Okullar açılıyor…
Eylül geldi. Sokakların, evlerin, çantaların ve sınıfların yeniden hareketlendiği o tanıdık günler başladı. Bir okul zilinin sesiyle yalnızca çocuklar değil, koca bir şehir yeni bir döneme adım atıyor.
Her yıl aynı heyecanı yaşıyoruz.
Yeni çantalar, tertemiz defterler, kalemler, okul kıyafetleri… Çocukların gözlerindeki merak ve heyecan, velilerin tatlı telaşı, öğretmenlerin sınıflarına yeniden kavuşma mutluluğu…
Aslında okulun açılması, hepimiz için küçük bir “yeniden başlama” hikâyesidir.
Çünkü çocuklar okula giderken biz de kendi çocukluğumuza döneriz. İlk okul günümüzü, öğretmenlerimizi, sıralarımızı, arkadaşlarımızı hatırlarız. Zaman geçer ama okul zilinin insanda bıraktığı o duygu hiç değişmez.
Eylül ve ekim biraz da sonbaharın sesidir.
Ağaçların yaprakları sararır, bazıları sessizce toprağa düşer. Doğa bize bir şeylerin sona erdiğini hatırlatır. Fakat sonbahar aynı zamanda bize çok önemli bir gerçeği öğretir:
Her bitiş, yeni bir başlangıcın habercisidir.
Düşen her yaprak, aslında yeni bir baharın hazırlığıdır.
Tıpkı hayat gibi…
Bazı yollar biter. Bazı insanlar hayatımızdan çıkar. Bazı hayaller değişir. Bazı kapılar kapanır. Bazen “bitti” dediğimiz şeyin ardından, hiç beklemediğimiz yeni bir yol açılır.
İşte okul zili de biraz bunu anlatır bize.
Yeni bir sınıf…
Yeni arkadaşlar…
Yeni öğretmenler…
Yeni bilgiler…
Yeni hayaller…
Ve belki de bir çocuğun hayatını değiştirecek küçücük bir cümle…
Bir öğretmenin söylediği bir söz, bir kitabın açtığı bir sayfa, bir arkadaşlığın verdiği cesaret; bir çocuğun geleceğinde hiç tahmin edemeyeceğimiz izler bırakabilir.
Bu yüzden eğitim yalnızca derslerden, sınavlardan ve notlardan ibaret değildir.
Eğitim; bir çocuğa merak etmeyi, soru sormayı, düşünmeyi, hayal kurmayı ve yeniden başlamayı öğretmektir.
Bugün okullar açılırken yalnızca çocuklarımızı değil, onların hayallerini de okula uğurluyoruz.
Kimi doktor olmak istiyor, kimi öğretmen… Kimi sanatçı, kimi bilim insanı… Belki de henüz ne olmak istediğini bilmiyor. O da çok güzel. Çünkü çocukluk biraz da keşfetme zamanıdır.
Biz yetişkinlere düşen ise onların hayallerine sınırlar çizmek değil, o hayallerin büyüyebileceği alanlar açmaktır.
Yeni eğitim öğretim yılı hepimize yeniden umut olsun.
Çocuklarımızın yüzündeki gülümseme hiç eksilmesin. Öğretmenlerimizin emeği ve heyecanı çoğalsın. Okullarımız yalnızca bilgi öğreten değil, güzel insanların yetiştiği yerler olsun.
Ve o zil çaldığında…
Belki bir an durup dinleyelim.
Çünkü o zil yalnızca “ders başladı” demiyor.
Bize;
“Yeni bir dönem başladı.”
“Yeni hikâyeler yazılacak.”
“Haydi, yeniden başlayalım.”
diyor.
Hoş geldin Eylül…
Hoş geldin yeni eğitim yılı.
Ve hoş geldin, henüz yazılmamış binlerce güzel hikâye…
Çünkü hayat, her sonbaharda bize yeniden başlamayı hatırlatıyor.