Elazığ'ın merkezinde yıllardır değişmeyen bir manzara var.

Önünden her gün binlerce insanın geçtiği, şehrin en bilinen noktalarından birinde duran tarihî bir bina...

Kapıları kapalı.

Pencereleri sessiz.

Geleceği ise belirsiz.

Sözünü ettiğimiz yapı, Elazığ Merkez Postanesi.

Bir zamanlar mektupların ulaştığı, telgrafların çekildiği, insanların iyi ya da kötü haber almak için kapısında beklediği bu bina bugün uzun süredir sessizliğe gömülmüş durumda.

Ancak artık mesele binanın neden kapalı olduğu değil.

Asıl mesele, yıllardır kapalı duran bu tarihî yapının geleceği konusunda kamuoyuna neden hâlâ net ve tatmin edici bir açıklama yapılmadığıdır.

Çünkü geçen yıllara rağmen ortada açıklanmış bir takvim bulunmuyor.

Yol haritası bilinmiyor.

Sürecin hangi aşamada olduğu konusunda kamuoyuna düzenli bilgi verilmiyor.

HERKES TANIYOR, KİMSE BİLMİYOR

İşin belki de en dikkat çekici tarafı burada ortaya çıkıyor.

Elazığ'da yaşayan hemen herkes bu binayı tanıyor. Adres tariflerinde kullanıyor, önünden geçiyor, şehrin simgelerinden biri olarak görüyor.

Ancak aynı insanların önemli bir bölümü, bu yapının yıllardır tescilli bir kültür varlığı olduğundan habersiz.

Bu durum üzerinde durulması gereken ciddi bir eksikliktir.

Çünkü tarihî miras sadece koruma kurullarının kayıtlarında yaşayan bir değer değildir.

Toplum tarafından bilinmeyen, tanınmayan ve sahiplenilmeyen bir mirasın korunmasından söz etmek de kolay değildir.

PASLI KİLİTİN ARDINDAKİ SORULAR

Tarihî Postane, 2011 yılında I. Grup Korunması Gerekli Kültür Varlığı olarak tescillendi.

Yani söz konusu yapı sıradan bir kamu binası değil; Elazığ'ın kent hafızasında önemli bir yere sahip tarihî bir eser.

Bugün ise vatandaşın karşısına çıkan manzara oldukça düşündürücü.

Kapalı kapılar...

Paslanmış bir kilit...

Ve yıllardır süren bir sessizlik...

Dahası, yapının tarihî değerini anlatan görünür bir bilgilendirme levhası dahi bulunmuyor.

Her gün binlerce insan bu yapının önünden geçiyor.

Ancak çoğu, aslında önemli bir kültürel mirasın önünden geçtiğinin farkında bile değil.

Elbette restorasyon süreçleri zaman alabilir.

Teknik çalışmalar uzayabilir.

Kurul süreçleri beklenebilir.

Kimsenin buna itirazı yok.

Ancak yıllardır kapalı duran tarihî bir yapının geleceğine ilişkin kamuoyunun hâlâ yeterince bilgilendirilmemesi haklı olarak soru işaretlerini büyütüyor.

ELAZIĞ'IN MERAK ETTİĞİ ŞEY ÇOK BASİT

Vatandaşın sorduğu sorular aslında son derece makul:

Restorasyon süreci hangi aşamada?

Hazırlanan projelerin son durumu nedir?

Varsa eksiklikler giderilmiş midir?

Çalışmalar ne zaman başlayacaktır?

Ve en önemlisi, bu eser ne zaman yeniden şehrin kullanımına kazandırılacaktır?

Bu sorular eleştiri değil, vatandaşlık hakkıdır.

Çünkü söz konusu olan yalnızca bir bina değildir.

Bu yapı, Elazığ'ın ortak hafızasının somut bir parçasıdır.

ŞEFFAFLIK BİR TERCİH DEĞİL, SORUMLULUKTUR

Tarihî eserlerin korunması nasıl hassasiyet gerektiriyorsa, kamuoyunun bilgilendirilmesi de aynı ölçüde önemlidir.

Çünkü bilgi verilmediğinde belirsizlik büyür.

Belirsizlik büyüdüğünde söylentiler yayılır.

Söylentiler arttığında ise güven zedelenir.

Oysa vatandaşın beklediği şey tartışma değil.

Bilgi.

Açıklık.

Şeffaflık.

Ve sürecin nereye gittiğini görebileceği net bir yol haritası.

SÖZÜN ÖZÜ

Elazığ'da tarihî ve kültürel mirasın korunmasından sıkça söz ediyoruz.

Geçmişin gelecek kuşaklara aktarılmasının önemini vurguluyoruz.

O hâlde Tarihî Postane, bütün bu söylemlerin samimiyetinin sınandığı en önemli örneklerden biridir.

Çünkü bir eseri korumak, yalnızca onu tescillemek değildir.

Onu yaşatmaktır.

Toplumla buluşturmaktır.

Görünür kılmaktır.

Bugün Tarihî Elazığ Postanesi'nin kapısındaki paslı kilit yalnızca bir kapıyı kapatmıyor.

Aynı zamanda yıllardır cevabı verilmeyen soruları da kapalı tutuyor.

Aradan geçen onca zamana rağmen hâlâ net bir takvimin ortaya konulamamış olması, sürecin kamuoyuyla yeterince paylaşılmaması ve belirsizliğin devam etmesi artık görmezden gelinebilecek bir durum değildir.

Elazığ halkı artık sessizlik duymak istemiyor.

Belirsizlik görmek istemiyor.

Genel geçer açıklamalarla oyalanmak istemiyor.

Bu şehrin insanları kendi tarihine ne olacağını bilmek istiyor.

Çünkü söz konusu olan sıradan bir bina değil;

Bu şehrin hafızasıdır.

Artık ihtiyaç duyulan şey yeni vaatler değil, somut bilgilerdir.

Yeni mazeretler değil, açık bir takvimdir.

Yeni sessizlikler değil, net cevaplardır.

Çünkü bu mesele yalnızca bir postane meselesi değildir.

Bu mesele, Elazığ'ın kendi geçmişine ne kadar sahip çıktığının meselesidir.

Ve Elazığ halkı, şehrin tam merkezinde yıllardır bekleyen bu tarihî yapı konusunda artık cevap istemektedir.

Haklı olarak.

Israrla.

Ve sonuna kadar.