“Böyük Abe” namlı, Ağabeyim “Bünyamin EROĞLU”yu 26 Temmuz 2018 tarihinde kaybettik. 26 Temmuz 2026 tarihi “Böyük Abe”nin Hak’k’a yürüyüşünün 7. yıldönümü.

İnsan için veya insan olarak kalmayı başaranlar için yakınların kaybı önemli olup, verdikleri acı ve üzüntünün derecesi tartışılmaz.
Elbette Ağabeyimin vefatının verdiği acı ve üzüntü büyük. Ancak, Bünyamin EROĞLU’nun kaybı; benim veya EROĞLU ailesinin kaybı olmaktan öte Elâzığlıların ve Yüce Türk Milleti’nin kaybıdır. Bu sebeple okuduğunuz yazı çok sevdiği yakınını kaybetmiş olan birinin yazısından ziyade, bir yazarın objektif bakış açısıyla kişiyi değerlendirdiği bir yazı olarak değerlendirilmelidir,


Soru şudur: Bünyamin EROĞLU zengin ve aristokrat olmadığı, üst yöneticilik ve benzerleri gibi önemli makamlarda bulunmadığı; milletvekilliği ve benzerleri gibi görevler yapmadığı halde, millet tarafından çok sevilmesi; bu sebeple ağabeylerin büyüğü anlamına gelen “Böyük Abe” lakabiyle anılması ve vefatı ile toplumun büyük çoğunluğunda derin üzüntü meydana getiren biri olması hangi sebeplere dayanmaktadır?


Bu sebepler; “Emek ve Erdem; Ortak Kimlik ve Kolektif Hafızanın Taşıyıcısı Olma; Bilgi, Bilim, Sanat veya Hizmet Yoluyla Topluma Katkı; Duygusal Erişilebilirlik ve Yakınlık Hissi ve Toplumsal Değerlerin Sembolik Temsili” olarak sıralanabilir.


Bir ferdin kendi toplumu, milleti tarafından, sadece zenginlik veya üst düzey makam gibi maddi-hiyerarşik unsurlar olmadan derinden sevilmesi ve vefatının toplumda büyük bir yas dalgası oluşturması, sosyolojik ve antropolojik açıdan çok katmanlı bir olgudur. Bu durum, kişinin toplumla kurduğu kültürel, duygusal ve sembolik bağın gücüne dayanan; maddî güç veya siyasî otoriteden ziyade kolektif hafızaya, ortak değerlere ve kimliğe hitap eden bir varoluş biçimidir.

Toplumun kahir ekseriyeti tarafından sevilen kişi; genellikle milletin kendi kimliğini, tarihini veya değerlerini yansıtan bir ayna işlevi görür. Bu kişi; mensubu bulunduğu toplumda tanımlanan “iyi insan” tipine uygunluk gösteren: toplumun kültürel değerlerini, sosyal normlarını, adaletle ilgili ilkelerini ve sevgisini taşıyan; en önemlisi, toplumun menfaatini kendi menfaatinin önünde tutan bir kişiliğe sahiptir. Haliyle böyle bir kişi milletin kendisini tanıdığı, geçmişiyle ve değerleriyle özdeşleştirdiği önemli bir referans noktasına dönüşür. Çünkü insanlar sahte veya çıkarcı olmayan, samimi ve değerlerine sadık kalan bireylere derin bir bağlılık hisseder.


Keza, kişinin unutulmaz çalışmalar, eserler, anılar, sanatsal ürünler ve önemli bilgi mirası bırakması onu toplumun entelektüel ve kültürel sermayesi ve birikiminin bir parçası haline getirir. Bu kişiler; fikirlerinden ilham alan kitleler üzerinde kalıcı bir etki bırakarak, ölümlerinin ardından da yaşayan bir mirasa dönüşürler.


Bu yapıdaki kişiler toplumsal statü ve benzerleri gibi mesafeleri ortadan kaldırarak halkla eşit düzeyde ve en önemlisi erişilebilir bir figür olarak, insanî yakınlıklarıyla, değer kazanır.


Bu şahsiyetler; milletin savunduğu veya hasret kaldığı dostluk, kardeşlik, adalet ve birlik gibi önemli değerleri somut hale getirirler.
Bünyamin EROĞLU, yukarıda sıraladığımız bütün hususları bünyesinde bulunduran bir şahsiyet olmuştur.


EROĞLU, vatanını, milletini seven; vatan, millet ve Hak konusunu şiar edinmiş; kendisini memleketinin, beldesinin ve ülkesinin, her bakımdan, kalkınmasına adamış olan bir dava adamı, gazeteci, yazar ve sanatçı olmanın yanında: insanları dinleyen, muhatabının, eşinin-dostunun, arkadaşının, hemşerisinin, mahallelisinin, akrabasının derdiyle dertlenen; ve derdine çare olmak için çırpınan bir yapıdaydı.
O, büyük-küçük, zengin-fakir, genç-yaşlı, alevî-sünnî ve sağcı-solcu bütün Elazığlıların “Böyük Abe”siydi…

Her ölüm erkendir. Ancak, Bünyamin EROĞLU’nun ölümü gerçekten erken ve zamansızdı.
Sevilen şahısların vefat etmesi; çok sayıda insanın aynı kişiyle menfaatsiz bir bağ kurmuş olmaları sebebiyle; bireysel yas tepkilerinin toplumsal ölçekte eşzamanlı olarak tetiklenmesine sebep olur. Böylece toplumun büyük çoğunluğunda “derin üzüntü" şeklinde tezahür eder.


Nitekim “Böyük Abe”nin vefatı da derin üzüntü yaratmış ve vefatı üzerinden 8 yıl gibi bir zaman geçmesine rağmen üzüntüsü dinmemiştir, dinmeyecektir.
Bu fani dünyada güçlü ve hoş bir seda bırakan Ağabeyim Bünyamin EROĞLU’ya rahmet olsun. Yattığı yer nur olsun.
Esen kalınız…