DONDURMAM GAYMAK

Haftanın bomba haberinde Manşet 23'ün imzası var. Haber şu: 112 ekibi hasta nakli sırasında dondurma molası vermiş ve hasta sedyede dururken görevli personel dondurma almaya gitmiş! İllaki bu haber ülke genelinde en çok izlenen okunan haberlerden biri olmuştur. Keşke Manşet 23 haberi yaparken şöyle bir ekleme yapsadı: "Hasta taşıyan sağlık personelleri Elazığ'ın meşhur vişne dondurmasını görünce dayanamayıp, hastayı unutup, durup vişne dondurması aldılar." Haberin arasında vişne dondurmamızın da reklamı yapılmış olurdu.
​Yav niye bir külah da hastaya almadız gardaş? Onun neyi eksikti? Sizi dondurmaları yalarken görünce kim bilir ne kadar canı çekmiştir.
​Bu tür haberlerin Türkiye'nin her yerinde nasıl izlenip takip edildiğiyle ilgili bir anımı da yazam.
​Bir arkadaşımla Ankara'ya doktora gitmiştik. Bekleme salonunda sıra beklerken karşımızdaki hastalardan iki kişi de gazetelere bakılerdı. Birden biri yanındaki arkadaşına dönerek, "Yav şu habere bi bak. Elazığ'da yoğun bakım odasında personeller lahmacun yemişler," diye haberi gösterip gülmüşlerdi. Valla biz de karşıdan hayretle onları izlemiştik. Yani bu tür haberler her yerde ilgi görüp okunmakta. Keşke olumsuz haberlerle anılmasak.

****

KES HIZINI ÜZME EL KIZINI

​Hafta içi Elazığ'da meydana gelen iki ölümlü trafik kazasıyla şok olduk. Dikkatsizlik ve aşırı sürat iki kazaya sebep olmuş. Özellikle Yurtbaşı'ndaki kaza inanılmaz bir sürat sonucu olmuş. Kazanın videosunu izleyip saniyeleri hesaplamaya kalkınca gördüğüm şu oldu: Lüks bir araba göz açıp kapayıncaya kadar gidip karşıdaki bir araca vuri ve her şey iki üç saniyede gerçekleşi.
​Aşırı sürat söz konusu olunca aklıma iki olay geldi. Birincisi; rahmetli babamın bizlere ehliyet aldığımız yıllardaki uyarısı ve nasihati. Rahmetli hep derdi ki: "Oğlum; bu arabanın lastiklerini tutan birkaç tane vidadır, biri kırılsa veya hızlı giderken bir lastik patlasa paramparça olursun ya da gider birinin ocağını söndürürsün." Yıllarca bu uyarıyı dikkate alıp nasihatini yerine getirmeye çalıştık.
​Yazacağım ikinci olay ise şu: Eniştem emekli binbaşı Naim Nafiz Timuroğlu yıllarca savaş uçağı, emekli olunca da yolcu uçağı kullanmış usta bir pilot ve şoför. Araba kullandığı zaman, hem de en lüks bir arabasını kullandığı zaman çok yavaş süren ve asla hız yapmayan biridir. Hiç unutmam bir gün Keban'a balık yemeye giderken önümüzde giden gardaşım iki defa yolda durup bizim kendisine kavuşmamızı beklemişti. Enişteme, savaş uçağını son sürat, arabayı ise yavaş kullanmasının sebebini sorduğum zaman kendisi şu cevabı vermişti: "Gardaş acelem yok, arabamın kaliteli olması da benim hızla gitmeme sebep olamaz. Ben ne kadar usta olursam olam karşıdan gelen bir aracın kullanıcısı usta olmayabilir ve yavaş da gelmeyebilir." Zaten günümüzde meydana gelen kazaların çoğu aşırı hız ve dikkatsizlik.
​Cezalar artsa da bu sorunların çözülmesi vatandaşların bilinçlendirilmesiyle olabilir. Narkotik şubenin Elazığ'da emniyet müdürümüzün girişimiyle başlattığı uyuşturucuyla mücadele ve konuyla ilgili konferanslar gibi trafik şubenin de buna benzer çalışmalar başlatması lazım. Bazen şehir meydanlarına ve girişlerine kaza yapmış araçları koyilerdi ve olumlu etkisi de olidi. Daha top emniyette, gerekeni yapsın. Bize de bir görev düşerse en azından yazılarımızla katkıda bulunuruz.