Cumhuriyet, yalnızca 29 Ekim 1923’te ilan edilen bir yönetim biçimi değil; Türk milletinin bağımsızlık iradesi ve geleceğe verdiği en büyük sözdür.
Bazı cümleler vardır; söylendiği günü aşar, bir milletin kaderine dönüşür.
Bazı günler vardır; yalnızca takvimlerde değil, milletlerin hafızasında, ortak vicdanında ve gelecek tasavvurunda yaşamaya devam eder.
28 Ekim 1923 akşamı, Çankaya Köşkü'nde söylenen o tarihî söz de işte böyledir:
"Efendiler, yarın Cumhuriyet'i ilan edeceğiz!"
Kısa bir cümle...
Ancak içinde bir milletin geleceği saklıydı.
Bağımsızlık vardı.
Egemenlik vardı.
Hürriyet vardı.
Ve her şeyden önemlisi, bir milletin kendi kaderine sahip çıkma iradesi vardı.
Ertesi gün, 29 Ekim 1923'te ilan edilen yalnızca yeni bir yönetim biçimi değildi.
İlan edilen, işgal altındaki bir vatanın yeniden ayağa kalkışının siyasîifadesiydi.
İlan edilen, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunun tesciliydi.
İlan edilen, geleceğe duyulan büyük güvendi.
İşte bu yüzden Cumhuriyet, yalnızca bir rejimin adı değildir.
Cumhuriyet, Türk milletinin yeniden doğuşunun adıdır.
---
Bir Milletin Yeniden Doğuşu
Cumhuriyet'i anlamak için yalnızca 29 Ekim'e bakmak yetmez.
Samsun'da yakılan umudu görmek gerekir.
Amasya'da ortaya konulan kararlılığı anlamak gerekir.
Erzurum ve Sivas'ta yükselen millî iradeyi hissetmek gerekir.
İnönü'de, Sakarya'da ve Dumlupınar'da yazılan destanları hatırlamak gerekir.
Cephede düşmana karşı savaşan Mehmetçiği...
Kağnısıyla mermi taşıyan Anadolu kadınının fedakârlığını...
Evladını vatana uğurlayan anaların ve babaların vakur duruşunu...
Hatırlamak gerekir.
Çünkü Cumhuriyet, kendiliğinden doğmuş bir tarih değildir.
Cumhuriyet; fedakârlığın, azmin, inancın ve millet olma şuurunun eseridir.
Bir milletin küllerinden yeniden doğuşudur.
---
Atatürk’ü Anlamak, Cumhuriyet’i Yaşatmaktır
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün büyüklüğü yalnızca askerî zaferlerinde değil, o zaferlerin üzerine çağdaş bir devlet inşa etmiş olmasında yatar.
O, milletine sadece bir vatan bırakmadı.
Bir hedef bıraktı.
Bir ufuk bıraktı.
Bir ideal bıraktı.
Bu nedenle Atatürk'ü anlamak; sadece onu anmak değil, gösterdiği istikameti kavramaktır.
Aklın rehberliğine inanmak demektir.
Bilimi yol arkadaşı yapmak demektir.
Eğitimi güçlendirmek demektir.
Hukuku, adaleti ve eşit vatandaşlık ilkesini savunmak demektir.
Bağımsızlığın hiçbir şart altında vazgeçilemeyecek bir değer olduğunu bilmektir.
Çünkü Cumhuriyet'in temelinde yalnızca kazanılmış bir savaş değil, aynı zamanda köklü bir fikir ve medeniyet tasavvuru vardır.
---
Geçmişi Konuşuyoruz, Peki Ya Geleceği?
Aradan geçen yıllar içinde dünya değişti.
Teknoloji değişti.
Şartlar değişti.
Nesiller değişti.
Fakat değişmeyen bir şey var:
Cumhuriyet'e duyulan sevgi.
Çünkü Cumhuriyet, geçmişte kalmış bir hatıra değildir.
Cumhuriyet, geleceğe verilmiş en büyük sözdür.
Daha güçlü bir Türkiye sözüdür.
Daha adil bir toplum sözüdür.
Daha müreffeh yarınlar sözüdür.
Gençlerin umutla yaşayabildiği, çocukların eşit fırsatlara sahip olduğu, bilimin ve üretimin değer gördüğü bir ülke hedefidir.
Bu nedenle Cumhuriyet'e bağlılık, yalnızca geçmişle gurur duymak değildir.
Cumhuriyet'e bağlılık; ülkesine karşı sorumluluk almaktır.
Daha iyisini yapmak için çaba göstermektir.
Eksikleri görmek ama umudu kaybetmemektir.
Ve Cumhuriyet'i her nesilde yeniden güçlendirmektir.
Çünkü Cumhuriyet, yerinde saymak için değil; ilerlemek için kurulmuştur.
Bugün bayraklarımız meydanlarda dalgalanıyor.
Marşlarımız gökyüzüne yükseliyor.
Cumhuriyet'in ilanının üzerinden geçen onca yıla rağmen aynı heyecanı hissediyorsak, bunun bir nedeni var.
Bu millet, Cumhuriyet'i yalnızca bir yönetim sistemi olarak görmedi.
Onu bağımsızlığının teminatı olarak gördü.
Onu geleceğinin güvencesi olarak gördü.
Onu ortak kaderinin adı olarak benimsedi.
Bu yüzden yollar değişse de Cumhuriyet sevdası değişmiyor.
Nesiller değişse de Cumhuriyet fikri yaşamaya devam ediyor.
Çünkü Cumhuriyet, geçmişte bırakılmış bir miras değil; geleceğe verilmiş en büyük sözdür.
Bugün o sözün yıl dönümündeyiz.
Ve o sözü yeniden hatırlıyoruz.
---
Cumhuriyet Hatıralarla Değil, Sorumlulukla Yaşar
Bugün bize düşen görev; geçmişin kahramanlıklarını anlatmakla yetinmek değil, o kahramanlıkların emanet ettiği sorumluluğu taşımaktır.
Daha adil bir ülke için çalışmak...
Daha güçlü bir ekonomi üretmek...
Bilimi ve eğitimi öncelemek...
Gençlere umutsuzluğu değil umudu miras bırakmak...
Cumhuriyet'i yaşatmanın yolu budur.
Çünkü Cumhuriyet, hatıralarla değil; sorumlulukla yaşar.
---
Bugün başımız dik yaşıyorsak...
Bugün ay yıldızlı bayrağımızın altında özgürce nefes alabiliyorsak...
Bugün yarınlara umutla bakabiliyorsak...
Bunu Cumhuriyet'e borçluyuz.
Bunu, bağımsızlık uğruna mücadele eden kahramanlarımıza borçluyuz.
Bunu, "Ya istiklal ya ölüm" diyerek tarihin akışını değiştiren iradeye borçluyuz.
Başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Millî Mücadele'nin bütün kahramanlarını, aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.
Yaşasın Cumhuriyet.
Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti.
Ne Mutlu Türk'üm Diyene! 🇹🇷