Müge Ayaz Hanımefendi’nin “Yeşili Özleyen Dağlar” başlıklı makalesi beni geçmişe götürdü ve bu yazıyı yazmama sebep oldu. Müge Hanım’ın dimağına sağlık.

Efendim bundan 40 yıl önce muhterem zevcemle tanıştığımda memleketlerden söz etmiştik. Denizden, köyden, dağdan, ormandan, bağdan, bahçeden. Bizim “Hanımköy” Sinop’ta Karadeniz kıyısında bir güzel ilçe; “Sakin Şehir Gerze”…

Hanım “Bizim dağımız var” demişti. Ben de “Bizim de dağımız var” diye cevap vermiştim.

Gün oldu “Memleket”e, “Aziz Şehir”e gider olduk. Kömürhan köprüsünden itibaren etraf güzel, yeşillik. Dağlarda orman kalıntıları ve yeni yetme ormanlık alanlar var. Keza köylümüz de yaşama alanlarını yeşillendirmiş. Buraların eskiden meşe ormanı olduğunu biliyoruz.

Veli Palas’ı geçince bizim dağlarda ağacın yerini toprak ve kaya aldı. Hoş bizim dağlarımız çıplak da olsa önemlidir. Çünkü dağ topraktır. Toprak ise vatan demektir. Yalnız mevzu başka…

Hanıma “Bizim de dağımız var!” demiştim ya. Meğer onların dağ dediği tamamen ormanlık alan olup, kendilerine tapulu olanları varmış. Tapu meselesi bir yana anladım ki, bizim “Hanımköy”de dağ ormanlık alan anlamına geliyormuş.

Hanım’ın bizim çıplak dağları gördüğündeki tepkisi sonucu meseleyi kavradım.

Babam merhum Mehmet EROĞLU karayolları 8. Bölge Müdürlüğü’nde şöfördü. Kullandığı TIR’la 8.Bölge’ye bağlı çevre vilayetlere çeşitli iş makinaları taşırdı. O vakit “Yola gitmek” tabiri vardı. Babam zaman zaman beni de yanında “Yola” götürürdü. Böylece hem çevredeki vilayetleri görür, hem de gittiğimiz yollardaki dağları, nehirleri, ovaları, bağ ve bahçeleri ve dahi ormanları keşfederdim.Veli Palas taraflarında geçmişte meşe ormanı olduğu etraftaki meşe ağaçlarından belliydi. “Meşe Palamutu”nu çocuk yaşta buralarda gördüm.

Bu yazı vesilesiyle bir araştırma yaptım. Elazığ ve çevresinde, Evliya Çelebi seyahatnamesine de girmiş bulunan ormanlara ne olmuştu?

Yapay Zekȃ vasıtasıyla internet erişimine ait dijital kaynakları tarattım. Sonuç aşağıda.

Elazığ (Harput) bölgesindeki tarihi ormanlık alanların Keban kurşun-gümüş ve Ergani bakır madenlerinin işletilmesi ve dahi kışlık odun/yakacak temini nedeniyle yok edilmesi konusunda, doğrudan bu meseleyi ele alan veya önemli veri barındıran başlıca dijital kaynaklar şunlardır:

Birincil Akademik Kaynaklar (Dijital Erişimli)

1. Fahrettin Tızlak – Fırat Üniversitesi Harput Sempozyumu Bildirisi, "XVIII. Yüzyıl Sonu ile XIX. Yüzyılın İlk Yarısında Harput Çevresinde Madencilik Faaliyetleri" Fırat Üniversitesi Harput Uygulama ve Araştırma Merkezi, Geçmişten Geleceğe Harput Sempozyumu, Elazığ 23-25 Mayıs 2013, s. 349-366.

