Savunma sanayisi, enerji ve ileri teknoloji alanları açısından stratejik öneme sahip olan nadir toprak elementlerinin (NTE) Türkiye için dünyanın Çin’den sonra en büyük ikinci rezervine sahip olması önemli bir şans. Eskişehir’in Beylikova ve Sivrihisar ilçeleri arasında yer alan sahada 694 milyon ton nadir toprak elementlerinin bulunduğu belirtiliyor. Yetkililer, bubölgenin Çin’deki 800 milyon tonluk “Bayan Obo” sahasından sonra dünyanın en büyük ikinci rezervi olduğunu söylüyor.

NTE 15 lantanit grubu elementi ile skandiyum ve itriyum olmak üzere toplam 17 benzer kimyasal özelliğe sahip metalik elementten oluşan bir gruptur. Bu elementler; cep telefonları, elektrikli araçlar, rüzgar türbinleri, elektronik sistemler ve güdümlü füze teknolojileri gibi çok sayıda modern teknoloji alanında kullanılıyor. (*)

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Çin arasındaki ekonomik rekabetin en önemli kozlarından biri haline gelen bu elementler, modern teknolojinin görünmeyen kahramanları olarak tanımlanıyor. Öyle ki, bugünkü dünyada cep telefonlarından elektronik araçlara, bilgisayar sabit disklerinden, lazer sistemlerine kadar uzanan 200’den fazla ürünün çalışabilmesi bu elementlere bağlı. Bugünün dünyasında gerçek güç, ileri teknolojinin içinde yer alan bu görünmez hazineye, yani nadir toprak elementlerine dayanıyor. Bu stratejik elementleri kontrol eden ülkeler, sadece maden değil geleceğin teknolojisini de ellerinde tutacak.

Bu zengin ve çok değerli kaynak sadece ABD ve Çin gibi dünya devlerinin ilgisini bizim ülkemize çekmekle kalmıyor, dünyada petrol ve doğalgaz üzerinden yürütülen güç mücadelesine yeni bir cephenin de eklenmesine yol açıyor.

Bu elementleri işleme açısından dünyadaki kapasitenin yüzde 90’ını elinde bulunduran Çin, bir taraftan koyduğu ihracat kotaları ile dünyada “arz krizi” yaratırken diğer taraftan fiyat artışları ile tedarik sorunları gündeme getiriyor. Dünya bu sorunları konuşurken, gözler alternatif rezervlere çevrildi. ABD başkanı Donald Trump’ın nadir toprak elementlerine sahip olduğu tahmin edilen Grönland’ı satın alma fikri de, bu elementlerin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Bu nedenle Türkiye’nin Eskişehir bölgesindeki 694 milyon tonluk rezervi, jeopolitik önemi açısından hiç olmadığı kadar değerli hale geldi. Otoriterler, bu sektörde Türkiye’nin “stratejik tedarikçi” rolü oynayabileceğini öngörüyor. Türkiye sahip olduğu bu potansiyeli ham madde ihracatçısı olmanın ötesinde rafinasyon ve nihai ürün üretiminde kilit rol oynayarak dünyanın en büyük ilk beş nadir toprak elementi üreticisi arasına girebilir.

Yetkililer, nadir toprak elementlerinin çıkartılması ve işletilmesi halinde Türkiye’nin 2028 yılında 1.9 trilyon dolar gayrisafi yurt içi hasılasının en az 3 katlık bir değere ulaşmasına yol açabileceğini belirtiyor. Bu nedenle Eskişehir bölgesindeki bu yer altı zenginliğimiz, bize çok büyük fırsat ve şans sunuyor. Ülke olarak bu fırsatı doğru ve iyi bir şekilde değerlendirmemiz halinde pek çok ekonomik sorunumuzu çözebiliriz.

Kaynakça :

(*) haber7.com