ARİF ÇAKMAK ANISINA, 10 OCAK ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ
Bu sene Kanal 23 Genel Yayın Yönetmeni rahmetli Arif Çakmak anısına düzenlenen 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü gecesini yazmaya, düzenlenen gecenin bir gün öncesinden başlayacam. ETSO Başkan adayı Nurullah Öner Bey’in 9 Ocak’ta, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü için düzenlediği kahvaltı programında Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Serkan Gürtürk’le karşılaşınca, cemiyetin rahmetli Arif Çakmak anısına düzenleyeceği programı konuştuk ve davetli olduğum için Başkana ilk sorum “Aç mı gelelim yoksa tok mu gelelim?” oldu.
Serkan Başkan “Aç gelin, program yemekli” deyince sevinçten “Dıngıla fıstik” attım. Davetiyede yemekli olduğu belirtilmediği için merak edip durudim. Yani neredeyse kalkıp cemiyete gidip soracak kadar da merak etmiştim. Geçen seneki gecede kadayıfı çok beğenmiştim. İnşallah gene aynı kadayıftan ikram ederler diye düşünidim. Geceye renk katacak sanatçının ise Esat Kabaklı hocam olacağı için içim kıpır kıpır olmaya başlamıştı. Esat hocam sık sık memleketine gelip güzel işlere imza ati ama yoğunluğundan dolayı kendisiyle bir türlü karşılaşıp muhabbet edemidik.
Neyse işte program günü geldi ve gazeteci Ekrem Katı ve birkaç kişi ile kalkıp programa gittik. Cemiyet Başkanı Serkan Gürtürk ve yönetim kurulu üyesi Melisa Coşkun bizi kapıda karşıladılar ve Başkanın talimatıyla bize ayrılan yere geçtik. Masada tanıdık misafirler de vardı. Benim yanıma “Bir Garip Bedo” şiirinin şairi Cebeli Yerlikaya ve Elazığ’ın tanınmış hocalarından Hülya Murat ile Ahmet Türker hocalar denk geldi.
Program başlamadan göz ucuyla salonu bir taradım. Salon full doluydu. Tam ortada kocaman bir protokol masası vardı. Aklınıza protokol denince kim gelirse çoğu masadaydı. Sadece olmayan birkaç kişiyi yazayım. Belediye Başkanı, milletvekillerimizden M. Rıdvan Nazırlı ve Erol Keleş milletvekillerimiz yoktu. Mazeretlerini belirten telgraf ve mesaj yollamışlardı. Neyse bu mevzuyu fazla kurcalamayayım. Yoktular işte.
İstiklal Marşı, saygı duruşu, Kur’an-ı Kerim tilaveti ve Arif Çakmak gardaşın hayat hikâyesini anlatan sinevizyon gösterisiyle program devam etti.
Benim ilgimi çeken ve süzgecimden geçirerek hazırladığım gözlemlerime başlayam. Tabii en ilginçleriyle… Konuşmacılar sırayla kürsüye geldiler. Hepsi de yıllardır eleştirdiğim klişeleşmiş cümleyle konuşmaya başladılar:
“Sayın Valim, milletvekilim, belediye başkanım, rektörüm, emniyet müdürüm, komutanım, encümenim, STK başkanım, amirim, müdürüm…”
Yalan olmasın, hatiplerin hemen hemen hepsi bu cümleyle söze girdiler. Yahu protokol masasında zaten hepiniz yan yanasız. Birbirize hoş geldiz falan da demişsizdir. Bir de mikrofonu elinize alıp niye bir daha tekrarlısiz? Yoksa bizim bilmediğimiz bir hitap kanunu veya mecburiyeti mi var? Varsa eyvallah. Ama yoksa biraz da dinleyicileri düşünün. Merakla konuşmaların bir an önce bitip yemek yeme telaşında oldukları için istemeye istemeye dinlerken “öff möff” çekilerdir. Ne bilem işte, ben öyle hissettim.
Katıldığım tüm gazeteciler gecesinde en çok ve ilk konuşulan mevzulardan biri “Basın Sitesi” olayı olduğu için kulaklarımı iyice açıp, gözlerimi de kürsüye dikip mevzunun konuşulmasını bekledim. Yanımdaki arkadaşları da uyarıp “Şşşt, sessiz olun, Basın Sitesi mevzusunu kaçırmayam” dedim.
Derken konuşulmaya başlandı. Kimler ne dedi hepsini yazmayacam. Sadece iki kişinin konuşmasından bahsedecem. İlk olarak milletvekilimiz Gürsel Erol bu konuyu açtı ve bir şeyler deyip olma ihtimalinin olmadığını belirtip Cemiyet Başkanı Serkan Gürtürk Bey’e “Serkan, bu mevzuyu ben sana özel olarak tek kaldığımızda anlatacam” dedi. Şimdi aldı mı beni bir merak… Bu iş niye uluorta konuşulmi, özel olarak tek kalındığında konuşuli ? Yoksa Elazığ’ın Basın Sitesi talebi “devlet sırrı” mı oldu?
