ACABA NİYE TAKTI?

Sekiz köşe şapka Elâzığ’ın en meşhur simgesi. Kimler takmadı ki? Oy almaya gelen taktı, soyu burada olan taktı, dostu burada olan taktı, spor olsun diyen taktı. Bir kısmı bizi sömürmek için yalandan taktı. Bir kısmı yürekten taktı. Yani anlat anlat bitmez. Hiç kimsede bunun kökeni kime dayani ya da kim icat etmiş diye merak edip sormadı. Yediğimizin, içtiğimizin, giydiğimizin hesabını merak edip baksak. İşimiz iş…

Bu çağda bu tür hesapların peşinde koşmak akıl kârı değil. Geçenlerde İstanbul’dan bir misafir gelmişti. Bu şehirde sürekli yaşayan iyi kötü bazı şeyleri bilen biri olduğum için beni yanına kılavuz olarak aldı. Düştüm önlerine istedikleri yerlere götürdüm.

Hadi kim olduğunu da söyleyeyim de merakta kalmayın şahitli ispatlı olsun. Sayın Vehbi COŞKUN’un Babasının Kuzeni Enis COŞKUN Bey ve değerli eşi. İlk işleri ne oldu bili misiz? Kökeni üzerinde polemik yaratılmaya çalışılan simgemiz sekiz köşe şapkamızdan tam tamına 6 adet yaptırmak oldu. Yazlık kışlık renk renk şapkalar. Dedim Enis Abe hayırdır çok olmadı mı? Dedi “Sen bilmezsin yeğen, ben İstanbul’da büyük adada yaşim. Herkes beni bu şapkayla tanır, takmadığım zaman oradaki insanlar; Gakgo nerde sekiz köşe şapkan?’’ Diye hemen soriler. Kısaca şapkama bakan Elazığlı olduğumu hemen anlıyor, ben de bu olaydan gurur duyim. Yani bizim sekiz köşe şapkamız adeta plakamız olmuş. Ben de bir ara şapkacı Fethi Usta’ya gidip kendime de yaptırmış, sosyal medyada 8 köşeli şapkamla fotoğrafımı yayınlamıştım. Şapkamı beğenmeyen kalmamıştı… Onu boş ver, kimsede kalkıp şapkanın geçmişini hikayesini bana sormamıştı! “Yakışmış yakışmış” diyenler çoğunluktaydı. “Niye 8 köşe, köşelerin manası ne?” diye soran daha çok oldu. Onu da belirteyim. Peki bu şapka olayı kime yaradı. Tabii ki esnafımıza yaradı. Ha unutmadan şunu da yazayım Enis ağabey 4-5 tane de gömlek yaptırdı, daha diğer teferruatlara da girmeyeyim. Kısaca İstanbul!da kazanıp Elazığ’da yedi.

Şimdi bu kadar şeyi niye yazdım bili misiz? Güya meşhur bir TV kanalının yine meşhur bir spikeri sekiz köşe şapkayı almış da, programında takmış da yok bilmem falan…

Bir milletin icadı olduğunu ima edip, birilerine sinyal mesaj vermiş de falan da filan. Bir şehir düşünün içinden birileri çıksın değerlerini simgelerini yok etmeye çalışsın. Yıllarca emek çek, üç tane fazladan insan bu şehre gelsin diye gayret et. Sonra emekler boşa gitsin. Biz değil miydik yine meşhur bir iş adamı hayır için Elazığ’da yaptırdığı spor salonunun açılışına geldiğinde Harput’ta kebap yeme hayalini az kalsın kursağında bırakacak insanlar. Oh ne güzel o iş adamı Harput’ta niye kebap yiyi?      O spiker niye sekiz köşe şapka tahi? Valla, bu teferruatlara takıldıkça daha çok havamızı alırız. Geçenlerde bir köşe yazısı okumuştum. Sebahattin DEVECİOĞLU yazmıştı. ‘’Harput’ta balon turizmini başlatalım.’’ Şimdi aldı mı beni bir merak… Acaba ne zaman yazarımızı topun ağzına koyacaklar. “Balon gâvur icadıdır” diyecekler!

KÖPRÜ

Pertek’e yapılacak köprünün nerede olacağının tartışmaları sürerken, dedim ben de bu konuya bir dalam. Köprü Çemişgezek ile Pertek’in ortasında yapılsın. Tunceli’ye giden köprüden geçsin Çemişgezek’e giden köprüden geçsin. Hozat’a giden köprüden geçsin. Direkt Pertek’e gidenler ise eskiden olduğu gibi yine feribotla geçsin. “İlla ben köprüden geçip Pertek’e gideceğim” diyenlerin tercihlerine de saygı duyarım. Böylelikle feribotlar kökten kalkmaz martılar aç kalmaz. Simitçi siftahsız dükkân kapatmaz, selfie meraklıları da manzarasız kalmaz. Ne şiş yanar ne kebap...

Bu köprü meselesine yıllar sonra el atıp çözme cesareti gösteren Çemişgezek’li İstanbul Milletvekili Sayın Mustafa ATAŞ’a köprüden dolayı teşekkür ederiz. İnşallah en kısa zamanda yıllardır özlemini duyduğumuz köprüye kavuşuruz.

HAFTANIN FIKRASI:

Tımarhanedeki doktorlar delilere seviye testi yapacaklarmış.

Bir duvara otobüs resmi çizmişler.

Doktor:

“Herkes otobüse binsin” demiş.

Bütün deliler duvara atlamış, tek bir deli atlamamış…

Sormuşlar:

“Sen niye binmedin?”

Deli: “Otobüs çok doldu ben taksiyle gideceğim” demiş!

HAFTANIN FOTOĞRAFI: