlik bir durumla karşılaştık. Çünkü tarihi gerçeklerin bile bilerek çarptırıldığını görmemek ne mümkün.

Netice itibariyle toplumu ana tema olarak tarafsız bir gözlemle yansıtmayan sanat, sanata hizmet edemez. Mademki sinema 7. Sanat dalı olarak lanse edilmiştir o vakit toplumsal gerçekleri saptırmadan, sanat toplum içindir anlayışıyla ilerlemeli ve toplumsal yapıyı zedelemeye yönelik senaryolar rafa kaldırılmalıdır artık.

Sağlık ve esenlikle kalınız.