Elazığ’da kış kendini iyiden iyiye hissettiriyor. Soğukla birlikte evlerin kapıları daha uzun süre kapalı kalıyor, sobalar ve kombiler aralıksız çalışıyor. Ancak bu kış manzarasına çoğu zaman fark etmeden eşlik eden bir gerçek var: nefes aldığımız hava ağırlaşıyor.
Kış aylarında yalnızca dışarıdaki hava değil, evlerin, okulların ve iş yerlerinin iç havası da kirleniyor. Yetersiz havalandırma, yanlış yakıt kullanımı ve bakımı yapılmayan ısınma sistemleri; karbonmonoksit ve ince partikül riskini artırıyor. Her kış yaşanan zehirlenme vakaları, bu tehlikenin ne kadar yakın olduğunu acı biçimde hatırlatıyor.
Elbette bireysel önlemler önemli. Ancak bu mesele yalnızca vatandaşın dikkatine bırakılacak bir konu değil. Yerel yönetimlerin ve ilgili kamu kurumlarının da bu süreçte önemli bir sorumluluğu var. Kış aylarında hava kalitesi ölçümlerinin düzenli ve şeffaf şekilde paylaşılması, soba ve yakıt kullanımı konusunda bilgilendirici çalışmalar yapılması ve riskli bölgelerde denetimlerin artırılması hayati önem taşıyor.
Belediyeler karla mücadele ederken, kentin sağlığını doğrudan etkileyen hava kalitesi konusunu da gündeminde tutmak zorunda. Çünkü temiz hava, yalnızca çevresel bir mesele değil; temel bir halk sağlığı meselesidir.
Bu sessiz tehlikeden en çok etkilenenler çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı olanlardır. Kış günlerinde küçük ihmaller, telafisi zor sonuçlara yol açabiliyor.
Kış var, soğuk var…
Ama asıl sorulması gereken soru şu: Elazığ’da bu kış gerçekten temiz hava var mı?
Bu soruya verilecek cevap, bireysel duyarlılıkla birlikte kamunun alacağı önlemlerle şekillenecek.