Diriliştir Çanakkale: Bir Milletin Yeniden Doğuş Manifestosu
Tarih bazen bir milletin kaderini sessizce yazar, bazen de yer gök inlerken gür bir haykırışla... İşte Çanakkale, o en gür haykırışın adıdır. Bir milletin küllerinden doğuşunun, "bitti" denilen yerden yeniden ayağa kalkışının ve yokluklar içindeki sarsılmaz var olma iradesinin destanıdır. Bugün, bu şanlı zaferin 111. yıl dönümünde, o devasa iradeyi bir kez daha iliklerimize kadar hissediyoruz.
İmkansızın Karşısında Bir Yürek
111 yıl önce, dünyanın en güçlü donanmaları Çanakkale Boğazı’nı geçmek için harekete geçtiğinde karşılarında sadece bir ordu bulacaklarını sanıyorlardı. Oysa yanıldılar. Karşılarında; silahı eksik, cephanesi sınırlı ama bağımsızlık tutkusuyla harmanlanmış, yüreği iman dolu bir millet vardı. Metrekareye binlerce merminin düştüğü siperlerde yazılan bu destanın satır aralarında kan, ter ve gözyaşı; ama en çok da eşsiz bir fedakârlık vardı.
Anafartalar’da, Conkbayırı’nda, Arıburnu’nda henüz bıyığı terlememiş gençler, bir daha dönmemek üzere cepheye koşarken sadece ailelerini değil, yarım kalmış hayallerini de geride bıraktılar. İşte bu yüzden Çanakkale, sadece bir stratejik savunma değil; Türk milletinin "Ya istiklal ya ölüm" parolasının ete kemiğe bürünmüş halidir.
Cumhuriyet’in Önsözü ve Bir Liderin Doğuşu
Bu cephede bir isim, tarihin akışını değiştiren o meşhur iradesiyle öne çıktı: Mustafa Kemal Atatürk. Onun "Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum" sözü, sadece askeri bir taktik değil; bir milletin makus talihini yenen kararlılığın ifadesiydi. O an sadece savaşın yönü değişmedi; o an, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri de o kanla sulanmış topraklarda atıldı. Çanakkale, Cumhuriyetimizin önsözü, Milli Mücadele’nin ise ana yakıtı oldu.
Bugün Bize Kalan Emanet
Çanakkale bir son değil, bir başlangıçtır. Çünkü o gün kazanılan sadece bir cephe savaşı değil, bir milletin özgüvenidir. "Türk milleti esir edilemez" gerçeği tüm dünyaya o gün ilan edilmiştir.
Bugün bizlere düşen görev, bu ruhu sadece anmak değil, onu idrak etmektir. O günkü birlik ruhunu ve vatan sevgisini günlük hayatımıza, üretimimize ve geleceğimize taşıyabildiğimiz ölçüde bu zaferin gerçek mirasçıları olabiliriz. Unutmamalıyız ki; Çanakkale geçilmedi. Ancak asıl mesele, bugün de kültürel, ekonomik ve milli bilinç anlamında geçilmemesini sağlamaktır. "Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? / 'Gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın."

Bu vesileyle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, vatan uğruna can veren tüm şehitlerimizi; Seyit Onbaşı’dan 57. Alay’a kadar tüm isimsiz kahramanlarımızı rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.
Çünkü Çanakkale diriliştir; ve her diriliş sonsuz bir umut barındırır.