LEYLA TELÇEKEN

Elezber, kürdi hoyrat, gazel… Bunlar türkülerde makam mış. Peki ben bir türkü dinlediğim zaman bunlar aklıma gelir mi ya da merak edip neyin nesidir diye bakar mıyım? Valla yalan yok gardaş. Ben dinlediğim türkünün yorumuna, söyleyene ve söyleyiş şekline bakarım. Eğer narkozsuz bir operasyonla beni iyi edip etkilise, tamam derim; ahan da aradığım sanatçı ve türkü bu diyip Allah’ın bana verdiği alkışlama yeteneğiyle alkışlarım.
“Ah ele zalım yara bende” diye başlayan elezber makamındaki bir türküyü ağzım açık dinleyince, dinlerken kendimden geçince, efkarlanıp maziye dalınca, karga sesi gibi sesimle ben de eşlik edip “Ah ele zalım yara bende…” diye türkü söylemeye başlayınca, yok gardaş yok; gidip bu türküyü söyleyen bacımızı bulup tebrik edip tanışacam dedim ve öyle de yaptım. Hemşerim Leyla Telçeken hanımı “Kulaktan Kalbe” konserinde gidip buldum.
Koroda olduğu için o sahnedeyken, yılların ustası Kenan Çimtay hocamız ve oğlu Orhan Çimtay hocamız konser sonunda Leyla hanımı anlatıp, hakkında yapılan bazı olumsuz eleştirilere cevap verip neden “Leyla” dediklerine dair bir açıklama yaptılar. Zaten günlerdir ben de “bir kadın nasıl elezber okur” tartışmalarını izleyip hayretle ağzımı açıp “ne kadar kötü ” yorumlar diyidim. Sağ olsun sahnedeki ve salondaki Harput müziğinin ustaları da bu konuyu ele alıp gerekli açıklamaları yapıp bizleri rahatlattılar.
Demek ki olimiş ve bir kadın elezber, kürdi hoyrat türü makamları hem de harika yorumu ve sesiyle yapabilimiş ve yapmalıymış.
Konserden sonra gittim, Leyla hanımı annesinin, babasının ve sevenlerinin yanında bulup nişanlandığı için ve başarısından dolayı tebrik ettim. Mütevazı ve sempatik bir bacımız olduğunu ifade edeyim. Babasıyla da ayaküstü biraz konuştuk ve babasının kızına bu yolda büyük bir desteği olduğunu anladım.
Peki şimdi biz ne yapmalıyız? Yıllar sonra ortaya çıkan, kulağımızın pasını silen, Harput türkülerini başarılı bir şekilde icra eden Leyla Telçeken hanıma tüm gücümüzle destek olmalıyız ve yeni Leyla’ların ortaya çıkması için büyük bir hoşgörü gösterip gayret etmeliyiz.
Yolun açık olsun Leyla Telçeken bacı.

