Türk futbolu bir atılım içerisinde. Gerek Avrupa’daki başarılarımız, gerek Milli Takım performansı, gerekse de Trendyol Süper Lig’indeki rekabet ve kalite, sporseverlerin bu yılki beklentilerini karşılar vaziyette gibi görünüyor. Hakemlerimizin başarısız performansları, hakemlere ve tribünde taraftarlara uygulanan şiddet, negatif gördüğümüz unsurlar.

AVRUPADA TAKIMLARIMIZ
    Dört takımla katıldığımız Avrupa kupalarına, Galatasaray ve Fenerbahçe takımlarımız ile yola devam ediyoruz. Şampiyonlar Ligi’nde çok zor bir gruba düşen Galatasaray, gösterdiği performans ile göğsümüzü kabarttı. Yapılan transferlerin ve teknik direktör Okan Buruk’un performansı, tatmin edici düzeydeydi. Fenerbahçe’nin grubunu lider tamamlayarak tur atlaması, Avrupa Konfederasyon kupasında kupanın favorileri arasında gösteriliyor. Galatasaray ve Fenerbahçe’nin finale kadar ilerlemeleri sürpriz olmayacaktır.
                   
SÜPER LİG
    Trendyol Süper Lig’de, kadro derinliği ve kalitesi baz alındığında rakiplerine ciddi üstünlük sağlayan Fenerbahçe ve Galatasaray, sıralamadaki yerleri ile fark yarattılar. Beşiktaş, Trabzonspor ve diğer Anadolu kulüpleri, kendi aralarında üçüncülük ve küme düşmeme rekabeti ile sezonu tamamlayacaklar gibi görünüyor. İstanbulspor, Pendik, Alanya, Samsun, Gaziantep takımları ligin en zayıf kadro ekibine sahip gibi görünüyorlar. Muhtemelen bu takımlar arasından dördü lige veda edecekler. Şampiyonluk yarışında ise Fenerbahçe, rakiplerine oranla daha avantajlı görünüyor. Uzun soluklu maratonda Kayseri, Adanademirspor ve Beşiktaş ‘ın üçüncülük dışında bir hedeflerinin olması realiteye çok uzak geliyor. Fenerbahçe ve Galatasaray arasında geçecek olan şampiyonluk yarışı nefes kesecek. Her iki takımın da kaliteli bir kadroya sahip olması tahminler zorlaştırsa da ben Fenerbahçe’nin ipi göğüsleyeceğini düşünüyorum. Galatasaray’ın Avrupa maçlarının daha zorlu geçme ihtimali, Türkiye Kupası ile birlikte üç kulvarda yarışacak olması ile bazı mevkilerde Fenerbahçe‘ye oranla alternatifsizlikleri dezantajları olarak görünüyor. Zira; Icardi, S. Boey, Torreira, gibi oyuncuların alternatiflerinin yokluğu, daha doğrusu bu oyuncuların yokluğunda çok zorlanacağı gerçeği hesaba katılmalıdır. Zaha, Tete, Ziyech, Ndombele gibi oyuncuların sezon başı kampı yapamamaları da başka bir handikap. Galatasaray’ın bu dezantajlarına karşın Fenerbahçe’de böyle bir tablo göremiyoruz. Her mevkide birden çok alternatifin oluşu ve iyi bir hava yakalamaları bir adım daha öne çıkmasını sağlıyor. Fenerbahçe için tek riskin, aynı anda dört beş sakat oyuncusunun olma ihtimali ki bu risk oldu zaten.
    Hakemlerimizin sezon başından beri gösterdikleri performansın yeteriz olduğunu net görüyoruz. Var sisteminin avantajlarına rağmen basit hataların devam etmesi hem sahadaki oyuncuları, hem de maçı izleyen yönetici ve taraftarları gerdiğini söylemeden geçemeyeceğim. Güvenlik görevlilerinin tribünlerde seyircilere, yöneticilerin de saha içinde veya dışında hakemlere uyguladıkları şiddet olaylarını kınıyor, hiç bir gerekçenin şiddetle sorunları çözemeyeceğini bir daha hatırlatmak istiyorum. TFF’nin son yaşanılan olayların baş sorumlusu olduğunu, Türk Futbolu’nu yönetmek konusunda zaafiyet gösterdiklerini düşünüyorum.