Basın Sitesi konusunda milletvekilimiz Ejder Açıkkapı da ilginç bir konuşma yaptı ve dedi ki: “Buraya gelirken Basın Sitesi mevzusunun konuşulacağını tahmin ettiğim için gelmeden hemen önce Sayın Bakanımız Murat Kurum’u arayıp bilgi edinip size anlatmak istedim ama bakana ulaşamadım.” Tam bu esnada yan taraflardan bir yerden çok kısık bir sesle birisi “Ulaşılsaydı şaşardım” dedi. Kim olduğuna baktım ama sesin sahibini bulamadım. Neyse işte, demek ki Bakanın telefonu kapalıydı veya o anda müsait değildi. Zaten milletvekilimiz de bunu söyledi, “ulaşamadım” dedi.
Konuşmalardan çıkan sonuç şuydu: Elazığ’ın 200 konutluk Basın Sitesi talebi artık hayal ve olma ihtimali yüzde sıfır. Ben öyle anladım. Başkası nasıl anladı bilemem.
İyi niyet dilekleri ve rahmetli Arif Çakmak’la ilgili konuşmaların ardından kavurma, pilav, salata, içecek ve cevizli baklava ile karnımızı doyurduk ve sanatçımız Esat Kabaklı’nın türkülerini dinlemeye başladık. Esat hocam, Arif Çakmak’la olan dostluğu ve hatırı için programa geldiğini ifade etti. Sonra “Oğul”, “Hüseynik” ve birkaç türkü söyledi. Çok sevdiğim “Bir Mucize Olaydı” şiirini de okudu.
Salonun ortasında oturan protokol ne olduysa veya akıllarından ne geçti bilmim ama birdenbire, daha sanatçımızın programı tamamlanmadan kalktılar ve protokol masasını boşaltıp gittiler. Hani biri gitse, birkaçı gitse derim ki “Bir işleri çıktı” veya “uykuları geldi” derim ama öyle olmadı; hemen hepsi aynı dakikalarda çıkıp gittiler.
Biz de protokol olmayan davetliler olarak Esat Kabaklı hocamız ile baş başa kaldık. Türkülerine eşlik edip alkışladık, “Yol Yemez” türküsünün hikâyesini dinleyip türküye eşlik ettik. Fotoğraf çekenler oldu, telefonundan canlı yayın yapanlar oldu. Lafın kısası Esat Kabaklı ile hasret giderdik. Ne iyi ettin geldin, geceye renk kattın ve rahmetli Arif Çakmak gardaşa büyük bir vefa örneği gösterdin Esat Hocam.
Gazetecilerin Basın Sitesi talebi olayına dalınca az kalsın şu toplu alkışlama olayını unutacaktım. Çok ilginç olduğu için yazmadan geceyi bitirmeyem. Adet olduğu üzere konuşmacıları topluca alkışlarız ya… Hani halk arasında buna “şak şak” derler ya… İşte bende de cinslik var ya, tuttum toplu alkışlamaları saydım. Kimin kaçıncı olarak alkışlandığını kafamda not aldım.
Toplu 10. alkışlamada yemekler dağıtılmaya başlandı.
11, 12, 13. alkışı cemiyet başkanına,
14, 15, 16. alkışı Semih Işıkver milletvekilimize,
17, 18, 19, 20. alkışı Gürsel Erol milletvekilimize,
21 ve 22. alkışımızı Ejder Açıkkapı milletvekilimize,
23 ve 24. alkışımızı Valimize,
25, 26, 27. alkışımızı Arif Çakmak’ın evlatlarına yaptık.
İlginç olan, plakamız olan 23. toplu alkışımızın Valimize denk gelmesiydi. Kalan alkışların tümünü ise program bitene kadar sanatçımız Esat Kabaklı’ya yaptık. En çok da onun alkışlarında yorulduk. Zira en çok ve en sık onu alkışladık. İnşallah toplu alkışlama sırasını yanlış saymamışımdır.
Hadi ne durusiz, siz de beni alkışlayın. Bakın, gittim, gezdim, gördüm, geldim ve yazdım. Bu ara Elazığ’da 3G modası var ya (gar, gış, gıyamet). Benimki de 4G oldu; yani gittim, gezdim, gördüm, geldim.
2026 yılının 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü gecesinden izlenimlerim bunlar oldu. Emeği geçenlere ve katılan tüm davetlilere teşekkür ederim. Arif Çakmak gardaşa da Cenab-ı Allah’tan rahmet dilerim. Mekânı cennet olsun.