Elazığ’ın çimento fabrikası yıllardır aynı cümleyle gündeme geliyor: “Taşınacak.” Fakat yıllardır bu sözü duyan şehir, bugün hâlâ fabrikanın geleceğini ve taşınma sürecinin nasıl ilerlediğini bilmiyor. Şimdi de Tadım’ın adı konuşuluyor. Köylüler ise açıkça karşı çıkıyor: “Köyümüzde istemiyoruz.”
Önce şunu netleştirelim: Tadım’a fabrika kurulacağı kesinleşmiş değil. Kamuoyuna yansıyan haberlerde köy muhtarı, kendilerine resmî bir bilgilendirme yapılmadığını; buna karşılık bölgede zemin etüt ve sondaj çalışmaları gördüklerini söylüyor. Dört sondaj makinesinden söz ediliyor. Yani ortada hem köylülerin kaygısı hem de yetkililerden beklenen açıklama var. Böyle bir konuda belirsizliği büyütmek yerine, kim hangi çalışma için sahada, bunun açıkça anlatılması gerekir.
Tadım Köyü Muhtarı Bahaddin Yıldırım’ın aktardığına göre köy, yaklaşık 36 bin dönümlük araziye sahip; geçimin büyük bölümü tarıma, kalanı hayvancılığa dayanıyor. Köylüler, bölgede zaten taş ocakları bulunduğunu, bunların tarım arazileri ve yollar üzerinde sorun yarattığını dile getiriyor. Şimdi bu yaşam alanına bir de çimento fabrikası ihtimali ekleniyor. Köylülerin itirazı “yatırım istemiyoruz” değil; verimli arazilerinin ve geçim kaynaklarının sanayi baskısı altında kalmasını istemiyorlar.
Üstelik itiraz yalnızca Tadım’dan yükselmiyor. Aşağıdemirtaş Mahalle Muhtarı da fabrikanın tarım alanları ve sağlık yatırımlarının bulunduğu bir bölgeye taşınmasının sorunu çözmek yerine başka yere taşıyacağı uyarısında bulundu. Elazığlı yurttaşların görüşlerinin alındığı bir başka haberde de birçok kişi, Tadım’ın merkeze yakınlığı nedeniyle taşınmanın mevcut sorunu çözmeyeceğini söyledi. Şehrin merkezindeki rahatsızlığı başka bir yerleşimin kapısına bırakmak, çözüm diye sunulamaz.
Fabrika 1950’li yıllarda, o dönem şehir merkezinin dışında kalan Aksaray Mahallesi’nde faaliyete başladı. Zamanla kent büyüdü, yerleşim alanları fabrikaya yaklaştı; bugün tesis şehrin içinde kaldı. 2024’te MHP Elazığ Milletvekili Semih Işıkver’in verdiği soru önergesinde fabrikanın yıllık ortalama 160 bin ton üretim yaptığı ve taşınmasının uzun yıllardır gündemde olduğu belirtildi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının yanıtı ise fabrikanın geleceğine dair bir takvim açıklamak yerine, Elazığ genelinde son beş yılda yapılan 176 denetimden ve 55 tesise kesilen toplam idari yaptırımdan söz etti. Bu veriler il genelini kapsıyor; fabrikanın kendisine ilişkin ayrı bir denetim dökümü ya da taşınma planı ortaya koymuyor.
2025’te bakanlar, vali, belediye başkanı ve milletvekillerinin katıldığı toplantıda çimento fabrikası da ele alındı. Kamuoyuna yansıyan açıklamada, Elazığ’ın sanayi ihtiyaçlarının ve yapılabileceklerin değerlendirildiği belirtildi; ancak kesin yer, uygulama takvimi ve karar açıklanmadı. Aradan geçen sürede Tadım çevresindeki etüt çalışmalarıyla ilgili haberler ve köylülerin tepkileri gündeme geldi. Buna rağmen bölge halkı hâlâ resmî ve kapsamlı bir bilgilendirme bekliyor.
Bizim itirazımız açık: Fabrikanın Tadım’a taşınmasına da, başka bir köyün ya da yerleşimin aynı yükle karşı karşıya bırakılmasına da karşıyız. Çünkü mesele fabrikanın haritadaki yerini değiştirmek değil; Elazığ’ın insanını, toprağını ve yaşam alanlarını korumaktır. Taşınma kararı, bir yerdeki sorunu başka yerde yaşayanların üzerine yıkıyorsa buna çözüm denemez.
O hâlde yıllardır tekrarlanan “taşınacak” vaadini bir kenara bırakıp daha köklü bir seçenek konuşulmalı: Fabrika kapatılsın. Bu talep, çalışanları görmezden gelmek anlamına gelmiyor. Kapatma kararıyla birlikte işçilerin haklarını ve geçimini güvence altına alacak bir plan hazırlanmalı; mevcut saha uzmanlarca incelenmeli, gerekiyorsa çevresel iyileştirme yapılmalı ve alanın geleceği kent yararı gözetilerek belirlenmeli.
Bir yeri kurtarmak için başka bir yeri feda etmek zorunda değiliz. Tadım halkı istemiyor. Elazığlılar yıllardır çözüm bekliyor. Yetkililer de artık belirsizliği değil, açık bir karar ve takvimi kamuoyuyla paylaşmalı.
Taşınmasın, kapansın!