Türkiye’de ilk seyahat hareketleri, Osmanlı döneminde başlamış, Cumhuriyetin kuruluşundan sonra planlı dönem ve özellikle 1980 sonrasında, devlet destekli planlamalar ve yasal düzenlemelerle ülke,küresel bir turizm merkezine dönüşmüştür. 1990’lı yıllarla birlikte her sene Türkiye’ye gelen turist sayısında ve turizm gelirlerinde sürekli artış olmuştur. Turizm gelirlerinin artması, cari açığın azalmasını ve de işsizliğin ve ekonomik yavaşlamanın önlenmesini sağlamıştır.

2024 yılına kadar Türkiye’nin küresel turizm pastasından yıllık ortalama %3 ile %4,5 arasında değişen oranlarda pay aldığı belirtiliyor.

Turizm gezi amacına göre türlere ayrılır. Türkiye’de, sıcak aylarda sahillerde dinlenmeye ve su sporları yapmaya gelenlerin oluşturduğu deniz ve yaz turizmi yıllarca birinci sırada yer almıştır. Kültür turizmi tarihi yerleri, antik mekânları ve müzeleri gezmek için yapılan gezilerdir.Kaplıcalardan yararlanmak veya tıbbi bakım almak amacıyla yapılan seyahatler sağlık ve termal turizm kapsamındadır. Ormanlara, yaylalara, milli parklara ve şelalelere yapılan geziler doğa turizminioluşturmaktadır. İş ve kongre turizmi, toplantı, fuar, seminer ve iş buluşmaları nedeniyle yapılan gezileri içermektedir. Dinsel açıdan kutsal sayılan yerleri ziyaret etme faaliyetleri ise inanç turizmi kapsamında değerlendirilmektedir. Bir diğer turizm türü de yat turizmidir. Bilindiği gibi ülkemizin üç tarafı denizlerle çevrilidir. Dolayısıyla yat turizmi ülkemiz için önemli bir turizm türüdür. Yüksek gelirli yerli ya da yabancıların yatlarla denizlerde yaptıkları gezinti, konaklama ve seyahat faaliyetleri yat turizmini oluşturmaktadır. Yat turizmi yüksek döviz girdisi sağladığı gibi kıyı esnafını da kalkındırmaktadır.

Ayrıca yaban hayatını ve kaynaklarını yerli ve yabancı avcılara ücret karşılığı açan av turizmi vardır ki ülkemiz için yararlı olduğu tartışmalıdır. Av turizmi nedeni ile Türkiye’de pek çok canlı türü tükenme aşamasına gelmiştir. Örneğin; Keklik ve bu sene tekrar avlanmasına izin verilen yaban keçilerinin soyunun tükenmesine izin verilmesi gibi. Oysa her canlının, doğanın dengesinin korunmasında ayrı bir önemi ve rolü vardır. Maalesef AKP iktidarı döneminde çevre ahlakı, doğa sevgisi ve duyarlılığı hak getire… İnsanın, o kendini avcı sanan insansılara da, “Sizde hiç vicdan, acıma duygusu yok mu? Nasılkıyarsınız o canlara” diye haykırması geliyor!

Dış turizmin temel amacı ülkeye döviz girdisi sağlayarak, döviz rezervini artırmak ve dış ticaret açığını kapatmaktır. Elbette ki turizmin tek amacı bu değildir, turizmin, ekonomik, sosyal ve kültürel pek çok farklı hedefi vardır. İstihdam yaratmak, altyapıyı geliştirmek, antik kentlerin ve doğal güzelliklerin korunması ile bölgesel kalkınmayı gerçekleştirmek ve de insan ilişkilerinde uyum ve barışı sağlamak bu hedefler arasındadır.

Yapılan araştırmalarda, turizmin gelişmesinin, başta havayolları, otelcilik, seyahat şirketleri, ulaştırma, tarım, eğlence, restoranlar, kafeler, barlar, gece kulüpleri, eğlence yerleri ve esnaf olmak üzere, toplam 36 sektörü etkilediği saptanmıştır.

Şu da var ki ülkemize yüksek gelirli yabancı turistlerin gelmesi,ülkemizi daha fazla gezmesi, bu kapsamda daha fazla harcama yapması, geniş kesimlere kazandırması ve ülkemize döviz bırakması önemlidir.Harcama yapmayan turistler, doğrudan konaklayacakları otele gelen ve harcama yapmadan ülkelerine geri dönen turistlerdir. Bunların gelmesinden çevredeki iş yerleri ve esnaf kazanamadığı gibi ülkeye dövizbırakmadıkları hatta çevreye zarar verdikleri söylenebilir.

Son aylarda kitle iletişim araçlarında yer alan haberlerde,Türkiye’de turizm gelirlerinin sürekli düşüşte olduğu belirtilmektedir. Turizmin 1990’lı yılarını yakından bilen biri olarak, turizm gelirlerinin gerilemekte olmasına ülkem adına üzüntü duyduğumu ifade etmek isterim. Zira 1990’lı yıllarda gelen turist sayısında ve turizm gelirlerinde bir kez bile düşüş olduğuna rastlamadım. Turizm gelirleri hep yükselişte olurdu.

Ne var ki turizm, iç ve dış olaylardan en çabuk ve en şiddetli etkilenen sektörlerin başında gelmektedir. Turizm, ekonomik krizler,savaşlar, salgınlar ve doğal afetlerden anında etkilendiği gibi ülke ekonomisinin bozulması, güvenlik sorunları, yüksek enflasyon, fiyat rekabeti de turizmi etkilemektedir. Aynı şekilde dış ülkelerle olan siyasi ve ekonomik uluslararası ilişkiler de turizmi etkileyen faktörlerdir. Ayrıcatoplumsal olaylar, terör eylemleri, ulaşım imkânları, doğal ve kültürel zenginliklerin bozulması, aşırı sıcaklar, ülke içi fiyat artışları, kur dalgalanmaları ve maliyet baskıları da tatil taleplerini etkilemektedir.

Ne yazık ki günümüzde çevremizdeki savaş ve özellikle ülke ekonomisinin bozulması ve yüksek enflasyon Türk turizmini doğrudan etkilemiş, turizm gelirleri düşüşe geçmiştir. Ayrıca ülke içi fiyat artışlarının, kur değişimlerinin ve maliyet baskılarının da tatil talebini etkilediğini düşünüyorum. Zira Türk halkı bile tatilini Türkiye’de değil, yabancı ülkelerde yapmaya başlamıştır. Bir zamanlar komşu ülkelerden, sınır şehirlerimize günübirlik alışverişe gelen yabancılar dahi artık gelmediği gibi Türkler o ülkelere alış veriş yapmaya gitmektedirler.

Velhasıl ülkenin gidişatından etkilenmeyen bir turizm sektörü kalmıştı, onun da etkilendiği belirtiliyor!

“Deveye sormuşlar boynun neden eğri, nerem doğru ki demiş”.