Hazar Gölü’nde azalan su haznesini takviye etmek amacıyla açılan Bermaz Çevirme Kanalı, zamanla yalnızca suyu değil yoğun sediman yükünü de göle taşıyan bir hatta dönüşmüştür. Üst havzadan sürüklenen ince taneli mil ve alüvyonlar Hazar Gölü’ne ulaşarak bulanıklık artışına, dip çamuru birikimine ve ekolojik baskıya neden olmakta; bu yük gölden Dicle Nehri sistemine karışarak sınır aşan bir hidrolojik etki alanı oluşturmaktadır. Böylece yerel ölçekte planlanan bir müdahale, bölgesel ölçekte çevresel sonuçlar üretmektedir.

Whatsapp Image 2026 02 18 At 20.53.41444444

Bermaz Ovası’nda ise sorun daha derin bir jeolojik kırılmaya işaret etmektedir. İnce taneli alüvyon birikimi yüzeyde geçirimsiz tabakalar oluşturmuş, doğal drenajı zayıflatmış ve yeraltı su seviyesini yükseltmiştir. Suya doygun hâle gelen alüvyal zeminlerde kapiler yükselme artmış; kök bölgesinde oksijen yetersizliği ve tuzlulaşma ortaya çıkmıştır. Bu durum tarımsal üretimi durma noktasına getirmiş, bir dönem bölgenin sembolü olan Bermaz fasulyesi dâhil pek çok ürün artık yetiştirilemez hâle gelmiştir. Ağaçların dahi tutunamadığı bu zemin, taşıma gücü düşmüş ve hidrojeolojik dengesi bozulmuş bir ovanın göstergesidir.

Whatsapp Image 2026 02 18 At 20.53.4266564456545

Öte yandan gölün su rejimi yalnızca sedimanla değil, enerji politikalarıyla da değişmiştir. 1957’den itibaren elektrik üretimi için su çekilen Hazar Gölü, Keban Barajı’nın devreye girmesiyle bir süre rahatlamış; ancak 1996 yılında özelleştirilen Hazar HES’in yeniden yoğun su kullanımıyla birlikte göl seviyesinde ciddi düşüşler yaşanmıştır. Yaklaşık 200 metre yatay, 5 metre dikey su kaybı; kıyı şeridinde bataklık oluşumuna, mikroklima değişimine ve biyolojik çeşitlilikte azalmaya yol açmıştır. Avrupa Çevre Eğitim Vakfı tarafından verilen mavi bayrağın geri alınması, ekolojik dengenin ne denli hassaslaştığının sembolik bir göstergesidir. Hazar, tektonik kökenli ve Türkiye’nin en derin göllerinden biri olarak yalnızca bir su kütlesi değil; tarımın, turizmin ve bölgesel iklimin belirleyici unsurudur.

Whatsapp Image 2026 02 18 At 20.53.4221321321231231231

Gezin beldesinde esnafın ve bölge halkının dile getirdiği bataklıklaşma, hava değişimi ve ekonomik kayıp; göl seviyesindeki düşüşün sahadaki yansımalarıdır. Göl çevresindeki verimli tarım alanlarında ürün verimi gerilemekte, balık popülasyonu azalmaktadır. Hazar bir “vahadır”; ancak vahadan çekilen her litre su, ekosistemin direncini biraz daha zayıflatmaktadır.

Bölge illerinde yaşanan su sıkıntıları ise bu tabloyu daha çarpıcı kılmaktadır. Batman’dan Suruç’a, Van kırsalına kadar tankerlerle taşınan su görüntüleri, suyun artık stratejik bir yaşam kaynağı hâline geldiğini göstermektedir. Yeraltı sularına dayalı sulama sistemleri tükenme sınırına yaklaşırken, havza bütünlüğü içinde planlanmamış her müdahale zincirleme etkiler üretmektedir.

Kanal çevresinde güvenlik önlemlerinin yetersizliği de ayrı bir risk unsurudur. Taşkın veya su yönlendirme amacıyla yapılan yapılar, sosyal güvenlik boyutu gözetilmediğinde yeni tehlike alanları yaratmaktadır. Bu nedenle mesele yalnızca bir mühendislik ya da enerji üretim konusu değildir; hidrojeoloji, çevre planlaması, tarım politikası ve kamu yararı perspektifiyle birlikte ele alınmalıdır.

Whatsapp Image 2026 02 18 At 4434

Jeoloji bize açık bir uyarı yapar: Havza sistemleri bir bütündür. Sediman taşınımı, su seviyesi değişimi ve yeraltı su dengesindeki her oynama; toprağın veriminden göl ekosistemine, oradan bölgesel iklime kadar uzanan bir zinciri etkiler. Hazar’ın suyu azalırken Bermaz’ın toprağı ağırlaşıyor; biri çekilirken diğeri doygunlaşıyor. Bu çelişki, doğal denge ile insan müdahalesi arasındaki kırılgan çizgiyi göstermektedir. Eğer bilimsel zemin etütleri, sediman kontrol projeleri ve sürdürülebilir su yönetimi politikaları hayata geçirilmezse; bugün Bermaz’da başlayan üretim kaybı yarın daha geniş bir coğrafyada su, tarım ve ekosistem krizi olarak karşımıza çıkacaktır.