Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) 7 portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonunun hisse senedi işlemlerini kapatma kararı aldıktan sonra bu fonların tasfiye sürecini başlattı. Tasfiye sürecinin yürütülmesinde Türkiye İş Bankası ve Ziraat Bankaları yetkilendirildi. Şimdi gözler yaklaşık 830 milyar liralık bir büyüklüğe sahip bu fonların nasıl tasfiye edileceğine ve parası fonlarda kalan mağdur yatırımcıların paralarını nasıl alacaklarına çevrildi. Beklentimiz fonların tasfiyesi için öngörülen 6 aylık süre içinde işlemlerin tamamlanması.

Tasfiyeye alınan fonlarda 517 bin, işlemleri kısıtlananlarda 1 milyon yatırımcı bulunduğu, doğrudan mağdur sayısının 2 milyon, ailelerle birlikte etkilenen nüfusun 5 milyona ulaştığı açıklanıyor. (*)

Analistlere göre, olası satış baskısının önemli bölümü yalnızca 5 hissede yoğunlaşıyor. Fonların yaklaşık 485 milyar liratutarında hisse senedi, 295 milyar lira tutarında para piyasası aracı taşıdığı, kalan bölümünün ise diğer varlıklardan oluşturarak model şöyle işletildi. Kurulan fonların içinde göstermelik altın-döviz-devlet tahvilinin yanı sıra ağırlıklı olarak uyduruk bir kısım şirketlerin de hisse senetleri bulundurulmuş. Fonların içindeki hisse senetleri, dışarıdan ve içeriden al-sat yapılarak, özellikle grup fonlar arasında karşılıklı işlemlerle yanıltıcı olarak şişirilmiş. Daha sonra, küçük bir azınlık düşük fiyattan aldıkları bu şişirilmiş hisseleri yüksek değerlerden satarak paralarını aldılar ve sistemden çıktılar. Fonlarda bu yüklü çıkışlar nedeniyle likidite sorunu yaşandı. Hisse fiyatları bir anda çökünce sistem dağıldı. Fon faciasında sona gelindiğinde, yaklaşık 17 milyardolarlık bir pastanın kaymağını 200-300 kişi yemiş oldu. Kriz patlayınca, yüksek değerlerden hisse senedi alarak birikimlerini fona yatıran ve yüksek getiri hayal eden yeni alıcılar tuzağa düştüler. Balon patladığında yüksek fiyatlardan alınan hisseler yeni alıcıların elinde kaldı.

Bankaların yüzde 40-50 faiz verdiği bir ortamda, gel bu fonlardan yüzde 200-300 kazan yalanı açgözlü küçük para sahiplerini de gönül rızasıyla bu modelin içine sokmuş oldu. Fon maskeli soygun böyle hazırlandı. Şimdi mağdur olan yüz binlerce yatırımcı için Hazine’ye yük getirmeyecek bir çözüm aranıyor. Fonları tasfiye edilecek şirketlere ait 4 bankanınbulunduğu dikkate alınırsa, bu banka değerlerinin tasfiye varlığına dahil edilmesinin doğru bir seçenek olacağıgörülüyor.

Fon yöneticilerinin yurt dışına yüklü miktarlarda paralar transfer ettikleri söyleniyor. Tasfiye sürecinde öncelikle fonların elindeki varlıkların nakde çevrilmesi düşünülmeli. Bunun dışında bu işlemlerden haksız kazanç elde edenlerden bu kazançların geri alınarak ve/veya çöken fon şirketlerinin hissedar ve yöneticilerinin tüm mal varlıklarına el konulmasıve uzmanlarca önerilen bir “Mağdur Fonu” oluşturulması, burada toplanan paraların mağdur yatırımcılara ödenmesi doğru ve rasyonel bir çözüm olacaktır. Böylece risk alanın faturası topluma kesilmemiş olacak.

Kaynakça:

(*) Mehtap Ö. Ertürk