KİMYAMIZ BOZULDU

Meşhur bir kafede bizi çay içmeye davet eden bir dostumuz ile bir araya geldik… Kare bir masadaydık, önce ‘’havadan sudan, sonra mekânın kirasından, ekonomimize katkısından çalışanlarından” bahsettik. Ekonomiye katkısı çalıştırdığı elamanlarla ilgiliydi. Çünkü bir sürü üniversite mezunu genç, garsonluk yapidi… İlerleyen saatlerde biz elektrik ve doğalgaz faturalarından bahsederken, mekândaki aydınlatmaya gelebilecek faturaları hesaplarken, ünlü bir doktorumuz da bize katıldı. Kendisi Psikiyatri alanında olduğu için ilginç bir kaç olay anlattı. İyi bir dinleyici olduğum için pür dikkat dinledim ve anlattıklarının içinden en ilginç olanı cımbızladım…
Çok güncel bir mevzuydu; "Faturalar…" Artık insanların kendini aradığında, Sağlık problemlerinden önce elektrik faturalarını anlattıklarını, yüksek faturaları kafaya taktıklarını, tereddütlü olduklarını, hatta; “Doktor bey acaba size de mi böyle faturalar geliyor?’’ Diye sorduklarını anlattı.

Benim anladığım kadarıyla bu konu artık doktorluk bir vaka olmuş ve insanlar psikiyatriye danışma lüzumu hissetmeye başlamışlar. Dikkatle dinlediğim bölümden cımbızlayarak çıkardığım konudan bu sonucu elde ettim. Sizin psikolojiniz nasıl bilmim? Ama bazılarının psikolojisinin fena bozulduğu doktor raporuyla kanıtlandı. Meşhur kafeye gittiğimiz gece. Nerdeyse kafeden çıkarken mekân sahibine lambaları kısın diyecektim. Demedim! Isıtma bedeli almalarını bekledim ama almadılar. Fatura şişkindi ondan.

***

MADEN DAĞI DUMANDIR

Heyelan oldu toprak kaydı. ‘’Haydin Maden’i başka yere kaydırak’’. İtirazlar olunca; ‘’Neyse vazgeçtik mahalleleri kaydırak…’’ Deprem, pandemi derken biraz unutuldu. Hatta o aralar bir yazı yazmıştım; ‘’Maden’i kurtarsa kurtarsa İzzet ALTINMEŞE kurtarır’’ diye. Ardından bombalar patladı… Maden’de çok büyük kobalt, altın yatakları olduğu ortaya çıktı. Biraz huylanmadım değil. Kötü kalpliyim ya… Her şey de bir bahane arim ya… Tuttum toprak kaymasını, Maden’in taşınmasını bu olaya bağladım. Hâlbuki ne alaka. Amaç Maden ilçemizi kurtarmakmış. Hatta saf saf diyim; ‘’İzzet abe gel, Maden Dağı dumandır, yolu dolam dolamdır, De loyloy de loyloy Türküsünü söyle Maden’i kurtarak’’.                             Daha gelmesine gerek kalmadı, Maden köşeyi döndü. Az değil altın kobalt madenleri, eğer sahip çıkılırsa ihalesini yerli firmalar alırsa. İthal işçi getirilmezse. Kazanılan para ‘’Ferrokrom’’ gibi il dışına akmazsa, Maden de kurtulur, Elâzığ da kurtulur, hatta Elazığspor da kurtulur. İzzet ALTINMEŞE’nin türküsüyle tüm Türkiye'de tanınan Maden’i değil Türkiye, tüm dünya tanır. Şu anda heyecanla ihaleyi beklim sürede biraz uzatılmış. Haydi, Gakgoşlar, gözüzü sevem alın şu ihaleyi… Tek mi alisiz, beş on kişi birlikte mi alisiz, nasıl alisez alın… Gidek bu güzel ilçemizde ağız tadıyla ‘’Kuru Tava’’ yiyek. Eğer kaptırırsak değil kuru tava, tavada yumurtayı bile ararız. Dünyadaki 917 bin Elazığlı’yı bu göreve davet edim. Maden elimizden kayıp gitmesin.

***

MERKEZ

Birileri görevden alınınca ardından açıklama geli."Merkeze alındı". Merak edim acaba bu merkez nasıl bir yer? Çok mu kalabalık? Oraya gidenler orda ne yapiler? Ne yiyiler? Ne içiler? Okey mi oyniler? Tavla mı oyniler? Merkez, ayrıldıkları yerden daha mı iyi? Tekrar merkezden etrafa çıkabililer mi? Yoksa merkezden emekli mi oliler? Bu merkezin adresi yeri yurdu belli mi? Kafaya taktım…                                    Yolum Ankara'ya düşünce gidip merkezi bulacam… Ne yapam işte meraklı biriyim, bilen biri varsa bana anlatsın… Bir daha bu iş için Ankara'ya gitmiyem. Beni arayan olursa merkez lokantasındayım. Oranın kekliği çok meşhur keklik yiyim.

***

İÇİ BOŞ BAKLAVA

Kaç gündür içi boş baklava muhabbetine şahit olunca benim de aklıma eskiler geldi! Mesela bizde yıllarca içi boş "yalancı içli köfteler" yedik. Salçalı köfte değil de, salçalı köftenin atası olan ‘’salçalı ekmekler’’ yedik. ‘’Hatta salçalı köfte ilerleyen zamanlarda salçalı ekmeğin geliştirilmesiyle kıymayla tanışmasıyla ortaya çıkmıştır.’’ Diyenler de var. Neyse işte bir şekilde analarımız, nenelerimiz bizi yıllarca kandırmışlar. Şans işte o zaman sosyal medya internet falan olmadığı için aile içinde kalmış. Eğer bugün olsaydı. Atardım yalancı içli köfte, salçalı ekmek resmini sosyal medyaya konu komşuya ifşa ederdim, bak bakayım bir daha yapabilirler miydi?

HAFTANIN FIKRASI:

KEKEÇ

Biri kekeme iki arkadaş, Mesire’den çıkarken münakaşa ederler…

Kekeme olmayanı kekemeye küfür eder. Yola devam ederler. Gülmez Tepesini aşarlar, kekeme ancak cevap verir:

- “Beeeen de seeenin!..”

HAFTANIN FOTOĞRAFI:

WhatsApp Image 2022-02-16 at 22.49.58.jpeg