****

KULAKTAN KALBE NAĞMELER

Gardaş, olmaz ki; böyle de yapılmaz ki. IBAN’ımı atam, arasıra bana birkaç kuruş destek olun. Tiyatro, konser, stand-up ne olise para verip bilet alim, izlim ve burda yazim. Siz de yorum yapıp “Sağ ol gardaş, sanki biz de ordamışız gibi tüm detayları öğrendik” diyisiz. Tamam da gardaş, nereye kadar? Valla daha Bağ-Kur maaşım bile yetmi. Biraz maddi destek olun. Anazın babazın hayrı olsun. Olmadı zekâtıza sayın. Elizi cebize atın ve hatta biraz fazla yollayın; patlamış mısırla gazoz da alam. İki kişilik olsun ha. Yengezi de götürem. Şimdi “sen bekârsın olmaz” demiyesiz ha. Anlarsız ya!
Neyse, bu sefer de benden olsun. Ahan da “Kulaktan Kalbe Nağmeler” programını yazim ve okuyun. Buna para istemim; zira sanatçımız Ahmet Yüce bizi davet etti. Bilisiz işte, bu sene kış çetin geçi. Elazığ’da bu seneki kışa bir de isim konuldu ve “Gar, Gış, Gıyamet” senesi dendi. Biz de etkinliklere giderken artık toplu taşıma araçlarını kullanmaya başladık. Böyle olunca bana bayağı mizahi konular da denk geli.
Konsere geçmeden, hemen şu öğretmenevinin karşısındaki durakta yaşadığım bir olaydan başlayam. Bu akıllı durağı ilk defa kullandım. Otobüs beklemek için durağa girince bi baktım, kafama bir sıcak vuri. Başımı bi kaldırdım, tepemde elektrikli soba. Ele hoş kafama sıcak vuri ki iyice gevşedim, mayışmaya başladım ve birkaç otobüse binmeyip sıcağın tadını çıkardım. Tam ben ısınırken iki tane hanım da durağa girdi ve demek ki onlar da ilk defa göriler ki aralarında konuşurken “Ayy ne hoş sıcak, durakta soba yanıyor” dediler. Konuşmalarından anladığım kadarıyla Elazığlı değillerdi. İnanın bu sobalı durak benim de çok hoşuma gitti. Allah belediyemizden razı olsun. İnşallah ilerki aylarda elleri düze çıkınca, borçları ödedikten sonra yaz için de klima takarlar ve yazın da serinleriz.
Neyse işte, sonunda otobüse atladık ve konser için Nurettin Ardıçoğlu Kültür Merkezi’ne gittik. Ayıptır söylemesi, bizi gene en öne oturttular. Tesadüf ya, bu üçüncü oldu ve yine aynı koltuğa denk geldim. Yerim hoş ama en ön beni biraz rahatsız etmeye başladı. Üç adım önümüzde sahne ve sanatçılar. Mecburen alkışla babam, alkışla. Yav, 45 kereye kadar alkışlarımı saydım, sonra da saymaktan vazgeçtim. Ne yapam gardaş, en öndeyim şimdi; az alkışlasam sanatçılara ayıp olacak. Gözümüzün içine bakiler.
Her gittiğim etkinlikte alkışlarımı sayarken “hele bakam 23. alkış kime denk gelecek” diyim. Plakamız 23 ya, ondan önemsim. Bu konserde de 23. alkışım Büyük Abe Bünyamin Eroğlu’na denk geldi. Büyük Abe’den bahsedilince alkışladık. 24. alkışım da Büyük Abe’nin “Vazgeçilmiyor” adlı şarkısına denk geldi.
EFTUD da tarihinde ilk defa Türk sanat müziği programına destek olup düzenlimiş. Bunu da EFTUD Başkanı Ziyaddin Akgüneş ifade etti. Program boyunca şef Orhan Çimtay idaresinde, 23 kişiden (sunucu dâhil) oluşan ekip bizlere müzik ziyafeti çekti.
Konserde üç kişiyi merakla bekleyip izlemeye çalıştım. Diğer sanatçılar kusura bakmasın; hepsi çok iyiydiler ama yalan yok, ben üç kişiye odaklandım. Biri beni telefonla arayıp konsere davet eden Ahmet Yüce, öbürü son günlerde söylediği elezber türküyle gündem olan Leyla Telçeken hanım ve en son da darbukatör Oğuzhan Tunç’tu. Leyla solo söylemedi ve havamı aldım.
Gelelim benim için gecenin en iyilerinden biri olan darbukatör Oğuzhan Tunç’a. Gözümü diktim, onu izledim. Adam sanki savaş uçağı kullanidi. Bu kadar mı yetenek olur gardaş? Saydım, tam sekiz tane müzik aletini aynı anda kullani. Davul, tef, darbuka ve beş tane müzik aleti daha. Ben üçünün adını bilidim ama öbürlerini bilmidim. Oğuzhan sekiz tane çalgı aletini kullani, bunlar yetmi bir de iki de bir koro şefi Orhan Çimtay’a mikrofon kavuşturidi. Ne diyem gardaş… Valla helal olsun Oğuzhan’a.
Kış olmasına rağmen kalabalık bir seyirci topluluğuyla bizi maziye götüren, hayallere daldıran şarkılarla içimiz ısındı ve alkışlamaktan ellerimiz şişti. Emeği geçenlere, Eftud başkanı Ziyaddin Akgüneş ve ekibine, Koro şefi Orhan Çimtay hocamıza ve babası Kenan Çimtay hocamıza, sanatçılarımıza teşekkür ederiz.