Dijital erişim:

https://web.firat.edu.tr/harput/sempozyum/1/34.%20Fahrettin%20T%C4%B1zlak.pdf

Bu bildiri, konuyla doğrudan ilgili en önemli dijital kaynaktır. Makalede açıkça şunlar belgelenmiştir:

· Keban ve Ergani madenleri için tek yakıt kaynağının odun kömürü ve kütük olduğu,

· Keban çevresindeki meşe ormanlarının yoğun kullanım nedeniyle 1791'den itibaren madenlere uzaklaşmaya başladığı; 1805-1806'ya gelindiğinde ormanların madenden yaklaşık 80 km uzağa çekildiği,

· Ergani madeni için kömürün Palu'dan temin edildiği; 1763'te yük başına 48 paraya alınan kömürün, ormanların uzaklaşması nedeniyle 1811'de 3 kuruş 15 paraya yükseldiği,,

· Kemah ve Eğin'in odun ihtiyacının 1900'lü yıllarda artık Refahiye'den karşılanmaya başlandığı

Tızlak, bu süreci belgeleyen özgün Osmanlı arşiv kaynaklarına (maden idaresi defterleri ve emirnameleri) dayanarak anlatmaktadır

2. Fahrettin Tızlak – Temel Kaynak Kitap (TTK Yayınları) "Osmanlı Döneminde Keban-Ergani Yöresinde Madencilik (1775-1850)" Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1997. ISBN: 9789751608833.

Dijital katalog erişimleri:

TTK e-mağaza: https://emagaza-ttk.ayk.gov.tr/product/default/2051/

TTK Kütüphanesi katalog kaydı: https://kutuphane.ttk.gov.tr

YÖK Ulusal Tez Merkezi'nde tezin kaydı: https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezDetay.jsp?id=CMrSU6tDL5B94RNkO0pnVg

Bu kitap, sempozyum bildirisi aracılığıyla ulaşılan arşiv belgelerinin kaynağıdır. Bildirinin dipnotlarında (s. 171-184) kömür ve kütük teminini, ormanların madenlere uzaklaşmasını belgeleyen sayfalar gösterilmektedir. Orman tahribatının somut belgesi sayılan "1736 tarihli vesika"ya (Keban madeni civarındaki ağaçlar tükendiğinden Divriği ormanlarının kömür yapılmasına dair emir) da bu çalışma atıf vermektedir.

3. Ersoy Zengin – Dergipark (DergiPark, Açık Erişim) "Ergani Bakır Maden-i Hümayûnu (1900-1918)" Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Haziran 2018, 22(2): 933-959.

Dijital tam metin (PDF): https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/494347

Bu makalenin "III. Bakır İzabesi İçin Odun Kömürü Temini" başlıklı bölümü konumuz açısından kritiktir:

· 1880'de Ergani Maden kasabasının 14 saatlik (yaklaşık 56 km) çevresindeki tüm ormanların yok olduğu belgesiyle,

· 1841'de mühendis Polini'nin raporunda "mevcut ormanların ancak 25 yıl daha kullanılabileceği" uyarısıyla,

· Odun kömürü birim maliyetinin 1850-1907 arasında sürekli artarak yaklaşık iki katına çıkmasıyla (71,5 kuruştan 125 kuruşa),

· 1908'de yakacak bulunamadığı için izabe fırınlarının durduğunu gösteren BOA belgesiyle,

· İzabe sürecindeki toplam harcamaların % 67'sinin odun kömürüne ayrıldığının istatistiksel verileriyle anlatılmaktadır.

4. Mehmet Ali Özdemir ve Murat Sunkar – Coğrafya Makalesi, "Keban Çayı Havzasında (Elazığ) Doğal Ortam ve İnsan İlişkileri" Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi.

Dijital tam metin (PDF): https://sbd.aku.edu.tr/V2/msunkar.pdf

Bu coğrafya makalesi, maden işletmesinin doğrudan sonuçlarını saha araştırması verileriyle ortaya koymaktadır:

· Keban Simli Kurşun İşletmesi'nin 1708-1983 arasında yoğun olarak çalışması sırasında bölgenin asli meşe ormanlarının büyük ölçüde ortadan kaldırıldığı,

· Tahripten arta kalan meşe ağaçlarının yalnızca mezarlıklarda ve kuytu yerlerde kaldığı,

· Orman tahribatının şiddetli erozyona ve havzanın büyük bölümünün antropojen stepe dönüşmesine yol açtığı,

· Fırat ve Dicle nehirlerinden keleklerle Mezopotamya'ya yakacak odun sevkıyatı yapıldığına ilişkin Tonbul (1987) atıfı…

5. Kemal Kıranşan – Bingöl Üniversitesi Dergisi (Açık Erişim), "Ergani İlçesinin (Diyarbakır) Jeopark Potansiyeli" Bingöl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 23(1), 2022.

Dijital tam metin (PDF): https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2123979

Arkeobotanik bulgulara dayanan bu makalede,

· Çayönü (Neolitik yerleşme) kazılarından elde edilen verilere göre Ergani çevresinde geçmişte meşe (Quercus), dişbudak (Fraxinus), fıstık/melengiç (Pistacia), badem ve ılgın ormanlarının bulunduğu; ancak "bilinçsiz orman tahribi ve bakır madeni için yakacak temininde kullanımı" nedeniyle bu ağaç cinslerinin yok olduğu belirtilmektedir.

6. BTU Dünya Ormancılık Günü Konuşması – Dijital Metin, "Dünya Ormancılık Günü – Ormanlar Bilinçsizce Tüketiliyor!" Bursa Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi haberi.

Dijital erişim: https://btu.edu.tr/tr/haber/detay/5780/

· Bu metinde bir orman fakültesi öğretim üyesi, "1736 tarihli bir vesikada Keban madeni civarındaki ağaçlar tükendiğinden Divriği ormanlarının kömür yapılması" yazısına atıfla, Anadolu'daki orman tahribatına somut örnek olarak bu süreci aktarmaktadır. İlgili vesikanın kendisi Osmanlı Arşivi'nde bulunmaktadır.

Destekleyici Osmanlı Arşiv Kaynakları

Devlet Arşivleri Başkanlığı'nın dijital kataloğu ve yayınları üzerinden erişilebilecek birincil kaynaklar:

Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA) – Mühimme Defterleri (kömür ve kütük emirnameleri)

BOA, BEO (Bab-ı Ali Evrak Odası) – Ergani odun temini yazışmaları (Zengin makalesinde açık künyeleriyle verilmektedir: BOA, BEO, 3298/247308 gibi)

Devlet Arşivleri e-katalog: https://www.devletarsivleri.gov.tr

Tızlak'ın 1997 tarihli TTK yazısı ile 2013 Harput Sempozyumu bildirisi, konumuzun hem tarihsel derinliğini hem de arşiv belge altyapısını en kapsamlı biçimde sunan temel referanslar olarak öne çıkmaktadır. DergiPark üzerinden erişilen Zengin (2018) ise özellikle 1841-1908 dönemine ait özgün Osmanlı Arşivi belgelerine dayandığından birincil kaynak niteliğindedir.

Görüldüğü üzere, Elazığ ve çevresindeki orman varlıkları, kışlık yakacak ihtiyacı dışında, madenlerde odun kömürü kullanılması sebebiyle yok edilmiştir.

Günümüzde Orman Genel Müdürlüğü’nün Ağaçlandırma Çalışmaları:

Elazığ Orman Bölge Müdürlüğü (OGM), geçmişte madencilik ve yakacak odun temini nedeniyle büyük ölçüde tahrip edilmiş bu bölgede uzun süredir yoğun ağaçlandırma ve rehabilitasyon faaliyetleri yürütmektedir.

Mevcut Orman Varlığı (OGM Resmi Verileri)

Elazığ Orman Bölge Müdürlüğü'nün sorumluluk alanı Elazığ, Malatya, Bingöl, Tunceli, Bitlis, Van, Hakkari ve Muş illerini kapsamaktadır. OGM resmi istatistiklerine göre Elazığ ili orman varlığı toplam 171.186 hektar olup bunun yalnızca %27,7'si (47.450 ha) kapalı normal ormandan oluşmakta; geri kalan %72,3'ü (123.736 ha) boşluklu ve bozuk nitelikte bulunmaktadır. Bu veriler, geçmişteki yoğun orman tahribatının izlerinin büyük ölçüde sürdüğünü somut biçimde göstermektedir.

Yıllık Ağaçlandırma Faaliyetleri

Bölge Müdürlüğü, yılda ortalama 10.000 hektarın üzerinde sahada ağaçlandırma ve erozyon kontrol çalışması yürütmektedir. 2024 yılı özelinde Elazığ'da çalışma alanı 10.200 hektar olarak açıklanmıştır. Bölge Müdürlüğü genelinde 8 ilde 2024 sonu itibarıyla 5 milyon fidan toprakla buluşturulmuştur. Kullanılan tür paleti; bölgenin özgün florasına yakın sedir, meşe, ardıç, karaçam, dişbudak, mahlep, badem ve cevizden oluşmaktadır. Bölge Müdürü Mustafa Arpacı, bu çalışmalar sayesinde sorumluluk alanındaki toplam orman varlığının 1 milyon 450 bin hektara ulaştığını belirtmiştir.

Öne Çıkan Projeler

· Piran-Temte Mikrohavza Projesi (Keban): OGM Genel Müdür Yardımcısı'nın 2024'te yerinde incelediği bu proje, doğrudan Keban ilçesinde (Altıyaka Köyü çevresinde) yürütülmekte; tarihsel maden işletmesinden en çok etkilenen havzada toprak muhafazası ve ağaçlandırma çalışmalarını kapsamaktadır.

· Fırat Nehri Havzası Rehabilitasyon Projesi (FNHRP): OGM koordinasyonunda ve IFAD (BM Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu) finansmanıyla hayata geçirilen bu büyük ölçekli proje, 2025 yılından itibaren uygulamaya konulmuştur. Proje kapsamında Elazığ da yer alan ilgili illerde: Toprak erozyonunu önleyici teraslama ve mikrohavza ıslahı; Ağaçlandırma ve bozulmuş arazi rehabilitasyonu; Mera ıslahı ve orman-tarım-su kaynaklarının entegre yönetimi; Yaklaşık 140.000 kişi / 40.000 haneye yönelik geçim kaynağı desteği hedeflenmektedir. Proje tasarımında 2023 Kahramanmaraş depremlerinden etkilenen havza toplulukları öncelikli hedef grup olarak belirlenmiştir.

· Karakaya Sağ Sahil Projesi (Malatya–Elazığ hattı): Keban Barajı'nı besleyen havzada sürdürülen bu toprak muhafaza ve ağaçlandırma projesi de bölge müdürlüğünce yürütülmektedir.

Tarihsel Bağlam ve Zorluklar

2026 Şubat ayında Elazığ'da gerçekleştirilen "Fırat Havzası Zirve Toplantısı"nda OGM yetkilileri, erozyon baskısının hâlâ kritik seviyelerde olduğunu ve rehabilitasyonun önceki yılların saha tecrübelerine dayanarak daha sistematik bir yaklaşımla sürdürüleceğini vurgulamıştır. Yöre sakinleri, yapılan ağaçlandırma ve set çalışmalarının tarımsal verimliliği olumlu etkilediğini ifade etmektedir. Ancak Elazığ'ın orman varlığının %72,3'ünün hâlâ boşluklu ve bozuk nitelikte olması, tarihsel maden faaliyetlerinden kaynaklanan tahribatın ne denli derin ve kalıcı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Neredeyse dört etrafı suyla çevrili olan Elazığ’da Orman Bölge Müdürlüğü’nün ağaçlandırma çalışmaları devam ediyor olsa da, bu çalışmalara Elazığlılar olarak bir seferberlik başlatıp destek olmamız gerekir. Deprem açısından yüksek risk taşıyan Elazığ’da ağaçlandırma konusunda Devlet kurumlarının yanında Elazığ’daki sivil toplum kuruluşlarının hareke geçmesi şarttır.

Elazığlı yeşili sever. Bir ağaçlandırma seferberliği Elazığ dağlarını eski haline getirecektir.

“Biz görmesek de görecekler var.”

Esen kalınız…